Kemal Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Kaputu kaldırdığında kulağına çalınan o tiz, adeta metalin metale sürtünme çığlığı varya... İşte o çoğunlukla alternatör kayışının, yani o eski adıyla V kayışının krank milinden aldığı dairesel torku alternatör kasnağına tam olarak iletememesinden, aradaki sürtünme katsayısının düşmesinden kaynaklanır. Motor soğukken kauçuk malzeme sertleşir, esnekliğini kaybeder ve kasnak kanallarına tam oturamaz; ilk çalıştırmadaki o sinir bozucu ciyaklama tam olarak bu fiziksel uyumsuzluğun, o mikro patinajların eseridir. Zamanla ısıyla kavrulan elastomer yapının içindeki lifler kopmaya başlar, malzeme artık o eski gerginliğini koruyamaz hale gelir.
Kılcal çatlaklar boy gösterdiyse eğer, kayışın yivleri kasnağın V şeklindeki yuvalarına her girdiğinde o mikro boşluklarda sıkışan hava dışarı kaçmaya çalışırken ritmik bir ıslık sesi üretir. Gergi rulmanının içindeki minik çelik bilyaların yağsız kalması, rulman yatağında eksenel bir kaçıklık yaratır ve bu da kayışın sürekli olarak bir tarafa doğru yanal sürtünme yapmasına yol açar. Hani bazen gaza yüklendiğinde sesin frekansı da artar, tizleşir ya... Çünkü motor devri yükseldikçe alternatörün üzerindeki elektriksel yük, yani armatürün yarattığı manyetik direnç artar; bu direnç kasnağı zorladıkça kayış daha fazla kaçırmaya başlar.
Hidrolik direksiyon pompasından ya da krank keçesinden sızan küçücük bir yağ damlası, o yüksek yoğunluklu kauçuk yüzeye ulaştığı an işler değişir. Yağ, malzemenin moleküler yapısını bozarak yüzeyi kayganlaştırır ve alternatörün ihtiyaç duyduğu o yüksek sürtünme momentumunu tamamen ortadan kaldırır. Isınan kayış uzar, gevşer, dolayısıyla kasnak üzerinde ideal sarım açısını kaybederek dans etmeye başlar adeta. Aslında çözümü basittir ama bazen sadece gergi mekanizmasını bir tık sıkmak yetmez, o aşınan polimer yapıyı tamamen yenilemek gerekir...
Direksiyonu tam kırdığında sesin aniden katlanması tesadüf değil; hidrolik pompa maksimum basınca ulaştığı için krank miline binen yük tepe noktası yapar ve en zayıf halka olan o gevşek kayış feryat etmeye başlar. Kasnakların hizalanma geometrisi milimetrik olarak bozulduysa, kayış yanal duvarlara sürterek ilerler ki bu da sadece ses yapmakla kalmaz, liflerin iplik iplik ayrılmasına sebep olur. Elinle kayışın sırtına bastırdığında o ideal bir santimetrelik esneme payını göremiyorsan, sistemdeki statik gerilim ya çok düşüktür ya da aşırı yük yüzünden alternatör mil rulmanını eritmek üzeredir.
Piyasadaki o geçici çözümler, kayış spreyleri falan sadece anı kurtarır, kauçuğun yüzeyindeki kuruluk hissini birkaç saatliğine maskeler o kadar. Gerçekten kurtulmak istiyorsan o sesten, motor stop halindeyken alternatör kasnağının iç kanallarını balata spreyiyle iyice temizlemeli, biriken o siyah kurum ve kauçuk tozlarını tamamen arındırmalısın. Yeni bir parça takarken de mutlaka orijinal ekipman üreticisi standartlarında, içinde yüksek mukavemetli aramid lifler barındıran kompozit kayışları seçmek gerekir ki, motorun o ani devirlenmelerindeki yüksek torka göğüs gerebilsin...
Kılcal çatlaklar boy gösterdiyse eğer, kayışın yivleri kasnağın V şeklindeki yuvalarına her girdiğinde o mikro boşluklarda sıkışan hava dışarı kaçmaya çalışırken ritmik bir ıslık sesi üretir. Gergi rulmanının içindeki minik çelik bilyaların yağsız kalması, rulman yatağında eksenel bir kaçıklık yaratır ve bu da kayışın sürekli olarak bir tarafa doğru yanal sürtünme yapmasına yol açar. Hani bazen gaza yüklendiğinde sesin frekansı da artar, tizleşir ya... Çünkü motor devri yükseldikçe alternatörün üzerindeki elektriksel yük, yani armatürün yarattığı manyetik direnç artar; bu direnç kasnağı zorladıkça kayış daha fazla kaçırmaya başlar.
Hidrolik direksiyon pompasından ya da krank keçesinden sızan küçücük bir yağ damlası, o yüksek yoğunluklu kauçuk yüzeye ulaştığı an işler değişir. Yağ, malzemenin moleküler yapısını bozarak yüzeyi kayganlaştırır ve alternatörün ihtiyaç duyduğu o yüksek sürtünme momentumunu tamamen ortadan kaldırır. Isınan kayış uzar, gevşer, dolayısıyla kasnak üzerinde ideal sarım açısını kaybederek dans etmeye başlar adeta. Aslında çözümü basittir ama bazen sadece gergi mekanizmasını bir tık sıkmak yetmez, o aşınan polimer yapıyı tamamen yenilemek gerekir...
Direksiyonu tam kırdığında sesin aniden katlanması tesadüf değil; hidrolik pompa maksimum basınca ulaştığı için krank miline binen yük tepe noktası yapar ve en zayıf halka olan o gevşek kayış feryat etmeye başlar. Kasnakların hizalanma geometrisi milimetrik olarak bozulduysa, kayış yanal duvarlara sürterek ilerler ki bu da sadece ses yapmakla kalmaz, liflerin iplik iplik ayrılmasına sebep olur. Elinle kayışın sırtına bastırdığında o ideal bir santimetrelik esneme payını göremiyorsan, sistemdeki statik gerilim ya çok düşüktür ya da aşırı yük yüzünden alternatör mil rulmanını eritmek üzeredir.
Piyasadaki o geçici çözümler, kayış spreyleri falan sadece anı kurtarır, kauçuğun yüzeyindeki kuruluk hissini birkaç saatliğine maskeler o kadar. Gerçekten kurtulmak istiyorsan o sesten, motor stop halindeyken alternatör kasnağının iç kanallarını balata spreyiyle iyice temizlemeli, biriken o siyah kurum ve kauçuk tozlarını tamamen arındırmalısın. Yeni bir parça takarken de mutlaka orijinal ekipman üreticisi standartlarında, içinde yüksek mukavemetli aramid lifler barındıran kompozit kayışları seçmek gerekir ki, motorun o ani devirlenmelerindeki yüksek torka göğüs gerebilsin...