Ahmet Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Motor kaputunu açtınız, yedek su deposunun kapağını çevirdiniz ve o korkunç manzarayı gördünüz: Tahin kıvamında, çamurlu, kahverengi bir bulamaç... İşte o an macera başlıyor demektir. Antifrizin içine yağ karışması, bir motorun başına gelebilecek en sinsi felaketlerin habercisidir. İki hayati sıvının birbirine aşık olup karışması, motor bloğunun içinde gizli bir savaş çıktığının resmidir aslında. Sakın hafife almayın, aracı stop edin ve hemen o anahtarı cebinize koyun.
Sanayide buna direkt "motor conta yakmış" derler ve genellikle de haklı çıkarlar. Silindir kapak contası denilen o incecik ama hayati parça, yüksek ısıya veya aşınmaya dayanamayıp pes ettiğinde yağ ve su kanalları arasındaki duvar yıkılır. Duvar yıkıldı mı, basıncı yüksek olan yağ hemen suyun tarafına geçer. Yağ, soğutma suyunu kirletmeye başladığı andan itibaren motorun kalbinde geri sayım başlamıştır. Conta sızdırıyor, motor can çekişiyor...
Herkes hemen en kötü senaryoya odaklanır ama suçlu her zaman conta olmayabilir, bazen yağ soğutucusu (eşanjör) delinir. Yağ soğutucusu patladığında da aynı çamurlu görüntüyü su deposunda net bir şekilde görürsünüz. Hangisinin patladığını anlamak usta işidir, doğru teşhis konulmazsa paranız çöpe gider. Masrafı kısmak için önce soğutucuya baktırmak mantıklı bir hareket olabilir. Eşanjör mü, conta mı? Kumar oynamaya gerek yok, ikisi de tehlikeli.
Bu çamurlu sıvı motorun kılcal damarlarında gezinirken radyatörü tıkar, hortumları çürütür ve devirdaim pompasını kilitler. Yağlanan hortumlar bir süre sonra balon gibi şişip patlayacaktır, bundan kaçış yok. Soğutma sistemi artık soğutamaz hale geldiğinde ise o kaçınılmaz sonla yüzleşirsiniz: Yüksek hararet. Motorun hararet yapması demek, binlerce liralık blok çatlaklarına davetiye çıkarmak demektir. Demir demire sürter, pistonlar erir ve motor yatak sarar.
Tamirciye gittiğinizde sadece contayı değiştirip "tamam bu iş" diyen ustadan arkaya bakmadan kaçın. O sistem komple sökülüp özel kimyasallarla defalarca yıkanmadan, bütün hortumlar yenilenmeden o araba adam olmaz. Yağ kalıntıları sistemde kaldığı sürece yeni takılan contayı da, yeni radyatorü de çürütmeye devam edecektir. Yarım yamalak yapılan temizlik, birkaç ay sonra aynı kabusu tekrar yaşatır size. Temizlikte cimrilik yapan, faturayı iki kere öder.
Parçayı değiştirdiniz, sistemi yıkattınız peki ya motorun içi ne alemde? Yağ çubuğunu çekip kontrol edin; eğer motor yağının rengi de sütlü kahveye döndüyse, su yağa da karışmış demektir ki bu durum yatakların çizilmesi anlamına gelir. Sadece antifrize yağ karışması ucuz atlatılan bir senaryodur, yağın içine su girmesi ise tam bir felakettir. Motor yağının yağlama özelliğini kaybetmesi, mekanik ölüm demektir. Yağ çubuğundaki o köpükleşme... İnsanın canını sıkar.
Sanayide buna direkt "motor conta yakmış" derler ve genellikle de haklı çıkarlar. Silindir kapak contası denilen o incecik ama hayati parça, yüksek ısıya veya aşınmaya dayanamayıp pes ettiğinde yağ ve su kanalları arasındaki duvar yıkılır. Duvar yıkıldı mı, basıncı yüksek olan yağ hemen suyun tarafına geçer. Yağ, soğutma suyunu kirletmeye başladığı andan itibaren motorun kalbinde geri sayım başlamıştır. Conta sızdırıyor, motor can çekişiyor...
Herkes hemen en kötü senaryoya odaklanır ama suçlu her zaman conta olmayabilir, bazen yağ soğutucusu (eşanjör) delinir. Yağ soğutucusu patladığında da aynı çamurlu görüntüyü su deposunda net bir şekilde görürsünüz. Hangisinin patladığını anlamak usta işidir, doğru teşhis konulmazsa paranız çöpe gider. Masrafı kısmak için önce soğutucuya baktırmak mantıklı bir hareket olabilir. Eşanjör mü, conta mı? Kumar oynamaya gerek yok, ikisi de tehlikeli.
Bu çamurlu sıvı motorun kılcal damarlarında gezinirken radyatörü tıkar, hortumları çürütür ve devirdaim pompasını kilitler. Yağlanan hortumlar bir süre sonra balon gibi şişip patlayacaktır, bundan kaçış yok. Soğutma sistemi artık soğutamaz hale geldiğinde ise o kaçınılmaz sonla yüzleşirsiniz: Yüksek hararet. Motorun hararet yapması demek, binlerce liralık blok çatlaklarına davetiye çıkarmak demektir. Demir demire sürter, pistonlar erir ve motor yatak sarar.
Tamirciye gittiğinizde sadece contayı değiştirip "tamam bu iş" diyen ustadan arkaya bakmadan kaçın. O sistem komple sökülüp özel kimyasallarla defalarca yıkanmadan, bütün hortumlar yenilenmeden o araba adam olmaz. Yağ kalıntıları sistemde kaldığı sürece yeni takılan contayı da, yeni radyatorü de çürütmeye devam edecektir. Yarım yamalak yapılan temizlik, birkaç ay sonra aynı kabusu tekrar yaşatır size. Temizlikte cimrilik yapan, faturayı iki kere öder.
Parçayı değiştirdiniz, sistemi yıkattınız peki ya motorun içi ne alemde? Yağ çubuğunu çekip kontrol edin; eğer motor yağının rengi de sütlü kahveye döndüyse, su yağa da karışmış demektir ki bu durum yatakların çizilmesi anlamına gelir. Sadece antifrize yağ karışması ucuz atlatılan bir senaryodur, yağın içine su girmesi ise tam bir felakettir. Motor yağının yağlama özelliğini kaybetmesi, mekanik ölüm demektir. Yağ çubuğundaki o köpükleşme... İnsanın canını sıkar.