Burak Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Araç yokuş yukarı çıkarken birden sağırlaştıysa, gaz pedalına bastığın halde motor sanki arkadan çekiliyormuş gibi homurdanıyorsa, içeride bir şeylerin ters gittiğini anlamak uzun sürmez.
O küçük parça, yani namıdiğer boost kontrol valfi, turbo ile motor beyni arasında köprü kurmaktan başka iş yapmaz aslında.
Basınç ayarını kaçırdığı an, motor ya ciğerine fazla hava çeker yorulur ya da nefessiz kalıp yürüyemez hale gelir.
Aslında turbo dediğimiz şey kendi başına dilsiz bir demir yığınıdır; ona ne kadar nefes alacağını söyleyen hep o küçük valftir.
Peki o valf bozulduğunda içeride tam olarak ne dönüyor sence?
Ömrünü tamamlamış bir diyafram ya da içi kurum bağlamış selenoid, beynin gönderdiği komutları yolda unutur çünkü.
Sen gaza yüklenirsin ama turbo hâlâ rölantide geziniyormuş gibi sessiz kalır, işte o an can sıkıntısı başlar.
Gösterge panelinde beliren o sarı motor arıza lambası var ya, işte o lamba genellikle ustaya gitmeden önceki son uyarısıdır arabanın.
Bazen de lamba falan yanmaz; araba öyle bir garipleşir ki, düz yolda giderken bile arkandan biri çekiçle vuruyormuş gibi sarsıntılar hissedersin.
Turbo basıncı ani fırlamalar yapar çünkü valf regülasyonu kaybetmiştir, motor kendini korumaya almak için güç keser hemen.
Bu durum uzun süre göz ardı edilirse, zavallı turbo salyangozu aşırı devirden çatlar gider, masraf da katlanır durur.
O yüzden sesleri dinlemek gerek; motorun kaputunun altında ıslık sesine benzer garip bir sızıntı duyuyorsan valfin hortumu delinmiş ya da valf kendinden geçmiştir.
Parçayı söküp balata spreyiyle temizlemek bazen günü kurtarır ama içi bozulduysa o işin lamı cimi yok, yenisiyle değişecek.
Yan sanayi ucuz parçalara para yatırmak yerine orijinal olanını seçmek, üç gün sonra yine aynı yola düşmemek için şart çünkü.
Ustanın "abi bunlarda kronik bu" lafına çok da takılma, sonuçta her mekanik parça gibi onun da bir vadesi var ve doluyor.
Sürüş keyfini yarım bırakan bu arızayı kafaya çok takmadan, ilk fırsatta güvendiğin bir yere uğrayıp valfin direncini ölçtürmelisin.
O küçük parça, yani namıdiğer boost kontrol valfi, turbo ile motor beyni arasında köprü kurmaktan başka iş yapmaz aslında.
Basınç ayarını kaçırdığı an, motor ya ciğerine fazla hava çeker yorulur ya da nefessiz kalıp yürüyemez hale gelir.
Aslında turbo dediğimiz şey kendi başına dilsiz bir demir yığınıdır; ona ne kadar nefes alacağını söyleyen hep o küçük valftir.
Peki o valf bozulduğunda içeride tam olarak ne dönüyor sence?
Ömrünü tamamlamış bir diyafram ya da içi kurum bağlamış selenoid, beynin gönderdiği komutları yolda unutur çünkü.
Sen gaza yüklenirsin ama turbo hâlâ rölantide geziniyormuş gibi sessiz kalır, işte o an can sıkıntısı başlar.
Gösterge panelinde beliren o sarı motor arıza lambası var ya, işte o lamba genellikle ustaya gitmeden önceki son uyarısıdır arabanın.
Bazen de lamba falan yanmaz; araba öyle bir garipleşir ki, düz yolda giderken bile arkandan biri çekiçle vuruyormuş gibi sarsıntılar hissedersin.
Turbo basıncı ani fırlamalar yapar çünkü valf regülasyonu kaybetmiştir, motor kendini korumaya almak için güç keser hemen.
Bu durum uzun süre göz ardı edilirse, zavallı turbo salyangozu aşırı devirden çatlar gider, masraf da katlanır durur.
O yüzden sesleri dinlemek gerek; motorun kaputunun altında ıslık sesine benzer garip bir sızıntı duyuyorsan valfin hortumu delinmiş ya da valf kendinden geçmiştir.
Parçayı söküp balata spreyiyle temizlemek bazen günü kurtarır ama içi bozulduysa o işin lamı cimi yok, yenisiyle değişecek.
Yan sanayi ucuz parçalara para yatırmak yerine orijinal olanını seçmek, üç gün sonra yine aynı yola düşmemek için şart çünkü.
Ustanın "abi bunlarda kronik bu" lafına çok da takılma, sonuçta her mekanik parça gibi onun da bir vadesi var ve doluyor.
Sürüş keyfini yarım bırakan bu arızayı kafaya çok takmadan, ilk fırsatta güvendiğin bir yere uğrayıp valfin direncini ölçtürmelisin.