Kerim Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Geniş yollara çıkmadan önce garajda bekleyen o demir yığınının bizimle aynı dili konuşmasını bekleriz ama yanılırız.
Kilometre saati arttıkça metalin yorgunluğu artar, bunu en çok motorun homurtusundan anlarız aslında.
Yağ filtresi zamanında değişmezse ne olur?
İçerideki o simsiyah ve kalınlaşmış sıvı, kalbi tıkırtılarla yorar.
Değiştirmek lazım tabii, geciktirmemek en iyisi.
Fren balatalarından gelen o tiz gıcırtı sesini kaç kere duyduk da görmezden geldik kim bilir?
Hayat koşturmacasında balata incelmesini umursamıyoruz, ta ki pedal boşa çıkana kadar.
Lastik dişleri derinliğini yitirdiğinde asfaltla bağımız kopuyor, bunu fark etmek için yağmurlu bir günü beklememek şart.
Havası inmeyen lastik bile zamanla sertleşir, yol tutuşu birden bire kaybolur gider.
Antifriz sadece kışın mı lazımdır sanki?
Yaz sıcaklarında motoru ayakta tutan o yeşil ya da kırmızı sudur, eksilmesin diye ara sıra kaputu açıp bakmalı.
Triger kayışı koptuğunda motorun içine ne olduğunu düşündün mü hiç?
Büyük masraf kapıda demektir, oysa küçük bir kontrolle bu iş çözülürdü.
Kilometre dolmasa bile yıllar geçtikçe lastik hamuru çatlar, bunu gözle görmek bazen zordur ama gerçektir.
Buji atladığında yakıt kokusu burnumuza gelir, motor teklemeye başlar.
Değiştirmesi alt tarafı on dakikalık iştir ama biz hep erteleriz.
Egzozdan çıkan o koyu duman kime işaret eder?
Motorun içindeki dengesizliğin ta kendisidir o.
İkinci el araba masrafsız yürür sanmak en büyük yanılgımız.
Bakım saati geldiğinde parayı esirgememek lazım, sonra çok daha fazlası cebimizden çıkıyor çünkü.
Kilometre saati arttıkça metalin yorgunluğu artar, bunu en çok motorun homurtusundan anlarız aslında.
Yağ filtresi zamanında değişmezse ne olur?
İçerideki o simsiyah ve kalınlaşmış sıvı, kalbi tıkırtılarla yorar.
Değiştirmek lazım tabii, geciktirmemek en iyisi.
Fren balatalarından gelen o tiz gıcırtı sesini kaç kere duyduk da görmezden geldik kim bilir?
Hayat koşturmacasında balata incelmesini umursamıyoruz, ta ki pedal boşa çıkana kadar.
Lastik dişleri derinliğini yitirdiğinde asfaltla bağımız kopuyor, bunu fark etmek için yağmurlu bir günü beklememek şart.
Havası inmeyen lastik bile zamanla sertleşir, yol tutuşu birden bire kaybolur gider.
Antifriz sadece kışın mı lazımdır sanki?
Yaz sıcaklarında motoru ayakta tutan o yeşil ya da kırmızı sudur, eksilmesin diye ara sıra kaputu açıp bakmalı.
Triger kayışı koptuğunda motorun içine ne olduğunu düşündün mü hiç?
Büyük masraf kapıda demektir, oysa küçük bir kontrolle bu iş çözülürdü.
Kilometre dolmasa bile yıllar geçtikçe lastik hamuru çatlar, bunu gözle görmek bazen zordur ama gerçektir.
Buji atladığında yakıt kokusu burnumuza gelir, motor teklemeye başlar.
Değiştirmesi alt tarafı on dakikalık iştir ama biz hep erteleriz.
Egzozdan çıkan o koyu duman kime işaret eder?
Motorun içindeki dengesizliğin ta kendisidir o.
İkinci el araba masrafsız yürür sanmak en büyük yanılgımız.
Bakım saati geldiğinde parayı esirgememek lazım, sonra çok daha fazlası cebimizden çıkıyor çünkü.