Sami Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yılların otomotiv tecrübesiyle söylüyorum; kaputun altında Alman mühendisliğine meydan okuyup bir de tasarruf peşine düşmek her harcın harcı değil. Audi gibi hassas toleranslarla üretilmiş bir makineye dışarıdan LPG entegre etmek, hassas bir cerrahın eline bakkal bıçağı tutuşturmaya benzer. Sistem bir yerde pes eder...
Benzin enjektörlerinin ECU simülasyonunda yaşadığı o küçük gecikmeler, motor arıza lambasının yanıp sönmesiyle başlar. Zaten o lamba bir kez yandı mı, ruhunuzdaki huzur da silinip gider. Silindir kapaklarındaki subap yuvalarının erken aşınması, gazın o kuru yapısının metal yüzeyleri yavaşça kemirmesinden başka bir şey değil.
Regülatör basıncının ani dalgalanmaları, özellikle kış sabahlarında aracı ilk çalıştırma anında işkenceye dönüşür. Marşa basarsınız, motor titrer, gaz yemez, egzozdan çiğ yakıt kokusu yayılır. Acaba motoru elimize mi alıyoruz korkusu, o an bütün benliğinizi sarar...
Kablo demetlerinin zamanla ısıya yenik düşüp oksitlenmesi, arıza tespit cihazlarının bile kafasını karıştırır. Usta "beyin arızalı" der, parayı bayılırsınız ama sorun aslında derme çatma lehimlenmiş bir kablo ucundadır. İşte bu yüzden sanayi köşelerinde ömür çürütmek istemiyorsanız, montaj aşamasındaki işçiliğe sadaka niyetine para harcamayacaksınız.
Kaliteli bir enjektör ve doğru kalibrasyon yapılmadığı sürece, tasarruf ettiğinizi sandığınız her kuruş, gelecekte motor rektifiyesi olarak cebinizden katbekat çıkacak. Tasarruf edeyim derken motordan olmak da nesi... O yüzden ya bu işi gerçekten ustasına yaptırın ya da o Alman kalbine gaz kokusunu hiç bulaştırmayın.
Benzin enjektörlerinin ECU simülasyonunda yaşadığı o küçük gecikmeler, motor arıza lambasının yanıp sönmesiyle başlar. Zaten o lamba bir kez yandı mı, ruhunuzdaki huzur da silinip gider. Silindir kapaklarındaki subap yuvalarının erken aşınması, gazın o kuru yapısının metal yüzeyleri yavaşça kemirmesinden başka bir şey değil.
Regülatör basıncının ani dalgalanmaları, özellikle kış sabahlarında aracı ilk çalıştırma anında işkenceye dönüşür. Marşa basarsınız, motor titrer, gaz yemez, egzozdan çiğ yakıt kokusu yayılır. Acaba motoru elimize mi alıyoruz korkusu, o an bütün benliğinizi sarar...
Kablo demetlerinin zamanla ısıya yenik düşüp oksitlenmesi, arıza tespit cihazlarının bile kafasını karıştırır. Usta "beyin arızalı" der, parayı bayılırsınız ama sorun aslında derme çatma lehimlenmiş bir kablo ucundadır. İşte bu yüzden sanayi köşelerinde ömür çürütmek istemiyorsanız, montaj aşamasındaki işçiliğe sadaka niyetine para harcamayacaksınız.
Kaliteli bir enjektör ve doğru kalibrasyon yapılmadığı sürece, tasarruf ettiğinizi sandığınız her kuruş, gelecekte motor rektifiyesi olarak cebinizden katbekat çıkacak. Tasarruf edeyim derken motordan olmak da nesi... O yüzden ya bu işi gerçekten ustasına yaptırın ya da o Alman kalbine gaz kokusunu hiç bulaştırmayın.