Ahmet Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Direksiyonun arkasındaki o anlık sessizlik, gösterge panelindeki hararet ibresinin kırmızı çizgiye doğru sinsice tırmandığını gördüğünüz an bozulur işte. Eski bir muhabir olarak yollarda geçirdiğim yıllar bana şunu çok net öğretti; Hyundai’lerin o mütevazı ve dayanıklı motor blokları aslında kolay kolay pes etmez, ama termostat dediğimiz o küçücük pirinç valf sıkıştığı zaman işin rengi saniyeler içinde değişir. Radyatördeki soğutma sıvısının motor bloğuna geçişine izin vermeyen kapalı kalmış bir mekanizma, en sağlam silindir kapak contasını bile birkaç kilometre içinde hamur gibi eritip atabilir... İşin garibi, o an kaputu açıp baktığınızda fandan yükselen o çaresiz uğultudan başka hiçbir şey duyamazsınız.
Hararet ibresinin bir türlü yükselmemesi, motorun ideal çalışma sıcaklığı olan o kritik 90 dereceye bir türlü ulaşamaması da tam olarak bu meret yüzündendir. Yokuş aşağı inerken ya da kışın otobanda giderken kaloriferin aniden buz gibi üflemeye başladığını fark ettiniz mi hiç? Termostatın açık konumda takılı kalması, soğutma sıvısının sürekli geniş radyatör kanalında dolaşmasına ve motorun aşırı soğuyarak ideal yanma odası sıcaklığından uzaklaşmasına yol açar. Zengin karışımla çalışmaya başlayan enjektörlerin silindirlere fazladan yakıt püskürtmesi, çiğ yakıt kokusu ve gitgide kabaran benzin faturası... Aynı sorunun tam zıt iki farklı yüzüdür bu aslında.
Motor kaputunun altındaki o tıkırtıların, genleşme kavanozundaki o garip kabarcıkların dili vardır ve sürücüsüne hep bir şeyler anlatmaya çalışır. Yetkili serviste bilgisayara bağlattığınızda P0128 arıza kodunu okuyorsanız, soğutma sistemi termostatının soğutucu sıcaklık seviyesini doğru aralıkta tutamadığı belgelenmiş demektir artık. Bazen genleşme kabındaki antifriz seviyesinin aniden yükselip taşıcıdan dışarı püskürdüğünü görürsünüz, bazense alt hortum buz gibiyken üst hortumun el yakacak kadar ısındığına şahit olursunuz. Soğutma sıvısı devirdaim yapamıyor, sirkülasyon durmuş demektir bu...
Triger kayışının değişim periyodunu aksatmayan, periyodik bakımlarını günü gününe yaptıran pek çok Hyundai kullanıcısının gözden kaçırdığı en büyük tuzak, sırf ucuz diye sisteme basılan musluk suyudur. Kireçlenen ve zamanla korozyona uğrayan termostat gövdesi, yay mekanizmasının esnekliğini kaybetmesine ve pimin yuvasında sıkışıp kalmasına neden olur. Antifriz sadece donmayı engellemez ki; o mekanik aksamın yağ gibi kaymasını, kireç tutmamasını da sağlar. Kaliteli bir etilen glikol karışımı kullanmamak, o minik metal parçayı kendi ellerinizle ölüme terk etmektir bir bakıma.
Hararet göstergesinin kırmızıya gülümsediği o felaket anında yapacağınız tek bir yanlış hareket, bir anda motor revizyonu gibi devasa bir masraf kalemiyle yüzleşmenize sebep olabilir. Hemen kenara çekip kontağı kapatmak mı, yoksa aracı rölantide çalıştırıp kaloriferi sonuna kadar sıcak konumda açarak iç mekandaki radyatör üzerinden ısıyı tahliye etmeye çalışmak mı? Kesinlikle ikincisi... Ama kapağı hemen açmaya kalkışmayın sakın, o basınçlı kızgın buharın yüzünüze fışkırmasını istemezsiniz.
Orijinal yedek parça kullanma konusundaki muhafazakar tavrımı gazetecilik yıllarımın verdiği o şüpheci yaklaşıma bağlayabilirsiniz belki. Ancak piyasada Hyundai logosuyla satılan yan sanayi termostatların açma sıcaklık toleransları o kadar değişken ki, 82 derecede açması gereken valf 95 derecede kafasına göre takılabiliyor. Yaşadığınız bu deneyim size paranızın karşılığını fazlasıyla verir ama silindir kapağı eğrilmiş bir motoru rektifiye ettirmek... Yan sanayi bir parçanın yaratacağı riskin bedeli inanın çok daha ağır olur.
Hararet ibresinin bir türlü yükselmemesi, motorun ideal çalışma sıcaklığı olan o kritik 90 dereceye bir türlü ulaşamaması da tam olarak bu meret yüzündendir. Yokuş aşağı inerken ya da kışın otobanda giderken kaloriferin aniden buz gibi üflemeye başladığını fark ettiniz mi hiç? Termostatın açık konumda takılı kalması, soğutma sıvısının sürekli geniş radyatör kanalında dolaşmasına ve motorun aşırı soğuyarak ideal yanma odası sıcaklığından uzaklaşmasına yol açar. Zengin karışımla çalışmaya başlayan enjektörlerin silindirlere fazladan yakıt püskürtmesi, çiğ yakıt kokusu ve gitgide kabaran benzin faturası... Aynı sorunun tam zıt iki farklı yüzüdür bu aslında.
Motor kaputunun altındaki o tıkırtıların, genleşme kavanozundaki o garip kabarcıkların dili vardır ve sürücüsüne hep bir şeyler anlatmaya çalışır. Yetkili serviste bilgisayara bağlattığınızda P0128 arıza kodunu okuyorsanız, soğutma sistemi termostatının soğutucu sıcaklık seviyesini doğru aralıkta tutamadığı belgelenmiş demektir artık. Bazen genleşme kabındaki antifriz seviyesinin aniden yükselip taşıcıdan dışarı püskürdüğünü görürsünüz, bazense alt hortum buz gibiyken üst hortumun el yakacak kadar ısındığına şahit olursunuz. Soğutma sıvısı devirdaim yapamıyor, sirkülasyon durmuş demektir bu...
Triger kayışının değişim periyodunu aksatmayan, periyodik bakımlarını günü gününe yaptıran pek çok Hyundai kullanıcısının gözden kaçırdığı en büyük tuzak, sırf ucuz diye sisteme basılan musluk suyudur. Kireçlenen ve zamanla korozyona uğrayan termostat gövdesi, yay mekanizmasının esnekliğini kaybetmesine ve pimin yuvasında sıkışıp kalmasına neden olur. Antifriz sadece donmayı engellemez ki; o mekanik aksamın yağ gibi kaymasını, kireç tutmamasını da sağlar. Kaliteli bir etilen glikol karışımı kullanmamak, o minik metal parçayı kendi ellerinizle ölüme terk etmektir bir bakıma.
Hararet göstergesinin kırmızıya gülümsediği o felaket anında yapacağınız tek bir yanlış hareket, bir anda motor revizyonu gibi devasa bir masraf kalemiyle yüzleşmenize sebep olabilir. Hemen kenara çekip kontağı kapatmak mı, yoksa aracı rölantide çalıştırıp kaloriferi sonuna kadar sıcak konumda açarak iç mekandaki radyatör üzerinden ısıyı tahliye etmeye çalışmak mı? Kesinlikle ikincisi... Ama kapağı hemen açmaya kalkışmayın sakın, o basınçlı kızgın buharın yüzünüze fışkırmasını istemezsiniz.
Orijinal yedek parça kullanma konusundaki muhafazakar tavrımı gazetecilik yıllarımın verdiği o şüpheci yaklaşıma bağlayabilirsiniz belki. Ancak piyasada Hyundai logosuyla satılan yan sanayi termostatların açma sıcaklık toleransları o kadar değişken ki, 82 derecede açması gereken valf 95 derecede kafasına göre takılabiliyor. Yaşadığınız bu deneyim size paranızın karşılığını fazlasıyla verir ama silindir kapağı eğrilmiş bir motoru rektifiye ettirmek... Yan sanayi bir parçanın yaratacağı riskin bedeli inanın çok daha ağır olur.