Yusuf Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sanayiye her uğradığımızda, özellikle de VAG grubu araç sahipleriyle çay içerken laf dönüp dolaşıp o malum konuya geliyor: Şanzıman neden dördüncü viteste bile hararetle üst vitese geçmeye çalışıyor? Şehir içi trafiğinde daha 40 kilometre hıza bile ulaşmamışken ekranda D5, hatta bazen D6 görmek hepimizin canını sıkıyor, biliyoruz. Mühendisler bunu emisyon değerlerini düşürmek ve yakıt ekonomisi sağlamak için kodlamış olabilirler ancak motorun o alt devirlerde hissettirdiği o titreşim, resmen ocağımıza incir ağacı dikiyor. Yani düşük devir yüksek vites takıntısı kâğıt üzerinde çok çevreci dursun diye...
İki bin devirin altına hapsedilen bir tork eğrisi, o koca gövdeyi taşımaya çalışırken krank miline ve volana nasıl bir yük bindiriyor hiç düşündünüz mü? Sırf iki damla yakıt az yansın diye aracın o hantal kalışı, gaza biraz basınca ne yapacağını bilemeyip kararsız kalması aslında mekanik bir feryat. Hatta bazen pedalın altında o gücü hissetmek istersiniz ama şanzıman çoktan üst vitese geçip motoru boğmuştur bile. İki gram tasarruf edeceğiz derken çift kütleli volanı kucağımıza alma riski, topluluk olarak en büyük kabusumuz haline geldi.
Peki bu kadar erken vites büyüten bir sistemde kavrama plakalarına ne oluyor dersiniz? Kararsız kalan mekatronik, hızlanacak mıyız yoksa duracak mıyız anlayana kadar yarım debriyajda sürtünmeyi sürdürüyor. Sürekli bir üst vitese geçme telaşı, özellikle sıkışık trafikte kavramanın aşırı ısınmasına ve maalesef erken yaşlanmasına yol açıyor. Balatanın o mikro ölçekteki erimesi, cüzdanımızda devasa delikler açmaya yetiyor da artıyor bile.
Şu D modunun diktatörlüğünden kurtulmak için kaçımız vites kolunu sola çekip S moduna alıyoruz ya da manuelde kullanmaya başlıyoruz? Sıkışık İstanbul trafiğinde veya dur-kalkın bitmediği dik yokuşlarda aracı kendi haline bırakmak yerine kontrolü ele almak, o meşhur mekatronik arızalarının önüne geçmek için belki de tek çaremiz. En azından vites oranlarını kendimiz belirlediğimizde, şanzımanın o saçma sapan vites arama telaşını bastırmış oluyoruz. Yüksek devirde kalmak biraz fazla yaktırır belki ama en azından şanzıman beynini yakmaz...
Yazılım güncellemesi yaptırıp shift point dediğimiz vites geçiş noktalarını yukarı taşıtan arkadaşlarımızın tecrübelerine ne demeli? O orijinal fabrika haritasını silip vites büyütme devirlerini 1800-2000 bandına çektirenlerin yüzündeki o rahatlama ifadesini hepiniz görmüşsünüzdür. Aracın üzerindeki o ölü toprağını atmak, motoru o boğuk hisse mahkûm etmemek tamamen şanzıman beynine doğru komutları verebilmekle alakalı. Doğru devirde çalışan bir aktarma organı hem daha uzun ömürlü oluyor hem de sürüş keyfini mucizevi bir şekilde geri getiriyor.
İki bin devirin altına hapsedilen bir tork eğrisi, o koca gövdeyi taşımaya çalışırken krank miline ve volana nasıl bir yük bindiriyor hiç düşündünüz mü? Sırf iki damla yakıt az yansın diye aracın o hantal kalışı, gaza biraz basınca ne yapacağını bilemeyip kararsız kalması aslında mekanik bir feryat. Hatta bazen pedalın altında o gücü hissetmek istersiniz ama şanzıman çoktan üst vitese geçip motoru boğmuştur bile. İki gram tasarruf edeceğiz derken çift kütleli volanı kucağımıza alma riski, topluluk olarak en büyük kabusumuz haline geldi.
Peki bu kadar erken vites büyüten bir sistemde kavrama plakalarına ne oluyor dersiniz? Kararsız kalan mekatronik, hızlanacak mıyız yoksa duracak mıyız anlayana kadar yarım debriyajda sürtünmeyi sürdürüyor. Sürekli bir üst vitese geçme telaşı, özellikle sıkışık trafikte kavramanın aşırı ısınmasına ve maalesef erken yaşlanmasına yol açıyor. Balatanın o mikro ölçekteki erimesi, cüzdanımızda devasa delikler açmaya yetiyor da artıyor bile.
Şu D modunun diktatörlüğünden kurtulmak için kaçımız vites kolunu sola çekip S moduna alıyoruz ya da manuelde kullanmaya başlıyoruz? Sıkışık İstanbul trafiğinde veya dur-kalkın bitmediği dik yokuşlarda aracı kendi haline bırakmak yerine kontrolü ele almak, o meşhur mekatronik arızalarının önüne geçmek için belki de tek çaremiz. En azından vites oranlarını kendimiz belirlediğimizde, şanzımanın o saçma sapan vites arama telaşını bastırmış oluyoruz. Yüksek devirde kalmak biraz fazla yaktırır belki ama en azından şanzıman beynini yakmaz...
Yazılım güncellemesi yaptırıp shift point dediğimiz vites geçiş noktalarını yukarı taşıtan arkadaşlarımızın tecrübelerine ne demeli? O orijinal fabrika haritasını silip vites büyütme devirlerini 1800-2000 bandına çektirenlerin yüzündeki o rahatlama ifadesini hepiniz görmüşsünüzdür. Aracın üzerindeki o ölü toprağını atmak, motoru o boğuk hisse mahkûm etmemek tamamen şanzıman beynine doğru komutları verebilmekle alakalı. Doğru devirde çalışan bir aktarma organı hem daha uzun ömürlü oluyor hem de sürüş keyfini mucizevi bir şekilde geri getiriyor.