Murat Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Eski bir gazete muhabiri olarak otomobil ustalarının dükkanında az vakit geçirmedim, sanayinin o kendine has yağ ve metal kokusu burnumdan hiç gitmez. Geçen hafta başıma gelen o sinir bozucu şey de tam o ustalara yakışır cinstendi: Sanayiden sıfır gibi bir direksiyon kutusuyla çıktım, birkaç kilometre sonra ön takım sallanmaya başladı... İnsan parayı verip aracı tamirden çıkarınca o sürüş keyfini hemen tatmak istiyor ama bazen tam aksi oluyor işte.
Sıfır parçayı taktırıp yola çıkıyorsunuz, hız göstergesi tam 90'a dayandığı an elde bir karıncalanma, direksiyonda belirsiz bir sarsıntı başlıyor. "Usta kutuyu yeniledi, bu salınım nereden çıktı şimdi?" diye söyleniyorsunuz kendi kendinize. Sorun büyük ihtimalle yeni parçanın kusurundan değil, montaj esnasında yerinden oynatılan o hassas rot-balans dengesinden kaynaklanıyor. Bazen de kutunun tork değerleri tutmuyor, hidrolik ya da elektrikli sistemin kalibrasyonu atlanıyor.
Herkes suçu hemen yeni takılan direksiyon kutusunda arar, parça bozuk çıktı sanır. Oysa mesele genellikle çok daha basit bir detayda hidden... Süspansiyon sistemindeki rot başları, rot milleri ya da salıncak burçları sökülüp takılırken o eski oturmuş düzen bozulur. Usta kutuyu harika takmış olabilir ama tekerleklerin açıları milimetrik olarak şaşarsa o titreme kaçınılmazdır.
Hassas cihazlarla yapılmayan bir ön düzen ayarı sürücüye yolda cehennemi yaşatabilir. Rot balansçıya uğramadan sanayiden çıkmak, tabiri caizse o titremeye davetiye çıkarmaktır. Sadece dinamik balans değil, tekerleklerin araca bağlantı açılarını gösteren kamber ve kaster ayarlarına da mutlaka baktırmak lazım. Yoksa o direksiyon elinizde titrer durur, huzurunuz kaçar.
Geçen gün bir usta dostuma uğradım, "Kutuyu değiştirdik ama bu araç niye titriyor?" diye sordum. Bana dedi ki; "Kutuyu sıfırladın tamam, peki ya aks boşluklarına baktın mı, jantlarda eğri var mıydı?" Bazen yenilenen sert ve tepkili bir direksiyon kutusu, daha önce hissettirmediği yürüyen aksam kusurlarını pat diye yüzünüze vurur. Eski ve gevşek kutu o boşlukları absorbe ediyordu belki de...
Montaj sırasında civataların tork anahtarı kullanılmadan, sadece kol gücüyle gelişi güzel sıkılması da sıkça karşılaştığım bir gazeteci gözlemi. Direksiyon kutusunu taşıyıcı travers bağlayan kauçuk takozlar tam oturmadıysa ya da aşırı sıkılıp ezildiyse, motordan ve yoldan gelen tüm titreşimi doğrudan kabine aktarır. Aracın altındaki o küçük kauçuk parça deyip geçmeyin, bütün konforu o sırtında taşıyor.
Rot ayarı yapıldı, balans tamam, takozlar sağlam... Yine mi titriyor? O zaman direksiyon milindeki mafsallara ve direksiyon koluna odaklanmak gerekebilir. Kutunun giriş mili ile direksiyon sütununun birleştiği yerdeki o küçük mafsalda oluşacak en ufak bir eksen kayması bile yüksek hızda avucunuzun içinde hissettiğiniz o rahatsız edici titreşime dönüşür.
Aracınızı sanayiden teslim alırken ustaya sadece "Kutu oldu mu?" diye sormak yetmiyor maalesef. Rot toleransları sıfırlandı mı, test sürüşüne çıkıldı mı, kalibrasyon yapıldı mı... Aracın direksiyonu değiştiyse yola çıkmadan önce o ön takımın baştan aşağı bir elden geçmesi şart. Aksi halde yeni parçanın sevincini yaşayamadan soluğu tekrar dükkanda alırsınız.
Sıfır parçayı taktırıp yola çıkıyorsunuz, hız göstergesi tam 90'a dayandığı an elde bir karıncalanma, direksiyonda belirsiz bir sarsıntı başlıyor. "Usta kutuyu yeniledi, bu salınım nereden çıktı şimdi?" diye söyleniyorsunuz kendi kendinize. Sorun büyük ihtimalle yeni parçanın kusurundan değil, montaj esnasında yerinden oynatılan o hassas rot-balans dengesinden kaynaklanıyor. Bazen de kutunun tork değerleri tutmuyor, hidrolik ya da elektrikli sistemin kalibrasyonu atlanıyor.
Herkes suçu hemen yeni takılan direksiyon kutusunda arar, parça bozuk çıktı sanır. Oysa mesele genellikle çok daha basit bir detayda hidden... Süspansiyon sistemindeki rot başları, rot milleri ya da salıncak burçları sökülüp takılırken o eski oturmuş düzen bozulur. Usta kutuyu harika takmış olabilir ama tekerleklerin açıları milimetrik olarak şaşarsa o titreme kaçınılmazdır.
Hassas cihazlarla yapılmayan bir ön düzen ayarı sürücüye yolda cehennemi yaşatabilir. Rot balansçıya uğramadan sanayiden çıkmak, tabiri caizse o titremeye davetiye çıkarmaktır. Sadece dinamik balans değil, tekerleklerin araca bağlantı açılarını gösteren kamber ve kaster ayarlarına da mutlaka baktırmak lazım. Yoksa o direksiyon elinizde titrer durur, huzurunuz kaçar.
Geçen gün bir usta dostuma uğradım, "Kutuyu değiştirdik ama bu araç niye titriyor?" diye sordum. Bana dedi ki; "Kutuyu sıfırladın tamam, peki ya aks boşluklarına baktın mı, jantlarda eğri var mıydı?" Bazen yenilenen sert ve tepkili bir direksiyon kutusu, daha önce hissettirmediği yürüyen aksam kusurlarını pat diye yüzünüze vurur. Eski ve gevşek kutu o boşlukları absorbe ediyordu belki de...
Montaj sırasında civataların tork anahtarı kullanılmadan, sadece kol gücüyle gelişi güzel sıkılması da sıkça karşılaştığım bir gazeteci gözlemi. Direksiyon kutusunu taşıyıcı travers bağlayan kauçuk takozlar tam oturmadıysa ya da aşırı sıkılıp ezildiyse, motordan ve yoldan gelen tüm titreşimi doğrudan kabine aktarır. Aracın altındaki o küçük kauçuk parça deyip geçmeyin, bütün konforu o sırtında taşıyor.
Rot ayarı yapıldı, balans tamam, takozlar sağlam... Yine mi titriyor? O zaman direksiyon milindeki mafsallara ve direksiyon koluna odaklanmak gerekebilir. Kutunun giriş mili ile direksiyon sütununun birleştiği yerdeki o küçük mafsalda oluşacak en ufak bir eksen kayması bile yüksek hızda avucunuzun içinde hissettiğiniz o rahatsız edici titreşime dönüşür.
Aracınızı sanayiden teslim alırken ustaya sadece "Kutu oldu mu?" diye sormak yetmiyor maalesef. Rot toleransları sıfırlandı mı, test sürüşüne çıkıldı mı, kalibrasyon yapıldı mı... Aracın direksiyonu değiştiyse yola çıkmadan önce o ön takımın baştan aşağı bir elden geçmesi şart. Aksi halde yeni parçanın sevincini yaşayamadan soluğu tekrar dükkanda alırsınız.