Burak Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sabah garaja inersin, anahtarı çevirip motoru çalıştırırsın ama o üç harfli lamba bir türlü sönmek bilmez; sanki sana uzaktan göz kırpar...
Gösterge panelindeki o küçük sarı simge, sen gaz pedalına dokunsan bile gitmiyor, inatla yanmaya devam ediyor işte.
Aslında elektronik stabilite programı dediğimiz o akıllı sistem, her kontak açılışında kendi kendini baştan aşağı sessizce tarar.
Peki bu tarama esnasında neden bir şeyler ters gider de o lamba öylece kalakalır, düşündün mü hiç?
Çoğu zaman direksiyon açısı sensörünün kafası karışır, hani geçen kaldırıma biraz sert çıktın ya, hah işte tam o sırada oldu ne olduysa...
Ya da tekerlek bilyalarının oralarda biriken o minik balata tozları, devir sensörünün gözünü perdelemiştir, kimbilir?
Bazen de akünün ömrü tükenmeye yüz tutmuştur, marşa basarken marş motoru bütün akımı çektiği için beyin anlık bir voltaj düşüşü yaşar.
O anki voltaj şoku beyne yetmez, ESP beyni kendini güvende hissetmediği için "ben hata modundayım" sinyalini çakar, hepsi bu kadar basit aslında.
Korkup da hemen sanayinin yolunu tutma, bazen direksiyonu tam sağa ve tam sola sonuna kadar kırıp hafızayı tazelemek bütün meseleyi çözer.
Eğer sönmüyorsa, alt takımdaki bir ABS kablosunun gevşemiş olabileceğini aklından çıkarma sakın; o kablolar zamanla titreşimden kopacak gibi olur.
Usta koltuğa oturur, bilgisayarı sokete takar ve o yeşil ışıklı ekranda hata kodunu gördüğü an "tamamdır" der, için bir nebze olsun rahatlar...
Yani demem o ki, bu lamba öyle motoru kucağına aldığının habercisi falan değildir, sadece otomobilinin dengesini sağlayan elektronik gözlerin biraz dinlenmeye ihtiyacı vardır.
Gösterge panelindeki o küçük sarı simge, sen gaz pedalına dokunsan bile gitmiyor, inatla yanmaya devam ediyor işte.
Aslında elektronik stabilite programı dediğimiz o akıllı sistem, her kontak açılışında kendi kendini baştan aşağı sessizce tarar.
Peki bu tarama esnasında neden bir şeyler ters gider de o lamba öylece kalakalır, düşündün mü hiç?
Çoğu zaman direksiyon açısı sensörünün kafası karışır, hani geçen kaldırıma biraz sert çıktın ya, hah işte tam o sırada oldu ne olduysa...
Ya da tekerlek bilyalarının oralarda biriken o minik balata tozları, devir sensörünün gözünü perdelemiştir, kimbilir?
Bazen de akünün ömrü tükenmeye yüz tutmuştur, marşa basarken marş motoru bütün akımı çektiği için beyin anlık bir voltaj düşüşü yaşar.
O anki voltaj şoku beyne yetmez, ESP beyni kendini güvende hissetmediği için "ben hata modundayım" sinyalini çakar, hepsi bu kadar basit aslında.
Korkup da hemen sanayinin yolunu tutma, bazen direksiyonu tam sağa ve tam sola sonuna kadar kırıp hafızayı tazelemek bütün meseleyi çözer.
Eğer sönmüyorsa, alt takımdaki bir ABS kablosunun gevşemiş olabileceğini aklından çıkarma sakın; o kablolar zamanla titreşimden kopacak gibi olur.
Usta koltuğa oturur, bilgisayarı sokete takar ve o yeşil ışıklı ekranda hata kodunu gördüğü an "tamamdır" der, için bir nebze olsun rahatlar...
Yani demem o ki, bu lamba öyle motoru kucağına aldığının habercisi falan değildir, sadece otomobilinin dengesini sağlayan elektronik gözlerin biraz dinlenmeye ihtiyacı vardır.