Hakan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sürücü koltuğuna geçtiğimiz an araçla aramızda görünmez bir bağ kurulur; o bağ kopmaya başladığında ilk sinyali pedaldaki o garip his verir. Gaza basarsınız, motor devri çıldırmış gibi yükselir, ibre sağa doğru fırlar ama araç yola tutunamaz... Sanayide usta usta gezmeden önce şanzımandan gelen o çaresiz çığlığı tanımak zorundayız. Hızlanmak istediğinizde arabanın geride kalması, bağırıp da gidememesi tam olarak bu illetin habercisidir. Pedala dokunduğunuzda o eski sertliği bulamıyorsanız, balata son günlerini yaşıyor demektir.
Motorun gücünü tekerleklere aktaran o devasa mekanizma, usul usul pes ederken arkasında hep aynı kokuyu bırakır. Dik bir yokuşta kalkmaya çalışırken kabine dolan o yanık balata kokusu... Sadece bir koku değildir bu, cebimizden çıkacak ciddi bir tamir faturasının ilk habercisidir. Yokuş yukarı çıkarken aracın çekişten düşmesi tesadüf mü sanıyorsunuz? Şanzıman ile motor arasındaki o amansız sürtünme savaşı kaybolduğunda, araba ağırlığını taşıyamaz hale gelir.
Kavrama noktasının birdenbire yukarı kayması, sürücüyü en çok aldatan tuzaklardan biridir. Eskiden ayağınızı hafifçe kaldırdığınızda yürüyen araç, artık neredeyse pedalı tamamen bıraktığınızda hareket ediyorsa durum vahim demektir. Pedalın en tepesinde gerçekleşen o zayıf tutunma... Acaba değişim vakti geldi mi diye sormaya gerek bile yok. Sertleşen, adeta bir tuğlaya dönüşen debriyaj pedalı da cabası.
Vites geçişlerinde yaşanan o kemikli, pürüzlü hissi hepimiz en az bir kez yaşamışızdır. Şanzıman dişlileri birbirine sürtünürken çıkan o rahatsız edici ses, kavramanın görevini tam yapamadığının açık kanıtıdır. Doğru düzgün ayrışamayan bir baskı balata, vites kolunu adeta elinizde dondurur. Ya vitese hiç geçmez ya da o ciğer tırmalayan gıcırtıyla içimizi cız ettirir.
Sarsıntılı kalkışlar, özellikle yoğun şehir içi trafiğinde sabrımızı zorlayan en büyük çileye dönüşür. Birinci viteste ayağınızı gazdan hafifçe çekerken aracın silkelenmesi, titremesi, adeta beşik gibi sallanması normal mi? Değil elbette; balata yüzeyindeki düzensiz aşınma, gücün tekerleklere kesik kesik iletilmesine yol açar. Yolda kalmak istemiyorsak, bu küçük uyarıları kulak arkası etmeyi hemen bırakmalıyız.
Motorun gücünü tekerleklere aktaran o devasa mekanizma, usul usul pes ederken arkasında hep aynı kokuyu bırakır. Dik bir yokuşta kalkmaya çalışırken kabine dolan o yanık balata kokusu... Sadece bir koku değildir bu, cebimizden çıkacak ciddi bir tamir faturasının ilk habercisidir. Yokuş yukarı çıkarken aracın çekişten düşmesi tesadüf mü sanıyorsunuz? Şanzıman ile motor arasındaki o amansız sürtünme savaşı kaybolduğunda, araba ağırlığını taşıyamaz hale gelir.
Kavrama noktasının birdenbire yukarı kayması, sürücüyü en çok aldatan tuzaklardan biridir. Eskiden ayağınızı hafifçe kaldırdığınızda yürüyen araç, artık neredeyse pedalı tamamen bıraktığınızda hareket ediyorsa durum vahim demektir. Pedalın en tepesinde gerçekleşen o zayıf tutunma... Acaba değişim vakti geldi mi diye sormaya gerek bile yok. Sertleşen, adeta bir tuğlaya dönüşen debriyaj pedalı da cabası.
Vites geçişlerinde yaşanan o kemikli, pürüzlü hissi hepimiz en az bir kez yaşamışızdır. Şanzıman dişlileri birbirine sürtünürken çıkan o rahatsız edici ses, kavramanın görevini tam yapamadığının açık kanıtıdır. Doğru düzgün ayrışamayan bir baskı balata, vites kolunu adeta elinizde dondurur. Ya vitese hiç geçmez ya da o ciğer tırmalayan gıcırtıyla içimizi cız ettirir.
Sarsıntılı kalkışlar, özellikle yoğun şehir içi trafiğinde sabrımızı zorlayan en büyük çileye dönüşür. Birinci viteste ayağınızı gazdan hafifçe çekerken aracın silkelenmesi, titremesi, adeta beşik gibi sallanması normal mi? Değil elbette; balata yüzeyindeki düzensiz aşınma, gücün tekerleklere kesik kesik iletilmesine yol açar. Yolda kalmak istemiyorsak, bu küçük uyarıları kulak arkası etmeyi hemen bırakmalıyız.