Aydın Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Egzosun altından gelen o hafif tıkırtıyı ilk duyduğunuzda muhtemelen lastiklerden sıçrayan bir taş zannettiniz... Aslında seramik peteklerin ufalanmaya başladığının ve egzoz basıncının geriye doğru tepki üretebileceğinin ilk işaretiydi o ses; yani motorun iç dengesi yavaş yavaş sarsılıyordu.
Zamanla tıkanan monolit yapı, egzoz gazlarının dışarı rahatça süzülmesine izin vermez; bu da yanma odasında sıkışan artık gazların piston tepelerine fazladan yük bindirmesine neden olur. Piston segmanları bu aşırı basınca direnemediğinde, karterdeki motor yağı yanma odasına sızmaya başlar veya yağlama basıncı rejim dışına çıkar.
Motor yağ seviyesinin durup dururken azalması genellikle bu geriye tepen egzoz basıncının segmanları zorlamasıyla doğrudan ilişkilidir... Egzoz manifoldundaki ısı yönetimi bozuldukça silindir duvarlarındaki yağ filmi özelliğini yitirir ve metal yüzeyler aşınmaya başlar.
Aslında buradaki temel zincirleme reaksiyon tam olarak şöyle işler: tıkanan konvertör ısıyı egzoz portlarında hapseder, bu ısı artışı motor yağının viskozitesini (akışkanlık direncini) bozar ve yağ molekülleri yüksek sıcaklık altında özelliğini kaybederek eksilmeye başlar. Gösterge panelindeki yağ lambası henüz yanmamış olabilir ama yağ çubuğunu çektiğinizde rengin o koyu ve yanık tonuna döndüğünü fark edersiniz.
Sırf egzoz emisyonu düşmüyor diye konvertör iptaline yönelenler genelde bu teknik detayları göz ardı ederler... Oysa seramik yapının kırılıp toz haline gelmesi ve bu partiküllerin egzoz sübabı aralığından geri emilme ihtimali, motor yağının içine metal tozlarının karışması demektir ki bu da yatak sarmaya kadar gider.
Yağ eksiltme şikayetiyle servise gidip sadece turbo veya supap lastiklerine bakıp geçmeyin; alttaki o metal kutunun içi dolmuşsa motorunuzun kanı olan yağ her şekilde zarar görecektir. Basınç sensörleri her şeyi hemen yakalayamaz bazen... Egzoz çıkışındaki o hafif yağ kokusunu duyduğunuz an, sistemin artık nefes alamadığını ve yağı tükettiğini anlarsınız.
Zamanla tıkanan monolit yapı, egzoz gazlarının dışarı rahatça süzülmesine izin vermez; bu da yanma odasında sıkışan artık gazların piston tepelerine fazladan yük bindirmesine neden olur. Piston segmanları bu aşırı basınca direnemediğinde, karterdeki motor yağı yanma odasına sızmaya başlar veya yağlama basıncı rejim dışına çıkar.
Motor yağ seviyesinin durup dururken azalması genellikle bu geriye tepen egzoz basıncının segmanları zorlamasıyla doğrudan ilişkilidir... Egzoz manifoldundaki ısı yönetimi bozuldukça silindir duvarlarındaki yağ filmi özelliğini yitirir ve metal yüzeyler aşınmaya başlar.
Aslında buradaki temel zincirleme reaksiyon tam olarak şöyle işler: tıkanan konvertör ısıyı egzoz portlarında hapseder, bu ısı artışı motor yağının viskozitesini (akışkanlık direncini) bozar ve yağ molekülleri yüksek sıcaklık altında özelliğini kaybederek eksilmeye başlar. Gösterge panelindeki yağ lambası henüz yanmamış olabilir ama yağ çubuğunu çektiğinizde rengin o koyu ve yanık tonuna döndüğünü fark edersiniz.
Sırf egzoz emisyonu düşmüyor diye konvertör iptaline yönelenler genelde bu teknik detayları göz ardı ederler... Oysa seramik yapının kırılıp toz haline gelmesi ve bu partiküllerin egzoz sübabı aralığından geri emilme ihtimali, motor yağının içine metal tozlarının karışması demektir ki bu da yatak sarmaya kadar gider.
Yağ eksiltme şikayetiyle servise gidip sadece turbo veya supap lastiklerine bakıp geçmeyin; alttaki o metal kutunun içi dolmuşsa motorunuzun kanı olan yağ her şekilde zarar görecektir. Basınç sensörleri her şeyi hemen yakalayamaz bazen... Egzoz çıkışındaki o hafif yağ kokusunu duyduğunuz an, sistemin artık nefes alamadığını ve yağı tükettiğini anlarsınız.