Erem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sürücü koltuğuna geçtiğinizde gösterge panelinde beliren o turuncu arıza lambası, aslında arabanızın size fısıldadığı bir imdat çağrısıdır. Birçok sürücü bunu basit bir sensör hatası sanıp geçiştirir; oysa kaputun altında, egzoz gazını dizginlemeye çalışan EGR soğutucusu sessiz sedasız pes ediyor olabilir. Egzoz gazını yeniden motora göndermeden önce soğutmakla görevli bu parça delindiğinde, aracınız adeta kendi soğutma suyunu içmeye başlar... Motor bloğunda birikip hararete davetiye çıkaran o gizli sızıntıyı fark etmek ise sanıldığı kadar kolay değil.
Genleşme kabındaki antifriz seviyesi günden güne eriyip gidiyor ama altında en ufak bir damla bile göremiyorsanız, şüphelerinizi doğrudan bu parçaya yöneltmeliniz. Nereye gidiyor bu su? Nereye gittiği belli; sıcak egzoz gazının geçtiği kanallardan içeri sızıp silindirlerin içinde buharlaşıyor, egzoz borusundan çıkıp gökyüzüne karışıyor. Sanayide usta usta gezip "radyatörde kaçak yok" yanıtını alanların cebini yakan o meşhur gizemli su eksiltme vakalarının arkasında hep aynı aktör var.
Egzozdan çıkan o yoğun beyaz dumanı sadece soğuk kış sabahlarının günahsız bir buharı sanıyorsanız, yanılıyorsunuz demektir. Aracınızı çalıştırdığınız an arkada oluşan o tatlımsı kokulu, göz gözü görmeyen beyaz bulut, silindire karışan antifrizin yanma odasındaki son çığlığıdır aslında. Bir anda dikkatinizi çeker, "acaba yakıttan mı" dersiniz, gaza bastıkça arkadaki sis perdesi daha da derinleşir...
Motorun gaz pedalına tepki verirken aniden silkelenmesi, güçten düşmesi ya da sanki arkadan biri aracı çekiyormuş gibi isteksizce hızlanması tesadüf olamaz. Soğutucunun içindeki sızıntı egzoz gazıyla birleşip kurum oluşturmaya başladığında, tüm emme manifoldunu çamur gibi bir tabakayla kaplar. Havanın geçeceği damarlar tıkandıkça motor nefessiz kalır, siz gaza basarsınız ama o sadece hırıltılı bir ses çıkarır.
Peki, bu arızayı görmezden gelip yola devam ederseniz tam olarak ne olur? Yüksek sıcaklıktaki egzoz gazı soğutulamadan doğrudan EGR valfine ve emme sistemine hücum eder, plastik aksamları eritir, en sonunda da motoru kilitlenmenin eşiğine getirir. Küçük bir conta sızıntısını zamanında fark etmemek, günün sonunda koca bir motor rektefiyesi faturasıyla yüzleşmek demektir; riske atmaya değer mi?
Sabahları aracı çalıştırırken motorun sarsıntılı çalışması, sanki tek bir silindir çalışmıyormuş gibi öksürmesi en net habercilerden biridir. Gece boyunca duran araçta, soğutucudan sızan damlalar pistonun üzerinde birikir ve ilk marşta o pistonun rahatça yukarı çıkmasını engeller. Kontak anahtarını çevirdiğiniz o ilk üç saniyeye çok iyi kulak verin; arabanız size ne olduğunu tam o an anlatıyor aslında...
Genleşme kabındaki antifriz seviyesi günden güne eriyip gidiyor ama altında en ufak bir damla bile göremiyorsanız, şüphelerinizi doğrudan bu parçaya yöneltmeliniz. Nereye gidiyor bu su? Nereye gittiği belli; sıcak egzoz gazının geçtiği kanallardan içeri sızıp silindirlerin içinde buharlaşıyor, egzoz borusundan çıkıp gökyüzüne karışıyor. Sanayide usta usta gezip "radyatörde kaçak yok" yanıtını alanların cebini yakan o meşhur gizemli su eksiltme vakalarının arkasında hep aynı aktör var.
Egzozdan çıkan o yoğun beyaz dumanı sadece soğuk kış sabahlarının günahsız bir buharı sanıyorsanız, yanılıyorsunuz demektir. Aracınızı çalıştırdığınız an arkada oluşan o tatlımsı kokulu, göz gözü görmeyen beyaz bulut, silindire karışan antifrizin yanma odasındaki son çığlığıdır aslında. Bir anda dikkatinizi çeker, "acaba yakıttan mı" dersiniz, gaza bastıkça arkadaki sis perdesi daha da derinleşir...
Motorun gaz pedalına tepki verirken aniden silkelenmesi, güçten düşmesi ya da sanki arkadan biri aracı çekiyormuş gibi isteksizce hızlanması tesadüf olamaz. Soğutucunun içindeki sızıntı egzoz gazıyla birleşip kurum oluşturmaya başladığında, tüm emme manifoldunu çamur gibi bir tabakayla kaplar. Havanın geçeceği damarlar tıkandıkça motor nefessiz kalır, siz gaza basarsınız ama o sadece hırıltılı bir ses çıkarır.
Peki, bu arızayı görmezden gelip yola devam ederseniz tam olarak ne olur? Yüksek sıcaklıktaki egzoz gazı soğutulamadan doğrudan EGR valfine ve emme sistemine hücum eder, plastik aksamları eritir, en sonunda da motoru kilitlenmenin eşiğine getirir. Küçük bir conta sızıntısını zamanında fark etmemek, günün sonunda koca bir motor rektefiyesi faturasıyla yüzleşmek demektir; riske atmaya değer mi?
Sabahları aracı çalıştırırken motorun sarsıntılı çalışması, sanki tek bir silindir çalışmıyormuş gibi öksürmesi en net habercilerden biridir. Gece boyunca duran araçta, soğutucudan sızan damlalar pistonun üzerinde birikir ve ilk marşta o pistonun rahatça yukarı çıkmasını engeller. Kontak anahtarını çevirdiğiniz o ilk üç saniyeye çok iyi kulak verin; arabanız size ne olduğunu tam o an anlatıyor aslında...