Ayhan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Ford araçlarda panelde yanan o sarı motor arıza lambasının sürücüde yarattığı huzursuzluğu iyi bilirim, hele ki işin ucunda P0420 kodu varsa mesele biraz daha derinleşir. Katalitik konvertör verimliliğinin eşik değerin altında olduğunu söyleyen bu sensör verisi, aslında motorun arkasında dönen sessiz bir kimyasal savaşın habercisidir. Egzoz gazlarındaki oksijen oranını kıyaslayan üst ve alt oksijen sensörleri anlaşamaz hale gelmiş demektir; bu da konvertörün artık görevini tam olarak yapamadığını gösterir.
Aslında bu durum doğrudan parça değişimiyle çözülecek kadar basit bir denklem değildir, bazen sadece ufak bir kaçak bütün dengeyi altüst edebilir. Egzoz manifoldundaki mikro çatlaklar veya borulardaki gevşek kelepçeler dışarıdan oksijen alımına yol açarak sistemi yanıltır, yani sensör bozuk olmasa bile arıza kodu okunur. Kalitesiz yakıt kullanımı ya da silindirlerdeki yanma problemleri de zamanla petekleri tıkar, kerameti kendinden menkul katkı maddeleriyle bu işi çözmeye çalışmak sadece vakit kaybetmektir.
Sürücü koltuğunda otururken aracın çekişinde belirgin bir düşüş hissedilmese bile muayene istasyonunun kapısından bu şekilde dönmek kaçınılmaz bir sondur. Aracı yüksek devirde biraz uzun yolda sürmek peteklerdeki kurumları temizleyebilir mi, evet bazen mucizeler yaratır ama köklü bir tıkanıklıkta tabiri caizse deveye hendek atlatsanız nafiledir. Egzoz sistemini komple elden geçirtmeden, sondaj yapar gibi sensörleri söküp takmak sadece cüzdanınızı hafifletir başka da işe yaramaz.
Usta koltuğuna geçip bilgisayarı bağladığınızda karşınıza çıkan o kod, sabırlı bir teşhis sürecinin sadece ilk adımıdır, balıklama atlamamak gerekir. Can sıkıcı bir masraf kapısı gibi görünse de motorun nefes almasını engelleyen bu tıkanıklığı görmezden gelmek ileride daha büyük piston arızalarına davetiye çıkarır. Gerçekten kalıcı bir çözüm istiyorsanız önce kaçağın kaynağını bulun, sonra sensörleri test edin ve en son ihtimal olarak o maliyetli parçaya el atın...
Aslında bu durum doğrudan parça değişimiyle çözülecek kadar basit bir denklem değildir, bazen sadece ufak bir kaçak bütün dengeyi altüst edebilir. Egzoz manifoldundaki mikro çatlaklar veya borulardaki gevşek kelepçeler dışarıdan oksijen alımına yol açarak sistemi yanıltır, yani sensör bozuk olmasa bile arıza kodu okunur. Kalitesiz yakıt kullanımı ya da silindirlerdeki yanma problemleri de zamanla petekleri tıkar, kerameti kendinden menkul katkı maddeleriyle bu işi çözmeye çalışmak sadece vakit kaybetmektir.
Sürücü koltuğunda otururken aracın çekişinde belirgin bir düşüş hissedilmese bile muayene istasyonunun kapısından bu şekilde dönmek kaçınılmaz bir sondur. Aracı yüksek devirde biraz uzun yolda sürmek peteklerdeki kurumları temizleyebilir mi, evet bazen mucizeler yaratır ama köklü bir tıkanıklıkta tabiri caizse deveye hendek atlatsanız nafiledir. Egzoz sistemini komple elden geçirtmeden, sondaj yapar gibi sensörleri söküp takmak sadece cüzdanınızı hafifletir başka da işe yaramaz.
Usta koltuğuna geçip bilgisayarı bağladığınızda karşınıza çıkan o kod, sabırlı bir teşhis sürecinin sadece ilk adımıdır, balıklama atlamamak gerekir. Can sıkıcı bir masraf kapısı gibi görünse de motorun nefes almasını engelleyen bu tıkanıklığı görmezden gelmek ileride daha büyük piston arızalarına davetiye çıkarır. Gerçekten kalıcı bir çözüm istiyorsanız önce kaçağın kaynağını bulun, sonra sensörleri test edin ve en son ihtimal olarak o maliyetli parçaya el atın...