Olgun Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Gözlerindeki o keskin netliği bulmak için koltuğa oturduğun andaki kalp atışını hatırla, ne kadar da heyecanlıydın değil mi.
Operasyon bitti, dünya birden bire HD kalitesine döndü fakat işin aslı öyle hemen süt liman olmuyor maalesef.
Göz kuruluğu denilen o illet misafir, ameliyattan hemen sonra kapıyı çalıyor ve maalesef öyle çabuk da gitmiyor abi ya.
Kimi insan üç ayda toparlar, kimi insan da bakarsın ki bir yıl boyunca yapay gözyaşı damlasından başka arkadaş bulamaz yanında.
Yani bu işin saati, takvimi tam olarak şaşmaz bir kanun gibi yazılmamış ki taşa, herkesin bünyesi kendine göre bir tempo tutturuyor.
Bazen sabah uyanırsın gözlerin zımpara gibi yanar, vallahi billahi insanı hayattan soğutur o kuruluk hissi, neyse ki geçici olduğunu bilmek teselli ediyor adamı.
Doktorlar genelde altı ay der, bilemedin dokuz ay der ama yaşayan bilir, bazen o süre uzar da uzar...
Göz yüzeyindeki sinirler yeniden uyansın, o eski nem dengesini kendi kendine bulsun diye vücut adeta kendi içinde sessiz bir savaş veriyor.
Sürekli ekrana bakmak, tozlu ortamlarda bulunmak zaten başlı başına birer dert, üstüne bir de lazer eklenince işler iyice sarpa sarıyor.
Sakın panik yapma, sabırlı olmak bu sürecin en büyük ilacı, yoksa endişe ettikçe insan daha çok kuruyor sanki.
Zamanla damlaların sayısı azalacak, sabahları o batma hissi yavaş yavaş hafifleyecek ve nihayetinde o eski rahat günlerine geri döneceksin.
Operasyon bitti, dünya birden bire HD kalitesine döndü fakat işin aslı öyle hemen süt liman olmuyor maalesef.
Göz kuruluğu denilen o illet misafir, ameliyattan hemen sonra kapıyı çalıyor ve maalesef öyle çabuk da gitmiyor abi ya.
Kimi insan üç ayda toparlar, kimi insan da bakarsın ki bir yıl boyunca yapay gözyaşı damlasından başka arkadaş bulamaz yanında.
Yani bu işin saati, takvimi tam olarak şaşmaz bir kanun gibi yazılmamış ki taşa, herkesin bünyesi kendine göre bir tempo tutturuyor.
Bazen sabah uyanırsın gözlerin zımpara gibi yanar, vallahi billahi insanı hayattan soğutur o kuruluk hissi, neyse ki geçici olduğunu bilmek teselli ediyor adamı.
Doktorlar genelde altı ay der, bilemedin dokuz ay der ama yaşayan bilir, bazen o süre uzar da uzar...
Göz yüzeyindeki sinirler yeniden uyansın, o eski nem dengesini kendi kendine bulsun diye vücut adeta kendi içinde sessiz bir savaş veriyor.
Sürekli ekrana bakmak, tozlu ortamlarda bulunmak zaten başlı başına birer dert, üstüne bir de lazer eklenince işler iyice sarpa sarıyor.
Sakın panik yapma, sabırlı olmak bu sürecin en büyük ilacı, yoksa endişe ettikçe insan daha çok kuruyor sanki.
Zamanla damlaların sayısı azalacak, sabahları o batma hissi yavaş yavaş hafifleyecek ve nihayetinde o eski rahat günlerine geri döneceksin.