Hakan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
O anı çok iyi bilirsin; sabah tam vaktinde evden çıkmışsın, kafanda günün telaşı var ve anahtarı çeviriyorsun ama o tanıdık motor sesi bir türlü gelmiyor. Marş basıyor, aküde sorun yok gibi duruyor fakat araba ısrarla çalışmamakta direniyor... İşte tam bu noktada, Hyundai kullanıcılarının zaman zaman kapısını çalan o meşhur yakıt pompası meselesiyle baş başa kalmış olabilirsin.
Yolda giderken aniden gelen o garip güç kaybı hissi, insanı bir anda soğuk terler dökmeye yeter de artar bile. Gaza basıyorsun ama araba tepki vermiyor, sanki arkadan biri aracı çekiyormuş gibi kasılıyor, silkeleniyor. Benzin deposunun oralardan gelen hafif vızıltı sesinin aniden kesilmesi ya da tam aksine çok yüksek bir gürültüye dönüşmesi de cabası.
Depoyu sürekli çeyrek halkanın altında tutma alışkanlığından artık vazgeçmen gerekiyor dostum. Çünkü o küçücük pompa, depodaki yakıtın kendisiyle soğuyor; yani sen depoda yakıt bırakmadıkça o zavallı parça kendi kendini yakmaya, aşırı ısınmaya başlıyor. Az yakıtla gezmek, kelimenin tam anlamıyla kendi elinle masraf çıkarmak demek.
Peki ya o depodaki tortular, zamanla biriken pislikler ne olacak? Kalitesiz yakıt aldığında ya da depoyu dibine kadar süzdürdüğünde, tüm o birikinti direkt pompanın süzgecine doluyor, sistemi tıkıyor. Sonra durduk yere araba rölantide titremeye başlıyor, kırmızı ışıkta beklerken kendi kendine stop ediyor.
Sanayiye gitmeden önce ufak bir dinleme testi yapmak sana çok şey anlatır aslında. Kontağı yarım çevirdiğinde arka koltuğun altından gelen o birkaç saniyelik "fıssss" sesi var ya... İşte o ses gelmiyorsa, pompa rölesi veya pompanın kendisi sana çoktan veda etmiş olabilir...
Gözünü seveyim, böyle bir şüpheye düştüğünde işi geçiştirmeye çalışma, hemen güvendiğin bir ustaya göster arabayı. Yolda kalmanın stresi, çekici beklemenin çilesi inan ki zamanında yaptıracağın küçük bir kontrolden çok daha ağır geliyor insana. Arabanın dilinden anlamak, onun sana verdiği bu küçük ipuçlarını kaçırmamak seni her zaman yolda kalmaktan kurtarır.
Yolda giderken aniden gelen o garip güç kaybı hissi, insanı bir anda soğuk terler dökmeye yeter de artar bile. Gaza basıyorsun ama araba tepki vermiyor, sanki arkadan biri aracı çekiyormuş gibi kasılıyor, silkeleniyor. Benzin deposunun oralardan gelen hafif vızıltı sesinin aniden kesilmesi ya da tam aksine çok yüksek bir gürültüye dönüşmesi de cabası.
Depoyu sürekli çeyrek halkanın altında tutma alışkanlığından artık vazgeçmen gerekiyor dostum. Çünkü o küçücük pompa, depodaki yakıtın kendisiyle soğuyor; yani sen depoda yakıt bırakmadıkça o zavallı parça kendi kendini yakmaya, aşırı ısınmaya başlıyor. Az yakıtla gezmek, kelimenin tam anlamıyla kendi elinle masraf çıkarmak demek.
Peki ya o depodaki tortular, zamanla biriken pislikler ne olacak? Kalitesiz yakıt aldığında ya da depoyu dibine kadar süzdürdüğünde, tüm o birikinti direkt pompanın süzgecine doluyor, sistemi tıkıyor. Sonra durduk yere araba rölantide titremeye başlıyor, kırmızı ışıkta beklerken kendi kendine stop ediyor.
Sanayiye gitmeden önce ufak bir dinleme testi yapmak sana çok şey anlatır aslında. Kontağı yarım çevirdiğinde arka koltuğun altından gelen o birkaç saniyelik "fıssss" sesi var ya... İşte o ses gelmiyorsa, pompa rölesi veya pompanın kendisi sana çoktan veda etmiş olabilir...
Gözünü seveyim, böyle bir şüpheye düştüğünde işi geçiştirmeye çalışma, hemen güvendiğin bir ustaya göster arabayı. Yolda kalmanın stresi, çekici beklemenin çilesi inan ki zamanında yaptıracağın küçük bir kontrolden çok daha ağır geliyor insana. Arabanın dilinden anlamak, onun sana verdiği bu küçük ipuçlarını kaçırmamak seni her zaman yolda kalmaktan kurtarır.