Murat Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Motor kaputunu kaldırdığınızda karşınıza çıkan o karmaşık hortum ağı, aslında arabanızın akciğerlerinden başka bir şey değildir. Hyundai modellerinde zamanla baş gösteren soğutma sistemi arızaları da tam olarak bu akciğerlerin tıkanmasıyla başlar. Kimse durup dururken yolda kalmak istemez değil mi? Yaşça biraz ilerlemiş bir i20 veya Accent kullanıyorsanız, genleşme kabındaki o minik antifriz eksilmelerini öyle görmezden gelemezsiniz. Bir sabah bakarsınız depo bomboş, sonra gelsin baş ağrısı...
Termostat dediğimiz o küçücük metal parça, koca bir motorun kaderini tek başına tayin edecek kadar büyük bir güce sahiptir. Kapanıp takılı kaldığında motor sıcaklığını anında tavan yaptırır, açık kaldığında ise kışın kaloriferden buz gibi hava alırsınız. Ne garip değil mi, avuç içine sığan bir aksam yüzünden binlerce liralık masrafın eşiğine gelmek? Hyundai’lerde özellikle termostat yuvasının çevresinde oluşan kireçlenmeler bu kilitlenmenin en büyük tetikleyicisidir. Paslanmayı önlemek varken arıtılmamış çeşme suyu eklemek mi, işte en büyük hata.
Devirdaim pompası sessizce çalışır ama pes ettiği an çığlığı motor atar. Triger kayışıyla ya da vantilatör kayışıyla beslenen bu pompanın kanatçıkları aşındığında, soğutma sıvısı bloğun içinde öylece büzülüp kalır. Dolaşmayan su, soğumayan su demektir. Su pompası altından hafif hafif sızdıran pembe ya da yeşil damlalar görürseniz sakın "yarın bakarız" demeyin. O yarınlar genelde çekici üstünde son bulur...
Radyatör peteklerinin arasına dolan yapraklar, çamurlar ve sinek ölüleri zamanla adeta bir duvar örer. Hava geçmeyen bir radyatörün suyu soğutmasını beklemek, kapalı pencereden rüzgar beklemeye benzer. Hyundai araçlarda özellikle alt radyatör hortumunun sertleşip çatlaması veya plastik kazanların ısıdan gevreip patlaması çok sık karşılaştığımız bir durum. Metal ile plastiğin birleştiği o teğet noktalar... İnanın en zayıf halkanız hep orası olur.
Devreye girmeyen bir radyatör fanı, trafikte adım adım ilerlerken kabusunuz olabilir. Hararet göstergesi yavaş yavaş yukarı tırmanırken gösterge paneline bakıp terlemek yerine, arızayı fan müşüründe ya da sigorta kutusundaki rölede aramak gerekir. Fan pervanesi sağlamdır belki ama ona "dön" emrini veren sensör sağırlaşmıştır. Sıcak günlerde sıkışık trafikteyken gözünüzün ucu hep o hararet ibresinde olsun, aklınızda da benden bir tavsiye D konumunda ayağınızı frene basıp beklemek yerine bazen boşa almak bile sistemi biraz rahatlatır.
Silindir kapak contası yandığı zaman iş işten geçmiş demektir ve bunu anlamanın yolu sanıldığı kadar zor değildir. Yağ kapağını açtığınızda içinin tahin kıvamında beyaz bir köpükle kaplandığını görüyorsanız, su ile yağ birbirine kavuşmuş demektir. Hiç istemeyiz bunu. Motorun o pürüzsüz çalışma sesi bir anda değişir, egzozdan beyaz yoğun bir duman çıkmaya başlar. Arabanız size açıkça "canım yanıyor" der aslında, yeter ki duymayı bilin.
Termostat dediğimiz o küçücük metal parça, koca bir motorun kaderini tek başına tayin edecek kadar büyük bir güce sahiptir. Kapanıp takılı kaldığında motor sıcaklığını anında tavan yaptırır, açık kaldığında ise kışın kaloriferden buz gibi hava alırsınız. Ne garip değil mi, avuç içine sığan bir aksam yüzünden binlerce liralık masrafın eşiğine gelmek? Hyundai’lerde özellikle termostat yuvasının çevresinde oluşan kireçlenmeler bu kilitlenmenin en büyük tetikleyicisidir. Paslanmayı önlemek varken arıtılmamış çeşme suyu eklemek mi, işte en büyük hata.
Devirdaim pompası sessizce çalışır ama pes ettiği an çığlığı motor atar. Triger kayışıyla ya da vantilatör kayışıyla beslenen bu pompanın kanatçıkları aşındığında, soğutma sıvısı bloğun içinde öylece büzülüp kalır. Dolaşmayan su, soğumayan su demektir. Su pompası altından hafif hafif sızdıran pembe ya da yeşil damlalar görürseniz sakın "yarın bakarız" demeyin. O yarınlar genelde çekici üstünde son bulur...
Radyatör peteklerinin arasına dolan yapraklar, çamurlar ve sinek ölüleri zamanla adeta bir duvar örer. Hava geçmeyen bir radyatörün suyu soğutmasını beklemek, kapalı pencereden rüzgar beklemeye benzer. Hyundai araçlarda özellikle alt radyatör hortumunun sertleşip çatlaması veya plastik kazanların ısıdan gevreip patlaması çok sık karşılaştığımız bir durum. Metal ile plastiğin birleştiği o teğet noktalar... İnanın en zayıf halkanız hep orası olur.
Devreye girmeyen bir radyatör fanı, trafikte adım adım ilerlerken kabusunuz olabilir. Hararet göstergesi yavaş yavaş yukarı tırmanırken gösterge paneline bakıp terlemek yerine, arızayı fan müşüründe ya da sigorta kutusundaki rölede aramak gerekir. Fan pervanesi sağlamdır belki ama ona "dön" emrini veren sensör sağırlaşmıştır. Sıcak günlerde sıkışık trafikteyken gözünüzün ucu hep o hararet ibresinde olsun, aklınızda da benden bir tavsiye D konumunda ayağınızı frene basıp beklemek yerine bazen boşa almak bile sistemi biraz rahatlatır.
Silindir kapak contası yandığı zaman iş işten geçmiş demektir ve bunu anlamanın yolu sanıldığı kadar zor değildir. Yağ kapağını açtığınızda içinin tahin kıvamında beyaz bir köpükle kaplandığını görüyorsanız, su ile yağ birbirine kavuşmuş demektir. Hiç istemeyiz bunu. Motorun o pürüzsüz çalışma sesi bir anda değişir, egzozdan beyaz yoğun bir duman çıkmaya başlar. Arabanız size açıkça "canım yanıyor" der aslında, yeter ki duymayı bilin.