Hakan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Geçen hafta ofiste kahve içerken eski bir arkadaşım birden rengi atarak yanıma geldi, elindeki bardağı masaya bırakıp "Ben bittim herhalde, aşağı tarafım alev alev yanıyor, bu ne şimdi?" diye fısıldadı.
Genital herpes dediğimiz o bela öyle masum bir şey falan değil, vücuda girdi mi bir kere yerleşiyor kalıyor oraya, hani şu dudakta çıkan adi uçuk var ya, onun aşağı soyundan bahsediyoruz aslında.
İlk başta sanki sıradan bir sinek ısırığı ya da kıl dönmesi gibi minik kaşıntılarla başlıyor, insan takmıyor önce, ulan diyoruz geçer herhalde, ama o iş öyle olmuyor işte.
Aradan birkaç gün geçiyor geçmiyor, o minik kabarcıklar birleşip su dolu minik minik baloncuklara dönüşüyor, üstelik dokunduğun an canından can kopuyor sanki, vallahi billahi insanı yerinden sıçratır o acı.
Vücut o virüsle savaşmaya çalışırken bildiğin grip oluyormuşsun gibi bir halsizlik, eklem ağrıları, ateş basması yapıyor; hah diyoruz yine üşüttük, meğer aslan sosyal hayatımızı altüst ediyormuş.
Birkaç gün içinde o su dolu minik tepecikler patlıyor, açık yaraya dönüşüyor, tuvalete gitmek bile işkenceye dönüyor resmen, yanma hissinden insan duvara tırmanmak istiyor adeta.
Doktora gitmeye utanıyor insan, "Aman duymasınlar, kim bilir ne düşünürler" diye kendi kendini yiyip bitiriyor, halbuki bu işin ayıbı günahı yok, milyonlarca insan yaşıyor bunu.
İlaç kullanınca o yaralar kabuk bağlayıp kayboluyor gitmesine ama virüs omurilikteki sinir köklerine çekilip sessizce beklemeye başlıyor, ne zaman bağışıklığın düşse hop yine sahneye çıkıyor.
Stresli bir dönem mi geçirdin, uykusuz mu kaldın, kafaya mi taktın bir şeyi, bitti o iş, herpes hemen kapıda beliriveriyor, resmen fırsatçı bir düşman gibi tetikte bekliyor adamı.
O yüzden kendine dikkat edeceksin abi ya, öyle kafana göre rastgele yaşamak yok artık, bağışıklık sistemini güçlü tutacaksın ki o meret bir daha kafasını kaldırıp dışarı çıkamasın.
Genital herpes dediğimiz o bela öyle masum bir şey falan değil, vücuda girdi mi bir kere yerleşiyor kalıyor oraya, hani şu dudakta çıkan adi uçuk var ya, onun aşağı soyundan bahsediyoruz aslında.
İlk başta sanki sıradan bir sinek ısırığı ya da kıl dönmesi gibi minik kaşıntılarla başlıyor, insan takmıyor önce, ulan diyoruz geçer herhalde, ama o iş öyle olmuyor işte.
Aradan birkaç gün geçiyor geçmiyor, o minik kabarcıklar birleşip su dolu minik minik baloncuklara dönüşüyor, üstelik dokunduğun an canından can kopuyor sanki, vallahi billahi insanı yerinden sıçratır o acı.
Vücut o virüsle savaşmaya çalışırken bildiğin grip oluyormuşsun gibi bir halsizlik, eklem ağrıları, ateş basması yapıyor; hah diyoruz yine üşüttük, meğer aslan sosyal hayatımızı altüst ediyormuş.
Birkaç gün içinde o su dolu minik tepecikler patlıyor, açık yaraya dönüşüyor, tuvalete gitmek bile işkenceye dönüyor resmen, yanma hissinden insan duvara tırmanmak istiyor adeta.
Doktora gitmeye utanıyor insan, "Aman duymasınlar, kim bilir ne düşünürler" diye kendi kendini yiyip bitiriyor, halbuki bu işin ayıbı günahı yok, milyonlarca insan yaşıyor bunu.
İlaç kullanınca o yaralar kabuk bağlayıp kayboluyor gitmesine ama virüs omurilikteki sinir köklerine çekilip sessizce beklemeye başlıyor, ne zaman bağışıklığın düşse hop yine sahneye çıkıyor.
Stresli bir dönem mi geçirdin, uykusuz mu kaldın, kafaya mi taktın bir şeyi, bitti o iş, herpes hemen kapıda beliriveriyor, resmen fırsatçı bir düşman gibi tetikte bekliyor adamı.
O yüzden kendine dikkat edeceksin abi ya, öyle kafana göre rastgele yaşamak yok artık, bağışıklık sistemini güçlü tutacaksın ki o meret bir daha kafasını kaldırıp dışarı çıkamasın.