Murat Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Gece yarısı o karanlık otoyolda motor arıza lambasının birden yanması ne garip bir histir, insan önce kalbinin sesini duyar. Direksiyona sarılıp gösterge paneline bakarsın, sanki araba sana küsmüş gibidir.
Torpido gözünden o küçük cihazı çıkarıp direksiyonun altındaki sokete takmak artık bir refleks oldu. Kablonun o tık sesini duymak bazen bütün stresini alır insanın, ne çıkacak acaba diye düşünmeden edemezsin.
Telefon ekranına düşen o garip harf ve rakam kombinasyonları tam bir bilmece gibidir aslında. P0299 mu yine? Turbo basıncı düşük diyor ekran, sanki ben bilmiyormuş gibi yüzüme vuruyor eksikliği.
Yetkili servise gitmeden önce kendi küçük teşhisini koyabilmek insana acayip bir özgüven veriyor. Sanayideki o acımasız fiyat listelerinden kaçmanın en tatlı yolu belki de bu küçük cihazlar.
Her kodun ardında Alman mühendisliğinin o ince hesapları saklı durur halbuki. O sensör neden bozulur ki durduk yere, belki de yollarımızın o muazzam çukurları yüzündendir kim bilir.
Bazen silersin hatayı ve motoru yeniden çalıştırırsın umutla. Bir daha yanmasın diye içinden sessizce dualar edersin, araba da sanki seni duyuyormuş gibi sessizleşiverir birden.
İnternetteki forumlarda sabahlara kadar yabancı kaynakları karıştırmak başka bir tutku. Kim ne demiş, hangi parça değişmiş, herkes kendi arabasının doktoru olmuş çıkmış meğer.
Aslında bu arabalar bize insan psikolojisini öğretiyor biraz da. Ne kadar çok ilgi, o kadar az kapris, bunu asla unutmamak lazım.
Torpido gözünden o küçük cihazı çıkarıp direksiyonun altındaki sokete takmak artık bir refleks oldu. Kablonun o tık sesini duymak bazen bütün stresini alır insanın, ne çıkacak acaba diye düşünmeden edemezsin.
Telefon ekranına düşen o garip harf ve rakam kombinasyonları tam bir bilmece gibidir aslında. P0299 mu yine? Turbo basıncı düşük diyor ekran, sanki ben bilmiyormuş gibi yüzüme vuruyor eksikliği.
Yetkili servise gitmeden önce kendi küçük teşhisini koyabilmek insana acayip bir özgüven veriyor. Sanayideki o acımasız fiyat listelerinden kaçmanın en tatlı yolu belki de bu küçük cihazlar.
Her kodun ardında Alman mühendisliğinin o ince hesapları saklı durur halbuki. O sensör neden bozulur ki durduk yere, belki de yollarımızın o muazzam çukurları yüzündendir kim bilir.
Bazen silersin hatayı ve motoru yeniden çalıştırırsın umutla. Bir daha yanmasın diye içinden sessizce dualar edersin, araba da sanki seni duyuyormuş gibi sessizleşiverir birden.
İnternetteki forumlarda sabahlara kadar yabancı kaynakları karıştırmak başka bir tutku. Kim ne demiş, hangi parça değişmiş, herkes kendi arabasının doktoru olmuş çıkmış meğer.
Aslında bu arabalar bize insan psikolojisini öğretiyor biraz da. Ne kadar çok ilgi, o kadar az kapris, bunu asla unutmamak lazım.