Osman Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sanayide hangi ustaya gitseniz "DSG pişmanlıktır" lafını en az bir kere duyarsınız. Haklılık payları var mı, var tabii. Özellikle o trafikte dur-kalk yaparken birinci vitesten ikinci vitese geçerken arkadan biri vurmuş gibi olan o his... İşte bütün mesele o sarsıntıda başlıyor. Çift kavramalı bu sistemler aslında iki tane manuel şanzımanın bir araya gelmesiyle oluşuyor ve beyin bazen hangi vitesi seçeceğini şaşırıyor. Şaşırınca da ortaya o hiç istemediğimiz, can sıkan sert geçişler çıkıyor.
Mekatronik dediğimiz o lanet olası ünite, bu şanzımanın kalbi, beyni, her şeyi. Yağ basıncıyla çalışan bu parça zamanla içindeki mikro çatlaklardan dolayı basınç kaçırmaya başlıyor. Basınç düşünce de vites çatalları olması gereken hızda ve yumuşaklıkta hareket edemiyor maalesef. Sonuç? Sizin o çok sevdiğiniz, servet ödediğiniz araba bir anda vitesleri pat küt atmaya başlıyor. Eğer vites geçişlerinde metalik bir ses ve sarsıntı varsa, mekatronik alarm veriyor demektir.
Kavramanın bitmesi de bu sertliğin en büyük müsebbiplerinden biri aslında. Balatalar aşındıkça, şanzıman beyni vites değiştirmek için kavramayı daha sert kavramak zorunda kalıyor. Tıpkı manuel arabada ayağınızı debriyajdan aniden çekmişsiniz gibi bir etki yaratıyor bu durum. Hele bir de dik yokuşlarda kalkış yaparken araba silkeleniyorsa... Neyse, anladınız siz onu. Kavrama seti değişmeden o eski ipeksi geçişleri yakalamanız imkansız.
Yazılım güncellemelerini neden bu kadar göz ardı ediyoruz, inan anlamıyorum. Üretici firmalar bu şanzımanların karakterini düzeltmek için sürekli yeni parametreler yayınlıyor. Bazen sadece serviste yapılacak bir şanzıman adaptasyonu, o korktuğunuz binlerce liralık masrafı bıçak gibi kesebiliyor. Arabanın beynine vites geçiş noktalarını yeniden öğretmek gerekiyor bazen. Denemekten ne çıkar, en azından mekatronik söktürmeden önce yapılacak ilk iş bu olmalı.
Şanzıman yağını "ömürlük" sanan o kitleye ne demeli peki? Hiçbir mekanik yağ ömürlük değildir, olamaz. DSG içindeki o yüksek basınç ve sıcaklık, yağın kimyasını zamanla resmen çamura çeviriyor. Özelliğini yitiren yağ, valflerin içindeki o hassas hidrolik kanallarda rahatça süzülemez hale geliyor. Yağı ve filtreyi her 60 bin kilometrede bir değiştirmek bu yüzden hayati. Temiz yağ, yumuşak vites geçişi demektir, bu kadar basit.
Trafikte aracı doğru kullanmayı hala öğrenemedik millet olarak. Sıkışık trafikte arabayı "D" konumunda bırakıp sürekli yarım debriyaj yaptırmak sistemi resmen ateşe atmakla eşdeğer. Şanzıman sürekli bir ile iki arasında gidip geldikçe aşırı ısınıyor ve saçmalamaya başlıyor. Yoğun trafikte aracı manuele alıp birinci viteste sabitlemek bu kadar mı zor? Şanzımanın ömrünü uzatmak tamamen sizin sağ ayağınızın ayarında bitiyor aslında.
Mekatronik dediğimiz o lanet olası ünite, bu şanzımanın kalbi, beyni, her şeyi. Yağ basıncıyla çalışan bu parça zamanla içindeki mikro çatlaklardan dolayı basınç kaçırmaya başlıyor. Basınç düşünce de vites çatalları olması gereken hızda ve yumuşaklıkta hareket edemiyor maalesef. Sonuç? Sizin o çok sevdiğiniz, servet ödediğiniz araba bir anda vitesleri pat küt atmaya başlıyor. Eğer vites geçişlerinde metalik bir ses ve sarsıntı varsa, mekatronik alarm veriyor demektir.
Kavramanın bitmesi de bu sertliğin en büyük müsebbiplerinden biri aslında. Balatalar aşındıkça, şanzıman beyni vites değiştirmek için kavramayı daha sert kavramak zorunda kalıyor. Tıpkı manuel arabada ayağınızı debriyajdan aniden çekmişsiniz gibi bir etki yaratıyor bu durum. Hele bir de dik yokuşlarda kalkış yaparken araba silkeleniyorsa... Neyse, anladınız siz onu. Kavrama seti değişmeden o eski ipeksi geçişleri yakalamanız imkansız.
Yazılım güncellemelerini neden bu kadar göz ardı ediyoruz, inan anlamıyorum. Üretici firmalar bu şanzımanların karakterini düzeltmek için sürekli yeni parametreler yayınlıyor. Bazen sadece serviste yapılacak bir şanzıman adaptasyonu, o korktuğunuz binlerce liralık masrafı bıçak gibi kesebiliyor. Arabanın beynine vites geçiş noktalarını yeniden öğretmek gerekiyor bazen. Denemekten ne çıkar, en azından mekatronik söktürmeden önce yapılacak ilk iş bu olmalı.
Şanzıman yağını "ömürlük" sanan o kitleye ne demeli peki? Hiçbir mekanik yağ ömürlük değildir, olamaz. DSG içindeki o yüksek basınç ve sıcaklık, yağın kimyasını zamanla resmen çamura çeviriyor. Özelliğini yitiren yağ, valflerin içindeki o hassas hidrolik kanallarda rahatça süzülemez hale geliyor. Yağı ve filtreyi her 60 bin kilometrede bir değiştirmek bu yüzden hayati. Temiz yağ, yumuşak vites geçişi demektir, bu kadar basit.
Trafikte aracı doğru kullanmayı hala öğrenemedik millet olarak. Sıkışık trafikte arabayı "D" konumunda bırakıp sürekli yarım debriyaj yaptırmak sistemi resmen ateşe atmakla eşdeğer. Şanzıman sürekli bir ile iki arasında gidip geldikçe aşırı ısınıyor ve saçmalamaya başlıyor. Yoğun trafikte aracı manuele alıp birinci viteste sabitlemek bu kadar mı zor? Şanzımanın ömrünü uzatmak tamamen sizin sağ ayağınızın ayarında bitiyor aslında.