Yusuf Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Otomobilin kalbi aslında o siyah kutunun içinde gizlidir ve anahtarı çevirdiğinde ilk tepkiyi veren kimyasalların sessiz dansıdır. Marş motorunun o tok çekişini duyamadığın an, sabahın en soğuk saatinde yarı yolda kalmışsındır demektir. Piyasada binbir çeşit marka var ama hangisi gerçekten uzun ömürlü... Asla sadece ucuzuna aldanmamak gerek, zira amper ve marş basma akımı dediğimiz o teknik detaylar aracının sinir sistemidir.
Kuru tip mi yoksa eski usul sulu aküler mi derken kafa karışıklığı başlar ki bu gayet normaldir. AGM teknolojisine sahip bir ürün seçtiğinde, start-stop sisteminin o sürekli yük bindiren doğasına meydan okumuş olursun. Kaputun altındaki ısı dengesini koruyamayan kalitesiz plakalar, ilk yaz sıcaklığında sülfatlaşmaya başlar... İç direnci düşük olanları tercih etmek her zaman en mantıklı hamledir.
Amper değeri aracının orijinal fabrikasyon verisinin ne söylüyorsa tam olarak o olmalı, fazlası alternatörü yorar, azı ise yarı yolda bırakır. Zaten kış aylarında o CCA değerinin yüksekliği hayat kurtarır, yani soğuk havada motoru döndürme gücü... Kimisi gider en ucuzunu taktırır altı ay sonra gene yolda kalır, mantıklı olan bir kere verip kafayı rahat etmektir.
Garanti belgesine bakıp yedi yıl ömür biçenlere inanma çünkü İstanbul trafiğindeki o dur-kalk işkencesi ömrü yarıya indirir. Asit yoğunluğu ve plaka kalitesi birleşince işin rengi değişir, işte o yüzden EFB teknolojisi bu ara en çok tavsiye ettiğim şeydir. Akücünün dükkanına girdiğinde mutlaka üretim tarihine bak, rafta sekiz aydır bekleyen akü ömrünün yarısını çoktan tüketmiştir... Zaten kokusundan ve ağırlığından belli olur kalitesi, eline aldığında o ağırlığı hissedeceksin.
Kuru tip mi yoksa eski usul sulu aküler mi derken kafa karışıklığı başlar ki bu gayet normaldir. AGM teknolojisine sahip bir ürün seçtiğinde, start-stop sisteminin o sürekli yük bindiren doğasına meydan okumuş olursun. Kaputun altındaki ısı dengesini koruyamayan kalitesiz plakalar, ilk yaz sıcaklığında sülfatlaşmaya başlar... İç direnci düşük olanları tercih etmek her zaman en mantıklı hamledir.
Amper değeri aracının orijinal fabrikasyon verisinin ne söylüyorsa tam olarak o olmalı, fazlası alternatörü yorar, azı ise yarı yolda bırakır. Zaten kış aylarında o CCA değerinin yüksekliği hayat kurtarır, yani soğuk havada motoru döndürme gücü... Kimisi gider en ucuzunu taktırır altı ay sonra gene yolda kalır, mantıklı olan bir kere verip kafayı rahat etmektir.
Garanti belgesine bakıp yedi yıl ömür biçenlere inanma çünkü İstanbul trafiğindeki o dur-kalk işkencesi ömrü yarıya indirir. Asit yoğunluğu ve plaka kalitesi birleşince işin rengi değişir, işte o yüzden EFB teknolojisi bu ara en çok tavsiye ettiğim şeydir. Akücünün dükkanına girdiğinde mutlaka üretim tarihine bak, rafta sekiz aydır bekleyen akü ömrünün yarısını çoktan tüketmiştir... Zaten kokusundan ve ağırlığından belli olur kalitesi, eline aldığında o ağırlığı hissedeceksin.