Sami Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Bugün servise gelen o 2018 model dizel station wagonun motor kaputunu kaldırdığımda karşılaştığım manzara, aslında Türkiye yollarındaki binlerce sürücünün yaptığı o sessiz intiharın ta kendisiydi; adam sanki triger zincirinin sesini radyo ses bastırır sanmış... Kilometresi henüz yüz binleri devirmemiş bir motorun alt karterinden süzülen incecik metal talaşları, yağ pompasının o can damarını tıkamak üzereyken yakaladık ama iş işten çoktan geçiyordu. Çoğu insan triger setini hâlâ eski tip lastik kayışlar gibi sanıyor, "Ses gelmiyor, yola devam" lüksünü yaşıyor oysa dizel motorların o yüksek sıkıştırma oranları ve her patlamada mili burkan tork darbeleri o çeliği sabahlara kadar kemirir. Gerçi kim dinler ki ustayı; yağ değişimini on bin kilometrede bir yapmazlar, ucuz filtre taktırırlar, sonra da "Bu almanlar motor yapmayı bilmiyor" diyerek işin içinden sıyrılırlar.
Aslında işin teknik boyutu tam bir mühendislik faciasına dönüşüyor çünkü üreticiler maliyetleri kısmak için o zincir baklalarını inceltirken, bizim yakıt kalitemiz ve sürekli dur-kalk yaptığımız şehir içi trafigimiz o metalin esneklik payını sıfırlıyor. Bak şimdi, sen o arabayı sabahleyin ilk çalıştırdığında o bir-iki saniye süren hırıltılı ses var ya; hah, işte o ses zincirin gergi paletine hidrolik basınç ulaşana kadar boşlukta sallandığının ve her vuruşta motorun senkronizasyonunu saniyenin onda biri kadar şaşırttığının resmidir. Ne yani, motoru eline alana kadar bekleyecek misin? Yağ basıncının düşüklüğü ilk önce o zincirin gergisini vurur, paletler kırılır, plastik parçacıklar süzgeci tıkar ve bir akşam otoyolda seyrederken motor bir anda kilitlenip sizi orta şeridin ortasında öylece bırakır... Sonra çekici parası, motor rektifiyesi derken arabanın bugünkü piyasa değerinin yarısını o servis masasına bayılırsın.
Peki ne yapmak lazım, arabayı garaja çekip üstüne örtü mü örtelim; tabii ki hayır ama birazcık teknik mantık, biraz da motorunu dinleme kulak terbiyesi şart oğlu şart. Her elli bin kilometrede bir o kapak açılacak, gergi mekanizmasının aşınma payına mikrometreyle bakılacak, eğer milimetrik bir uzama varsa o zincir orijinaliyle değişecek; yan sanayi çelik pimli ucuz Çin malı setleri sakın ola motora sokma, sonra pistonla supaplar birbirine sarıldığında o tasarruf dediğin şeyin aslında ne kadar pahalıya patladığını anlarsın. Kaliteli sentetik yağ kullanacaksın, viskozite değerleriyle oynamayacaksın, çünkü o zincir sadece mazotla değil, o yağın kalitesiyle nefes alıyor. Sonuçta bu demir yığını senin ruh halini değil, cebindeki parayı doğrudan hedef alıyor; o yüzden ya bakımını zamanında yapıp motoru yaşatacaksın ya da o yüksek torkun keyfini sürerken bir gün kapıyı vurup yolda kalmayı peşinen kabul edeceksin... Tercih tamamen senin direksiyonundaki o sağ ayağınla motorun arasındaki vicdana kalmış.
Aslında işin teknik boyutu tam bir mühendislik faciasına dönüşüyor çünkü üreticiler maliyetleri kısmak için o zincir baklalarını inceltirken, bizim yakıt kalitemiz ve sürekli dur-kalk yaptığımız şehir içi trafigimiz o metalin esneklik payını sıfırlıyor. Bak şimdi, sen o arabayı sabahleyin ilk çalıştırdığında o bir-iki saniye süren hırıltılı ses var ya; hah, işte o ses zincirin gergi paletine hidrolik basınç ulaşana kadar boşlukta sallandığının ve her vuruşta motorun senkronizasyonunu saniyenin onda biri kadar şaşırttığının resmidir. Ne yani, motoru eline alana kadar bekleyecek misin? Yağ basıncının düşüklüğü ilk önce o zincirin gergisini vurur, paletler kırılır, plastik parçacıklar süzgeci tıkar ve bir akşam otoyolda seyrederken motor bir anda kilitlenip sizi orta şeridin ortasında öylece bırakır... Sonra çekici parası, motor rektifiyesi derken arabanın bugünkü piyasa değerinin yarısını o servis masasına bayılırsın.
Peki ne yapmak lazım, arabayı garaja çekip üstüne örtü mü örtelim; tabii ki hayır ama birazcık teknik mantık, biraz da motorunu dinleme kulak terbiyesi şart oğlu şart. Her elli bin kilometrede bir o kapak açılacak, gergi mekanizmasının aşınma payına mikrometreyle bakılacak, eğer milimetrik bir uzama varsa o zincir orijinaliyle değişecek; yan sanayi çelik pimli ucuz Çin malı setleri sakın ola motora sokma, sonra pistonla supaplar birbirine sarıldığında o tasarruf dediğin şeyin aslında ne kadar pahalıya patladığını anlarsın. Kaliteli sentetik yağ kullanacaksın, viskozite değerleriyle oynamayacaksın, çünkü o zincir sadece mazotla değil, o yağın kalitesiyle nefes alıyor. Sonuçta bu demir yığını senin ruh halini değil, cebindeki parayı doğrudan hedef alıyor; o yüzden ya bakımını zamanında yapıp motoru yaşatacaksın ya da o yüksek torkun keyfini sürerken bir gün kapıyı vurup yolda kalmayı peşinen kabul edeceksin... Tercih tamamen senin direksiyonundaki o sağ ayağınla motorun arasındaki vicdana kalmış.