Eren Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Ford modellerinde bozuk yollara girdiğinizde o alışılmış tok sürüş hissi bir anda kayboluyorsa ve alt takımdan gelen metalik vuruşlar kabine kadar ulaşıyorsa, amortisörlerin artık görevini yapamadığını kabullenmek gerekir; çünkü bu parçalar sadece konforu değil, doğrudan lastiğin yola tutunma direncini belirler.
Özellikle Focus ve Mondeo kasalarında sıkça karşılaşılan gaz sızıntıları, piston milinin üzerindeki yağlanma izleriyle kendisini ele verir ki bu durum, hidrolik basıncın tamamen kaybolduğunun ve yayın kontrolsüz bir şekilde salınım yapmaya başladığının en net kanıtıdır.
Hani virajlarda arabanın arkası hafifçe kayar gibi olur ya, işte o an viraj demiriyle değil, tam anlamıyla ömrünü tamamlamış bir amortisörün sönümleme yapamamasıyla baş başasınızdır; mil saniyeler içinde sönümlenemeyen enerji, şasiyi esnetir ve direksiyon tepkilerini aniden ağırlaştırır.
Üst takoz bilyalarının zamanla kuruması ve paslanması, direksiyonu döndürürken gelen o gıcırtı sesinin tek sorumlusudur ve amortisör değişimi sırasında bu küçük parça yenilenmezse, yeni takılan amortisör de kısa sürede içten içe aşınmaya başlar.
Amortisör patlaması dediğimiz olay aslında sadece yağın dışarı akması değildir; içerideki gaz odacığının delinmesiyle pistonun tamamen boşlukta hareket etmesidir ve bu da aracı her kasiste adeta bir kayık gibi salınıma sokar.
Aracın önü fren yapıldığında aşırı derecede yığılıyorsa ve bu durum fren mesafesini metrelerce uzatıyorsa, sadece balatalara bakmak büyük bir yanılgıdır; ön amortisörlerin basma direnci sıfırlanmıştır ve bütün yük aniden ön lastiklerin omuzlarına binmektedir.
Peki bu parçaları değiştirirken yan sanayi ürünlere yönelmek gerçekten mantıklı mı, yoksa orijinal ekipman üreticisi olan markalardan şaşmamak mı gerekiyor; zira ucuz bir amortisör altı ay içinde aynı sertliği kaybedip tekrar patlayabiliyor.
Kasislerden geçerken gelen o küüt sesini motor takozu zannedenler var ama aslında o ses, amortisör milinin içindeki dipçik contalarının tamamen parçalanıp pistonun doğrudan gövdeye vurmasından başka bir şey değildir.
Özellikle Focus ve Mondeo kasalarında sıkça karşılaşılan gaz sızıntıları, piston milinin üzerindeki yağlanma izleriyle kendisini ele verir ki bu durum, hidrolik basıncın tamamen kaybolduğunun ve yayın kontrolsüz bir şekilde salınım yapmaya başladığının en net kanıtıdır.
Hani virajlarda arabanın arkası hafifçe kayar gibi olur ya, işte o an viraj demiriyle değil, tam anlamıyla ömrünü tamamlamış bir amortisörün sönümleme yapamamasıyla baş başasınızdır; mil saniyeler içinde sönümlenemeyen enerji, şasiyi esnetir ve direksiyon tepkilerini aniden ağırlaştırır.
Üst takoz bilyalarının zamanla kuruması ve paslanması, direksiyonu döndürürken gelen o gıcırtı sesinin tek sorumlusudur ve amortisör değişimi sırasında bu küçük parça yenilenmezse, yeni takılan amortisör de kısa sürede içten içe aşınmaya başlar.
Amortisör patlaması dediğimiz olay aslında sadece yağın dışarı akması değildir; içerideki gaz odacığının delinmesiyle pistonun tamamen boşlukta hareket etmesidir ve bu da aracı her kasiste adeta bir kayık gibi salınıma sokar.
Aracın önü fren yapıldığında aşırı derecede yığılıyorsa ve bu durum fren mesafesini metrelerce uzatıyorsa, sadece balatalara bakmak büyük bir yanılgıdır; ön amortisörlerin basma direnci sıfırlanmıştır ve bütün yük aniden ön lastiklerin omuzlarına binmektedir.
Peki bu parçaları değiştirirken yan sanayi ürünlere yönelmek gerçekten mantıklı mı, yoksa orijinal ekipman üreticisi olan markalardan şaşmamak mı gerekiyor; zira ucuz bir amortisör altı ay içinde aynı sertliği kaybedip tekrar patlayabiliyor.
Kasislerden geçerken gelen o küüt sesini motor takozu zannedenler var ama aslında o ses, amortisör milinin içindeki dipçik contalarının tamamen parçalanıp pistonun doğrudan gövdeye vurmasından başka bir şey değildir.