Mustafa Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Gözün aniden duvardaki o kutuya takılır, yazın ortasında ev bir anda fırına dönmüştür ve kumanda tuşlarına ne kadar çılgınca basarsan bas o minik ekrandan başka hiçbir şey kıpırdamaz. İçten içe o kabusu yaşarsın, hani tam da en sıcak günde insanı bulur ya bu işler... Önce fişi çekip takarsın, pilleri değiştirirsin, belki kendiliğinden düzelir diye umut bağlarsın ama yok, cihaz sessizliğe gömülmüştür ve sen öylece kalakalmışsındır ortada.
Sigorta kutusuna doğru adımlarken ayaklarının altındaki parkeler bile sıcaktan yapış yapış hissettirir, acaba ana şalter mi attı diye düşünmeden edemezsin. Bazen bütün mesele mutfaktaki fırınla çamaşır makinesi aynı anda çalışırken evin yükü kaldıramamasıdır, mini bir şalter indirir ve bütün havan söner işte. Düğmeyi kaldırdığında gelen o tok ses var ya,hafif bir rahatlama dalgası yayılır içine ama ya sorun sadece sigorta değilse...
Filtreleri en son ne zaman temizlemişti acaba insan, şöyle bir hafızayı yoklayınca tozdan görünmez hale geldikleri o geçen yaz akla gelir. Cihaz kendini korumaya almış olabilir mi, zavallı motor içerideki o kalın toz tabakasından nefes alamıyordur belki de. Kapağı açtığında parmaklarına bulaşan o gri tortu, aslında klimanın sana uzun süredir sessizce haykırdığı yardım çığlığından başka bir şey değildir.
Dış üniteye şöyle bir balkondan uzanıp bakmak gerek bazen, kuşlar yuva mı yapmış yoksa koca bir yaprak yığını bütün vantilatörün önüne sedir gibi kurulmuş mu diye. Sıcak havayı dışarı atamayan o demir yığını, içeriyi soğutmak yerine kendi içinde bunalıp durur çünkü. Kompresörden gelen o cızırtılı garip sesler kulağı tırmalamaya başladıysa, korkarım ki işin rengi değişiyor demektir.
Acaba servis çağırmadan önce kumandanın "heat" modunda mı kaldığını kontrol ettin mi, insan dalgınlıkla tuşlara basıp kalabiliyor bazen. Bütün bu koşturmaca içinde en basit detaylar gözden kaçar, insan o anın panik haliyle hemen en kötü senaryoyu kurmaya bayılır çünkü. Birkaç dakika soluklanıp balkonda esen o yalancı esintiyi yakalamaya çalışmak belki de en iyisidir, ne dersin...
Sigorta kutusuna doğru adımlarken ayaklarının altındaki parkeler bile sıcaktan yapış yapış hissettirir, acaba ana şalter mi attı diye düşünmeden edemezsin. Bazen bütün mesele mutfaktaki fırınla çamaşır makinesi aynı anda çalışırken evin yükü kaldıramamasıdır, mini bir şalter indirir ve bütün havan söner işte. Düğmeyi kaldırdığında gelen o tok ses var ya,hafif bir rahatlama dalgası yayılır içine ama ya sorun sadece sigorta değilse...
Filtreleri en son ne zaman temizlemişti acaba insan, şöyle bir hafızayı yoklayınca tozdan görünmez hale geldikleri o geçen yaz akla gelir. Cihaz kendini korumaya almış olabilir mi, zavallı motor içerideki o kalın toz tabakasından nefes alamıyordur belki de. Kapağı açtığında parmaklarına bulaşan o gri tortu, aslında klimanın sana uzun süredir sessizce haykırdığı yardım çığlığından başka bir şey değildir.
Dış üniteye şöyle bir balkondan uzanıp bakmak gerek bazen, kuşlar yuva mı yapmış yoksa koca bir yaprak yığını bütün vantilatörün önüne sedir gibi kurulmuş mu diye. Sıcak havayı dışarı atamayan o demir yığını, içeriyi soğutmak yerine kendi içinde bunalıp durur çünkü. Kompresörden gelen o cızırtılı garip sesler kulağı tırmalamaya başladıysa, korkarım ki işin rengi değişiyor demektir.
Acaba servis çağırmadan önce kumandanın "heat" modunda mı kaldığını kontrol ettin mi, insan dalgınlıkla tuşlara basıp kalabiliyor bazen. Bütün bu koşturmaca içinde en basit detaylar gözden kaçar, insan o anın panik haliyle hemen en kötü senaryoyu kurmaya bayılır çünkü. Birkaç dakika soluklanıp balkonda esen o yalancı esintiyi yakalamaya çalışmak belki de en iyisidir, ne dersin...