Murat Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Gösterge panelinde aniden beliren o kırmızı hava yastığı ışığı yok mu, sürücünün bütün neşesini bir anda emip bitirir. Hele ki teşhis cihazını bağlayıp karşımızda B0032 kodunu gördüğümüzde; işin rengi biraz değişiyor, yani yolcu tarafındaki ikincil patlayıcı devresinde bir temassızlık veya voltaj kopukluğu var demektir bu. Direksiyonun altını ya da torpidonun arkasını sökerken hepimizin kalbi biraz hızlı çarpar zira güvenlik sistemiyle oynamak pek şakaya gelmez... Soketlerin gevşemesi, zamanla oksitlenen minik bakır pinler veya koltuk altındaki kablo demetinin ileri geri hareketten yıpranması tam da bu uyarıyı kucağımıza bırakıverir. Elektrik akımı o hedeflenen direnç aralığında akmayınca, araç beyni hemen savunmaya geçip hava yastığını devre dışı bırakıyor ve "ben bu sisteme güvenmiyorum" mesajını basıyor yüzümüze.
Koltuk altlarına çanta sıkıştırmak veya temizlik yaparken o sarı soketlere sertçe çarpmak biz sürücülerin en sık yaptığı görünmez hatalardan biridir aslında. Kablo tesisatındaki milimetrik bir gevşeklik bile direnç değerini altüst etmeye yeter de artar bile, sistem öyle hassas ayarlanmış ki en ufak voltaj dalgalanmasında hemen B0032 alarmı verir. Yani sanayi diliyle söyleyecek olursak; tesisatta açık devre var, elektrik olması gerektiği gibi döngüyü tamamlayamıyor bir türlü. Soketi söküp sprey sıkmak bazen mucizeler yaratır ama bazen de kablonun kendisi içeriden kırılmıştır da ruhumuz duymaz... İşin garip yanı, ışık sönsün diye cihazla kodu silseniz bile eğer o temassızlığı fiziki olarak düzeltmediyseniz ilk virajda ya da çukurda lambanın tekrar suratınıza sırııtması işten bile değildir.
Sarı renkli SRS konnektörleriyle çalışırken akü kutup başını söküp bir on beş dakika beklemek hayati bir kuraldır, kimse durduk yere yüzünün ortasında patlayan bir hava yastığıyla tanışmak istemez herhalde? Güvenliği ele aldıktan sonra multimeter ile kablo devamlılığını kontrol etmek, direnç değerlerini okumak bizi doğrudan çözüme götüren en kestirme yoldur. Soketin içine toz kaçmış olabilir, kilit tırnağı kırılmış olabilir ya da yolcu koltuğunun altındaki modül nemden korozyona uğramış olabilir ki bu durum özellikle kış aylarında paspaslardan sızan sular yüzünden sıkça başımıza gelir. Şayet kablolarda ve konnektörlerde görünürde hiçbir sorun yoksa, ihtimaller maalesef doğrudan hava yastığı kapsülünün kendisine ya da beyin ünitesine yönelir. Piyasada sırf bu arıza yüzünden boşu boşuna tüm airbag modülünü değiştiren binlerce insan var, oysa sorun çoğu zaman sadece beş liralık bir soket temizleme spreyine bakar...
Eski bir otomobil sevdalısı olarak söylüyorum, B0032 kodu karşımıza çıktığında panikle en pahalı parçayı sipariş etmek yerine adım adım ilerlemekte her zaman fayda var. Aracın beyni bu kodu verdiğinde aslında bize tam olarak "yolcu tarafındaki tetikleme devresinde işler yolunda gitmiyor" demek istiyor, yani nokta atışı bir ipucu sunuyor bize. Kablo bağlantılarını gözle kontrol edip oksit gidericiyle temizledikten sonra arıza kodunu hafızadan silip test sürüşüne çıkmak en mantıklı hareket olacaktır. Eğer ışık bir daha yanmıyorsa ne ala, ama ısrarla geri geliyorsa yolcu hava yastığı tüpünün kendisinde veya SRS kontrol ünitesinde dahili bir arıza aramak kaçınılmaz hale gelir... Günün sonunda kendi güvenliğimiz ve sevdiklerimizin hayatı söz konusu olduğunda, bu küçük ama sinir bozucu arıza uyarısını asla ertelememek, sonuna kadar üzerine gitmek gerekir.
Koltuk altlarına çanta sıkıştırmak veya temizlik yaparken o sarı soketlere sertçe çarpmak biz sürücülerin en sık yaptığı görünmez hatalardan biridir aslında. Kablo tesisatındaki milimetrik bir gevşeklik bile direnç değerini altüst etmeye yeter de artar bile, sistem öyle hassas ayarlanmış ki en ufak voltaj dalgalanmasında hemen B0032 alarmı verir. Yani sanayi diliyle söyleyecek olursak; tesisatta açık devre var, elektrik olması gerektiği gibi döngüyü tamamlayamıyor bir türlü. Soketi söküp sprey sıkmak bazen mucizeler yaratır ama bazen de kablonun kendisi içeriden kırılmıştır da ruhumuz duymaz... İşin garip yanı, ışık sönsün diye cihazla kodu silseniz bile eğer o temassızlığı fiziki olarak düzeltmediyseniz ilk virajda ya da çukurda lambanın tekrar suratınıza sırııtması işten bile değildir.
Sarı renkli SRS konnektörleriyle çalışırken akü kutup başını söküp bir on beş dakika beklemek hayati bir kuraldır, kimse durduk yere yüzünün ortasında patlayan bir hava yastığıyla tanışmak istemez herhalde? Güvenliği ele aldıktan sonra multimeter ile kablo devamlılığını kontrol etmek, direnç değerlerini okumak bizi doğrudan çözüme götüren en kestirme yoldur. Soketin içine toz kaçmış olabilir, kilit tırnağı kırılmış olabilir ya da yolcu koltuğunun altındaki modül nemden korozyona uğramış olabilir ki bu durum özellikle kış aylarında paspaslardan sızan sular yüzünden sıkça başımıza gelir. Şayet kablolarda ve konnektörlerde görünürde hiçbir sorun yoksa, ihtimaller maalesef doğrudan hava yastığı kapsülünün kendisine ya da beyin ünitesine yönelir. Piyasada sırf bu arıza yüzünden boşu boşuna tüm airbag modülünü değiştiren binlerce insan var, oysa sorun çoğu zaman sadece beş liralık bir soket temizleme spreyine bakar...
Eski bir otomobil sevdalısı olarak söylüyorum, B0032 kodu karşımıza çıktığında panikle en pahalı parçayı sipariş etmek yerine adım adım ilerlemekte her zaman fayda var. Aracın beyni bu kodu verdiğinde aslında bize tam olarak "yolcu tarafındaki tetikleme devresinde işler yolunda gitmiyor" demek istiyor, yani nokta atışı bir ipucu sunuyor bize. Kablo bağlantılarını gözle kontrol edip oksit gidericiyle temizledikten sonra arıza kodunu hafızadan silip test sürüşüne çıkmak en mantıklı hareket olacaktır. Eğer ışık bir daha yanmıyorsa ne ala, ama ısrarla geri geliyorsa yolcu hava yastığı tüpünün kendisinde veya SRS kontrol ünitesinde dahili bir arıza aramak kaçınılmaz hale gelir... Günün sonunda kendi güvenliğimiz ve sevdiklerimizin hayatı söz konusu olduğunda, bu küçük ama sinir bozucu arıza uyarısını asla ertelememek, sonuna kadar üzerine gitmek gerekir.