Ahmet Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Audi P0300 arıza kodu yolda giderken bir anda canını sıkan o sarı motor arıza lambasının asıl sahibidir ve silindirlerin rastgele ateşleme yapmadığını, yani kafasına göre takıldığını söyler bize. Arabanın kalbi tekliyor resmen, ritmi bozulmuş bir davulcu gibi garip sesler ve sarsıntılarla kendini belli ediyor direksiyonda. Bu kod ekranda belirdiği an aslında motorun kontrol ünitesi ecumuz kafayı yemiş durumda çünkü hangi silindirin tam olarak nerede ve neden aksadığını çözemiyor, genel bir patırtı var ortada. Kimisi inatla bu şekilde binmeye devam eder ama motorun içindeki o patlamalar düzenli olmayınca pistonlara yazık oluyor, yazık değil mi o kadar mühendisliğe...
Buji kablolarından tut da bobinlere kadar her şey şüpheli listesinde artık, çünkü elektrik akımı o bujiye bir şekilde ulaşmıyor ya da zayıf kalıyor. Ateşleme sistemi dediğimiz şey tam bir zincir reaksiyonu ve halkalardan biri gevşerse bütün sistem çöker, araba da yokuş yukarı çıkarken sanki arkasından çekiyorlarmış gibi bayılır kalır. Bazen ustaya gidersin adam cihaza bağlar ve ekranda o lanet kodu görür görmez iç çeker, çünkü P0300 tek bir parça değişimiyle çözülecek kadar dürüst bir arıza değildir asla. Belki benzin pompası zayıfladı belki de o zavallı enjektörler tıkanıp kaldı, kim bilebilir ki kaputu açıp elini kirletmeden...
Hani bazen sabahları aracı ilk çalıştırdığında motor titrer de kendine gelmesi için birkaç dakika bekletirsin ya, işte o titremenin en büyük elebaşıdır bu arıza kodu. Sadece Audi modellerine mahsus bir durum değil tabii ki ama Alman mühendisliğinin o hassas motorları bu tür ufacık ateşleme sapmalarına hiç mi hiç tahammül edemiyor, hemen sinirlenip lambayı yakıyorlar. Yakıt tüketimi tavan yapar bu durumda çünkü beyin, ateşleme alamayınca daha fazla benzin gönderir silindire ama o benzin yanmadan egzozdan atılır gider. Cüzdanı yakan o benzin kokusunu fark etmemek imkansız zaten camı açtığında mis gibi çiğ yakıt kokusu gelir burnuna, işte o an anlarsın işin rengini...
Ateşleme bobinini söküp baktığında üzerindeki o ince çatlakları görebilirsin eğer dikkatli gözlerle incelersen, elektrik kaçırıyor parça resmen. Bobin dediğin parça zamanla ısıdan kavrulur ve görevini yapamaz hale gelir, yenisini takmadığın sürece de o arıza kodu silinmez, silinse bile üç kilometre sonra yine gelir parlatır kendini gösterge panelinde. Belki de sorun o kadar da büyüktü ki kompresyon kaçağı var motorda, subaplar bile yanmış olabilir zamanında ayarsız lpg kullanımından... Hiç düşündün mü acaba en son ne zaman değiştin o bujileri, kilometre bakımını atlattın galiba yine.
Elektronik sensörler o kadar hassas ki krank milinin dönüş hızındaki ufacık bir aksamayı bile yakalayıp hemen P0300 hatasını fırlatıyor ortaya, arabanın beyni adeta bir dedektif gibi çalışıyor. Orijinal parça kullanmak şart bu gibi durumlarda yoksa sanayi döngüsünden asla kurtulamazsın, yan sanayi bobin takarsın iki gün sonra gene aynı arızayı verir, insanı delirtir yeminle. Kendi elinle kaputu açıp soketleri kontrol etmek en iyisi bazen, gevşeyen bir kablo bütün bu kabusun sebebi çıkıyor çünkü, o kadar parayı döküyorsun sonra bir papuç yüzünden çekilen çileye bak... Motorun o huzurlu mırıltısını özledin değil mi, hani sessizce çalışan o Alman saatini...
Buji kablolarından tut da bobinlere kadar her şey şüpheli listesinde artık, çünkü elektrik akımı o bujiye bir şekilde ulaşmıyor ya da zayıf kalıyor. Ateşleme sistemi dediğimiz şey tam bir zincir reaksiyonu ve halkalardan biri gevşerse bütün sistem çöker, araba da yokuş yukarı çıkarken sanki arkasından çekiyorlarmış gibi bayılır kalır. Bazen ustaya gidersin adam cihaza bağlar ve ekranda o lanet kodu görür görmez iç çeker, çünkü P0300 tek bir parça değişimiyle çözülecek kadar dürüst bir arıza değildir asla. Belki benzin pompası zayıfladı belki de o zavallı enjektörler tıkanıp kaldı, kim bilebilir ki kaputu açıp elini kirletmeden...
Hani bazen sabahları aracı ilk çalıştırdığında motor titrer de kendine gelmesi için birkaç dakika bekletirsin ya, işte o titremenin en büyük elebaşıdır bu arıza kodu. Sadece Audi modellerine mahsus bir durum değil tabii ki ama Alman mühendisliğinin o hassas motorları bu tür ufacık ateşleme sapmalarına hiç mi hiç tahammül edemiyor, hemen sinirlenip lambayı yakıyorlar. Yakıt tüketimi tavan yapar bu durumda çünkü beyin, ateşleme alamayınca daha fazla benzin gönderir silindire ama o benzin yanmadan egzozdan atılır gider. Cüzdanı yakan o benzin kokusunu fark etmemek imkansız zaten camı açtığında mis gibi çiğ yakıt kokusu gelir burnuna, işte o an anlarsın işin rengini...
Ateşleme bobinini söküp baktığında üzerindeki o ince çatlakları görebilirsin eğer dikkatli gözlerle incelersen, elektrik kaçırıyor parça resmen. Bobin dediğin parça zamanla ısıdan kavrulur ve görevini yapamaz hale gelir, yenisini takmadığın sürece de o arıza kodu silinmez, silinse bile üç kilometre sonra yine gelir parlatır kendini gösterge panelinde. Belki de sorun o kadar da büyüktü ki kompresyon kaçağı var motorda, subaplar bile yanmış olabilir zamanında ayarsız lpg kullanımından... Hiç düşündün mü acaba en son ne zaman değiştin o bujileri, kilometre bakımını atlattın galiba yine.
Elektronik sensörler o kadar hassas ki krank milinin dönüş hızındaki ufacık bir aksamayı bile yakalayıp hemen P0300 hatasını fırlatıyor ortaya, arabanın beyni adeta bir dedektif gibi çalışıyor. Orijinal parça kullanmak şart bu gibi durumlarda yoksa sanayi döngüsünden asla kurtulamazsın, yan sanayi bobin takarsın iki gün sonra gene aynı arızayı verir, insanı delirtir yeminle. Kendi elinle kaputu açıp soketleri kontrol etmek en iyisi bazen, gevşeyen bir kablo bütün bu kabusun sebebi çıkıyor çünkü, o kadar parayı döküyorsun sonra bir papuç yüzünden çekilen çileye bak... Motorun o huzurlu mırıltısını özledin değil mi, hani sessizce çalışan o Alman saatini...