Kemal Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Otoyolun ortasında, dikiz aynasından arkaya baktığında o ince ama inatçı maviliği görmek... İnsanın içini aniden daraltan o an, sanırım otomobil sahiplerinin en yalnız hissettiği dakikalardan biridir. Hele ki mevzu bahis kaputtaki o dört halka olunca, insan ister istemez bir garip oluyor, "acaba nerden çıktı şimdi bu" diye geçiriyor içinden.
Sabit hızla ilerlerken ya da ışıklarda kalkış anında o arkadan gelen hafif renkli bulut, aslında motorun kendi kendine fısıldadığı dertlerden başka bir şey değil. Sıkıştırma odasında yakılmaması gereken o altın sarısı sıvı bir şekilde yanma odasına sızıyor, sonuçta da o mavi duman çıkıyor ortaya. Kimisi turbo milindeki küçük bir boşluktan bahseder, kimisi sibop lastiklerinin zamanla sertleşip görevini yapamadığından... İşin aslı, metal de yoruluyor insan gibi, o da zamanla nefes almakta zorlanıyor.
Yağ eksiltme lambası yandığında eklenen o bir litrelerin arkasında hep bu hikaye yatar aslında. Motor sanki sessizce yardım ister gibi, egzozdan yollara döker derdini. Bazen sadece küçük bir conta değişimiyle kapanır bu defter, bazen de rektefiyeye kadar uzanan o yorucu ve masraflı yolculuğun ilk adımı olur. Ertelemek en büyük hata, çünkü o mavi duman asla kendiliğinden kaybolmaz, sadece sabırla büyür.
Garaja çektiğinde aracı, o kaputu açıp motora şöyle bir uzun uzun bakmak lazımdır bazen. Usta ellerin "motoru açmamız lazım" dediği o anı hatırlıyorum da, insanın yüreğine bir ağırlık çökerdi hakikaten. Belki de sadece küçük bir detayı gözden kaçırdık, kim bilir? Belki de hor kullanılan o devirlerin, soğuk motora basılan o sabırsız marşların faturası kesiliyor şimdi bize.
Sabit hızla ilerlerken ya da ışıklarda kalkış anında o arkadan gelen hafif renkli bulut, aslında motorun kendi kendine fısıldadığı dertlerden başka bir şey değil. Sıkıştırma odasında yakılmaması gereken o altın sarısı sıvı bir şekilde yanma odasına sızıyor, sonuçta da o mavi duman çıkıyor ortaya. Kimisi turbo milindeki küçük bir boşluktan bahseder, kimisi sibop lastiklerinin zamanla sertleşip görevini yapamadığından... İşin aslı, metal de yoruluyor insan gibi, o da zamanla nefes almakta zorlanıyor.
Yağ eksiltme lambası yandığında eklenen o bir litrelerin arkasında hep bu hikaye yatar aslında. Motor sanki sessizce yardım ister gibi, egzozdan yollara döker derdini. Bazen sadece küçük bir conta değişimiyle kapanır bu defter, bazen de rektefiyeye kadar uzanan o yorucu ve masraflı yolculuğun ilk adımı olur. Ertelemek en büyük hata, çünkü o mavi duman asla kendiliğinden kaybolmaz, sadece sabırla büyür.
Garaja çektiğinde aracı, o kaputu açıp motora şöyle bir uzun uzun bakmak lazımdır bazen. Usta ellerin "motoru açmamız lazım" dediği o anı hatırlıyorum da, insanın yüreğine bir ağırlık çökerdi hakikaten. Belki de sadece küçük bir detayı gözden kaçırdık, kim bilir? Belki de hor kullanılan o devirlerin, soğuk motora basılan o sabırsız marşların faturası kesiliyor şimdi bize.