Aydın Usta
Kayıtlı Kullanıcı
O direksiyon elinin altında birden titremeye başladığında insanın içini bir huzursuzluk kaplıyor, değil mi? Şöyle hafifçe sallanır önce, sonra hızlandıkça sanki kendi kendine ritim tutmaya başlar... İster istemez "Yine ne masraf çıkaracak bu araba" diye geçirirsin içinden.
Direksiyondaki o sinir bozucu titremeyi hisseder hissetmez aklına ilk gelen şey hemen gidip bir rot ayarı yaptırmak oluyor sanırım. Çoğu sürücü de aynen böyle düşünüyor zaten, direkt rot-balansçının yolunu tutuyor. Ama dur bir dakika... Her titreme otomatik olarak rot ayarı bozuldu anlamına gelmez ki.
Genelde suçlu rot değil, jantın ve lastiğin kendi arasındaki o hassas ağırlık dengesidir. Yani balans... Yüksek hıza çıktığında elinde hissettiğin o karıncalanma varya, işte o büyük ihtimalle düşmüş küçük bir kurşun ağırlığın eseri. Rot ayarı ise arabanın sağa sola çekmesiyle ilgilenir daha çok, lastiğin yola nasıl bastığıyla...
Bazen de yoldan geçen küçük bir çukur, janta yapışan donmuş çamur ya da hafifçe eğrilmiş bir jant yapar bunu. Sen rot ayarı bozuldu sanırsın ama janttaki o küçücük yamukluk bütün sürüş keyfini zehir etmeye yeter. Bazen de sadece lastik basınçların birbirinden farklıdır...
Peki rot ayarı ne zaman gerçekten gerekir? Direksiyonu düz tuttuğunda araba kendi kafasına göre sağa veya sola kayıyorsa, ya da lastiklerin sadece bir tarafı eriyip diğeri sıfır gibi kalıyorsa işte o zaman rotçuya uğrama vaktin gelmiştir. Yoksa sadece titreşim için gidip rot ayarı yaptırırsan, boşuna paranı cüzdandan çıkarmış olursun.
Aklında bulunsun, sanayiye gittiğinde ustaya direkt "Buna bir rot ayarı yap" deme sakın. Önce bir balans kontrolü istat, lastiklerin durumuna baksınlar, jantları incelesinler... Doğru teşhis koymadan parça değiştirmek veya ayar yaptırmak rüzgara karşı koşmaya benzer.
Bir daha o titremeyi hissettiğinde hemen panik yapıp rot ayarı sırasına girme. Hızını biraz düşür, arabanın sağa sola çekip çekmediğine odaklan, yolun durumunu süz. Belki de sorun sadece lastiğin dişleri arasına sıkışmış sert bir taştan ibarettir...
Direksiyondaki o sinir bozucu titremeyi hisseder hissetmez aklına ilk gelen şey hemen gidip bir rot ayarı yaptırmak oluyor sanırım. Çoğu sürücü de aynen böyle düşünüyor zaten, direkt rot-balansçının yolunu tutuyor. Ama dur bir dakika... Her titreme otomatik olarak rot ayarı bozuldu anlamına gelmez ki.
Genelde suçlu rot değil, jantın ve lastiğin kendi arasındaki o hassas ağırlık dengesidir. Yani balans... Yüksek hıza çıktığında elinde hissettiğin o karıncalanma varya, işte o büyük ihtimalle düşmüş küçük bir kurşun ağırlığın eseri. Rot ayarı ise arabanın sağa sola çekmesiyle ilgilenir daha çok, lastiğin yola nasıl bastığıyla...
Bazen de yoldan geçen küçük bir çukur, janta yapışan donmuş çamur ya da hafifçe eğrilmiş bir jant yapar bunu. Sen rot ayarı bozuldu sanırsın ama janttaki o küçücük yamukluk bütün sürüş keyfini zehir etmeye yeter. Bazen de sadece lastik basınçların birbirinden farklıdır...
Peki rot ayarı ne zaman gerçekten gerekir? Direksiyonu düz tuttuğunda araba kendi kafasına göre sağa veya sola kayıyorsa, ya da lastiklerin sadece bir tarafı eriyip diğeri sıfır gibi kalıyorsa işte o zaman rotçuya uğrama vaktin gelmiştir. Yoksa sadece titreşim için gidip rot ayarı yaptırırsan, boşuna paranı cüzdandan çıkarmış olursun.
Aklında bulunsun, sanayiye gittiğinde ustaya direkt "Buna bir rot ayarı yap" deme sakın. Önce bir balans kontrolü istat, lastiklerin durumuna baksınlar, jantları incelesinler... Doğru teşhis koymadan parça değiştirmek veya ayar yaptırmak rüzgara karşı koşmaya benzer.
Bir daha o titremeyi hissettiğinde hemen panik yapıp rot ayarı sırasına girme. Hızını biraz düşür, arabanın sağa sola çekip çekmediğine odaklan, yolun durumunu süz. Belki de sorun sadece lastiğin dişleri arasına sıkışmış sert bir taştan ibarettir...