Hakan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Otomobil teknolojisinin yavaş ama derinden değiştiği yıllarda hidrolik sistemlerin yerini alan elektrikli direksiyon kutuları, yani kısaca EPS, sürüş deneyimini kökünden dönüştürdü; ancak mekanik dünyanın o saf sadeliğini aratan bazı hassasiyetleri de beraberinde getirdi. Sürücünün direksiyon simidine uyguladığı kuvveti anlık olarak algılayan ve bunu bir elektrik motoru yardımıyla tekerleklere aktaran bu karmaşık yapının zamanla yorulması, bazen sabahın erken saatlerinde garajdan çıkarken bazen de uzun bir yolculuğun ortasında sessizce kendini belli eder. Aslında parmak uçlarınızın ucundaki o hafifliğin birdenbire ortadan kalkması ve direksiyonun taşa dönmesi, sadece bir arıza kodu değil, otomobilin kendi diliyle sizinle konuşma çabasıdır...
Yaz sıcaklarının bastırdığı o öğle vakitlerinde, motor kaputu altındaki ısı artışının direksiyon beyinlerini nasıl etkilediğini fark etmek pek mümkün olmaz; zira bu hassas elektronik kartlar, sürekli bir akım ve yoğun bir veri alışverişi içerisindedir. Direksiyonu her çevirişinizde omurilik soğanı gibi çalışan bu sistem, aküden gelen en ufak bir voltaj dalgalanmasında bile afallar ve hafızasındaki kalibrasyon verilerini aniden unutuverir. Akünüz zayıfladığında ya da şarj dinamosu görevini tam yapamadığında, yol bilgisayarında beliren o direksiyon simidi ikaz lambası belki de mühendislerin sürücüye gönderdiği en dürüst imdat çağrısıdır, peki ya siz bu çağrıyı ilk seferinde gerçekten ciddiye alıyor musunuz?
Zaman zaman direksiyonu sağa sola tam tur çevirirken duyulan o ince, metalik tıkırtılar veya tahta sürtünmesini andıran sesler, içerideki mekanik dişlilerin aşındığından ziyade içerideki yağlama filminin ömrünü tamamladığını fısıldar. Sürücü koltuğunda oturan insan, aracın yoldaki her tepkisini elleriyle hisseder; işte tam o sırada direksiyonda beliren en ufak bir boşluk ya da titreme, mekanik yorgunluğun artık kelimelere ihtiyaç duyulmayan en net ispatıdır. Direksiyon kutusunun içindeki sensörlerin tozlanması veya nem kapması, sistemin kafasını karıştırır ve hangi yöne dönüleceğini şaşıran o küçük elektrik motoru bir an için direksiyonu sertleştirerek tepki verir, bazen de tamamen kendini korumaya alıp devre dışı kalır.
Modern zamanların en büyük yanılgısı, her arızanın mutlaka ekranda kırmızı bir lamba yakarak kendini belli edeceğini düşünmektir; oysa bazı direksiyon arızaları oldukça sinsi başlar ve yıllar içinde yavaşça derinleşir. Servis koridorlarında ustaların ellerinde dönen tornavidaların ve diagnostik cihazlarının ekrandaki yeşil ışıklarının ötesinde, bu makinelerin de birer ruhu olduğunu, her parçasının aşınarak yaşlandığını kabul etmek gerekir. Ford modellerinde sıkça rastlanan bu EPS hassasiyeti, aslında sadece bir parça değişiminden ibaret olmayıp, sürücünün yol ile olan dokunsal bağının yeniden kurulması gereken kritik bir eşiktir...
Yaz sıcaklarının bastırdığı o öğle vakitlerinde, motor kaputu altındaki ısı artışının direksiyon beyinlerini nasıl etkilediğini fark etmek pek mümkün olmaz; zira bu hassas elektronik kartlar, sürekli bir akım ve yoğun bir veri alışverişi içerisindedir. Direksiyonu her çevirişinizde omurilik soğanı gibi çalışan bu sistem, aküden gelen en ufak bir voltaj dalgalanmasında bile afallar ve hafızasındaki kalibrasyon verilerini aniden unutuverir. Akünüz zayıfladığında ya da şarj dinamosu görevini tam yapamadığında, yol bilgisayarında beliren o direksiyon simidi ikaz lambası belki de mühendislerin sürücüye gönderdiği en dürüst imdat çağrısıdır, peki ya siz bu çağrıyı ilk seferinde gerçekten ciddiye alıyor musunuz?
Zaman zaman direksiyonu sağa sola tam tur çevirirken duyulan o ince, metalik tıkırtılar veya tahta sürtünmesini andıran sesler, içerideki mekanik dişlilerin aşındığından ziyade içerideki yağlama filminin ömrünü tamamladığını fısıldar. Sürücü koltuğunda oturan insan, aracın yoldaki her tepkisini elleriyle hisseder; işte tam o sırada direksiyonda beliren en ufak bir boşluk ya da titreme, mekanik yorgunluğun artık kelimelere ihtiyaç duyulmayan en net ispatıdır. Direksiyon kutusunun içindeki sensörlerin tozlanması veya nem kapması, sistemin kafasını karıştırır ve hangi yöne dönüleceğini şaşıran o küçük elektrik motoru bir an için direksiyonu sertleştirerek tepki verir, bazen de tamamen kendini korumaya alıp devre dışı kalır.
Modern zamanların en büyük yanılgısı, her arızanın mutlaka ekranda kırmızı bir lamba yakarak kendini belli edeceğini düşünmektir; oysa bazı direksiyon arızaları oldukça sinsi başlar ve yıllar içinde yavaşça derinleşir. Servis koridorlarında ustaların ellerinde dönen tornavidaların ve diagnostik cihazlarının ekrandaki yeşil ışıklarının ötesinde, bu makinelerin de birer ruhu olduğunu, her parçasının aşınarak yaşlandığını kabul etmek gerekir. Ford modellerinde sıkça rastlanan bu EPS hassasiyeti, aslında sadece bir parça değişiminden ibaret olmayıp, sürücünün yol ile olan dokunsal bağının yeniden kurulması gereken kritik bir eşiktir...