Yusuf Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Kaputu açtığında o genleşme kabındaki suyun yine azaldığını görmek insanın içindeki tüm neşeyi bir anda alıp götürür, biliyorum.
Sabahın köründe işe gitmek için marşa basarsın ama gösterge panelinde o sinir bozucu lamba yanıp sönüverir, işte o an bütün planların suya düşer.
Normal mi sence bu durum, yani her Alman devi az çok su eksiltir masalına inanmaya devam mı edeceksin?
Su eksiltmenin arkasında yatan o sinsi kaçağı bulmak bazen samanlıkta iğne aramaya benzer, hele bir de motor sıcakken buharlaşıp uçuyorsa vay haline.
Plastik flanşlar zamanla ısıya yenik düşer, çatlar ve sen fark etmeden o canım antifriz yola dökülür gider.
Radyatör peteklerine şöyle dikkatlice bir bak bakalım, oralarda pembe ya da yeşil kurumuş lekeler var mı, işte suçlu masum duruyor orada.
Devirdaim pompası dediğimiz o küçük parça var ya, işte o kaçırmaya başladığında motorun altından damla damla sızanları görünce ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksın.
Su pompası bilyaları bozulur ve o devirdaim sızdırmaya başlar, sonra da usta çıkar der ki "abi bu kronik bir parça değişecek"...
Silindir kapak contası yanması ise işin en korkunç, en masraflı yüzüdür ki Allah kimsenin başına vermesin, o beyaz dumanı arkanda gördüğün anı hatırlasana.
Egzozdan gelen o tatlımsı beyaz dumanı fark ettiğin o saniye, motorun su ile yağı karıştırmaya başladığının, yani büyük belanın resmidir.
Yedek su deposu kapağı bile bazen arızalanır, basıncı tutamaz ve suyu buhar olarak dışarı atar da sen körü körüne radyatör değiştirir durursun.
Kimseye güvenip de "su eksiltir hacı bu arabalar, normaldir" diyen ustalara kulak asma, hiçbir sağlıklı motor durduk yere susuz kalmaz.
Aracını park ettiğin o temiz beton zeminin altına sabah kalktığında bir göz at, çünkü oradaki tek bir damla bile sana çok şey anlatır.
Düzenli olarak o suyu kontrol etmeyi alışkanlık haline getir, yoksa yolda hararet yapmış bir motorla ortada kalmak inanki hiç de eğlenceli değil...
Sabahın köründe işe gitmek için marşa basarsın ama gösterge panelinde o sinir bozucu lamba yanıp sönüverir, işte o an bütün planların suya düşer.
Normal mi sence bu durum, yani her Alman devi az çok su eksiltir masalına inanmaya devam mı edeceksin?
Su eksiltmenin arkasında yatan o sinsi kaçağı bulmak bazen samanlıkta iğne aramaya benzer, hele bir de motor sıcakken buharlaşıp uçuyorsa vay haline.
Plastik flanşlar zamanla ısıya yenik düşer, çatlar ve sen fark etmeden o canım antifriz yola dökülür gider.
Radyatör peteklerine şöyle dikkatlice bir bak bakalım, oralarda pembe ya da yeşil kurumuş lekeler var mı, işte suçlu masum duruyor orada.
Devirdaim pompası dediğimiz o küçük parça var ya, işte o kaçırmaya başladığında motorun altından damla damla sızanları görünce ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksın.
Su pompası bilyaları bozulur ve o devirdaim sızdırmaya başlar, sonra da usta çıkar der ki "abi bu kronik bir parça değişecek"...
Silindir kapak contası yanması ise işin en korkunç, en masraflı yüzüdür ki Allah kimsenin başına vermesin, o beyaz dumanı arkanda gördüğün anı hatırlasana.
Egzozdan gelen o tatlımsı beyaz dumanı fark ettiğin o saniye, motorun su ile yağı karıştırmaya başladığının, yani büyük belanın resmidir.
Yedek su deposu kapağı bile bazen arızalanır, basıncı tutamaz ve suyu buhar olarak dışarı atar da sen körü körüne radyatör değiştirir durursun.
Kimseye güvenip de "su eksiltir hacı bu arabalar, normaldir" diyen ustalara kulak asma, hiçbir sağlıklı motor durduk yere susuz kalmaz.
Aracını park ettiğin o temiz beton zeminin altına sabah kalktığında bir göz at, çünkü oradaki tek bir damla bile sana çok şey anlatır.
Düzenli olarak o suyu kontrol etmeyi alışkanlık haline getir, yoksa yolda hararet yapmış bir motorla ortada kalmak inanki hiç de eğlenceli değil...