Burak Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sabahın köründe işe yetişmek için aceleyle kontağı çevirirsin, motor sessizce çalışır ama o da ne, gösterge panelinde turuncu bir lastik sembolü inatla yanıp sönüyor... Aslında lastiklerin sağlam gibi görünür, gözüne normal gelir ama o lamba seni bir şekilde huzursuz eder, bütün gün aklın o sarı ışıkta kalır.
Hava sıcaklıkları mevsim geçişlerinde bir türlü kararlı duramaz, gece don, gündüz güneş derken lastiklerin içindeki hava molekülleri bu ısı oyununa dayanamayıp büzüşür ya da genleşir. Hyundai mühendisleri de tam olarak bu yüzden tekerleklerin dönme hızını ve iç basıncını sürekli takip eden hassas sensörler yerleştirmiştir supapların arkasına.
Sadece havanın soğuması yetmez bazen, ufak bir çivi batması veya eskiyen jant kenarlarından kaçan o sinsi hava kaçağı da bu uyarıyı tetikler. Lastikçi yolu görünmüştür artık, basarsın istasyonu bulup havayı tamamlamaya ama bazen lambanın sönmesi o kadar da kolay olmaz, biraz yol yapmak gerekir sistemin kendine gelmesi için.
Her zaman lastik havasından ibaret değildir mesele, bazen lastikçide değişen supaplar veya akü sökülüp takıldığında kafası karışan beyin de bu sinyali verebilir. Torpido gözünün içinde ya da direksiyonun alt kısmında saklanan o sıfırlama düğmesine birkaç saniye basılı tutmak gerekebilir bazen, sistemi yeniden kalibre etmek için.
Sensörlerin pilleri bittiğinde ya da kış lastiği değişimi sırasında esnafın usta elleriyle yanlışlıkla ezdiği o minik parçalar yüzünden de bu lamba hayatının bir parçası haline gelebilir... Yetkili servise gitmeden önce lastik basınçlarını tek tek elinle kontrol etmek, hatta biraz fazladan hava basıp denemek en mantıklı ilk adımdır.
Unutmamak lazım ki yolda giderken direksiyonun titremesiyle birlikte yanan o lamba sadece bir elektronik arıza değil, senin ve sevdiklerinin can güvenliği için çırpınan masum bir uyarıdır aslında. Lastiklerin yola tutunduğu o dört küçük temas yüzeyini küçümsememek, her sarı ışık yandığında aklına ilk olarak lastik havalarını getirmek en iyisidir.
Hava sıcaklıkları mevsim geçişlerinde bir türlü kararlı duramaz, gece don, gündüz güneş derken lastiklerin içindeki hava molekülleri bu ısı oyununa dayanamayıp büzüşür ya da genleşir. Hyundai mühendisleri de tam olarak bu yüzden tekerleklerin dönme hızını ve iç basıncını sürekli takip eden hassas sensörler yerleştirmiştir supapların arkasına.
Sadece havanın soğuması yetmez bazen, ufak bir çivi batması veya eskiyen jant kenarlarından kaçan o sinsi hava kaçağı da bu uyarıyı tetikler. Lastikçi yolu görünmüştür artık, basarsın istasyonu bulup havayı tamamlamaya ama bazen lambanın sönmesi o kadar da kolay olmaz, biraz yol yapmak gerekir sistemin kendine gelmesi için.
Her zaman lastik havasından ibaret değildir mesele, bazen lastikçide değişen supaplar veya akü sökülüp takıldığında kafası karışan beyin de bu sinyali verebilir. Torpido gözünün içinde ya da direksiyonun alt kısmında saklanan o sıfırlama düğmesine birkaç saniye basılı tutmak gerekebilir bazen, sistemi yeniden kalibre etmek için.
Sensörlerin pilleri bittiğinde ya da kış lastiği değişimi sırasında esnafın usta elleriyle yanlışlıkla ezdiği o minik parçalar yüzünden de bu lamba hayatının bir parçası haline gelebilir... Yetkili servise gitmeden önce lastik basınçlarını tek tek elinle kontrol etmek, hatta biraz fazladan hava basıp denemek en mantıklı ilk adımdır.
Unutmamak lazım ki yolda giderken direksiyonun titremesiyle birlikte yanan o lamba sadece bir elektronik arıza değil, senin ve sevdiklerinin can güvenliği için çırpınan masum bir uyarıdır aslında. Lastiklerin yola tutunduğu o dört küçük temas yüzeyini küçümsememek, her sarı ışık yandığında aklına ilk olarak lastik havalarını getirmek en iyisidir.