Ahmet Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sabah kontağı çevirdiğinde o can sıkıcı "tık" sesini duyduysan, hemen faturayı aküye kesme derim. Kaputu açtığında karşına çıkan alternatör, yani bizim eski toprak ustaların deyimiyle şarj dinamosu, mekanik enerjiyi elektriğe dönüştüren o canım parça... İçindeki rotor döndükçe stator sargılarında alternatif akım üretilir, sonra bu akım diyot tablasında doğru akıma, yani DC'ye çevrilir. İşte bu sistemde bir temassızlık başladığı an, araba sana ilk sinyali gösterge panelindeki o kırmızı akü sembolüyle verir. Bazen bir yanar, bir söner... Kafanı karıştırır, umursamazsın ama o aslında veda busesidir.
Farların gece yolda giderken bir sönükleşip bir canlanması, tamamen voltaj regülatörünün kontrolü kaybetmesiyle alakalı bir durumdur. Konjektör dediğimiz bu parça, alternatörün ürettiği elektriği 13.8 ile 14.4 volt arasında sabit tutmakla görevlidir; devir yükseldikçe voltajı tıraşlar. Eğer bu regülatör bozulduysa, gaza bastığında farlar pavyon ışığı gibi parlar, ayağını gazdan çektiğinde ise mum ışığına döner. Akım dalgalanıyor demektir. Hatta bazen o kadar yüksek voltaj gönderir ki, hassas ampullerin pat diye patlayıverir...
Direksiyonu çevirirken bir ağırlık hissettin mi son zamanlarda, ya da klimanın fanı kendi kendine yavaşladı mı? Yeni nesil araçlarda akıllı şarj sistemleri vardır ve beyin (ECU), alternatörün gücünün tükendiğini anladığı an konfor donanımlarını sırayla kapatmaya başlar. Önce koltuk ısıtma gider, sonra radyo sapıtır, en son da elektrik destekli direksiyon sertleşir. Arabadaki o onlarca sensör ve mikroişlemci, stabil bir akıma ihtiyaç duyar. Akım düzensizleştiğinde sistem resmen felç olur...
Kaputu açıp motoru dinlediğinde gelen o garip uğultu veya ıslık sesi var ya, işte o hiç hayra alamet değil. Şarj dinamosunun mili, dakikada binlerce kez dönen bilyalar (rulmanlar) üzerinde hareket eder ve zamanla bu bilyaların gresi kurur, metal metale sürtmeye başlar. V kayışının kasnağına binen yük arttıkça o ses, bildiğin bir inlemeye dönüşür. Hatta bazen aşırı yükten dolayı statör sargılarındaki vernik erir ve burnuna buram buram yanık plastik kokusu gelir. Yanık kokusunu aldığın an zaten artık çok geçtir, dinamo resmen can çekişiyordur.
Ertesi gün arabayı takviyeyle çalıştırdın diyelim, takviye kablolarını söktüğün an motor stop ediyorsa arıza yüzde yüz bu mekanizmadadır. Çünkü sağlam bir alternatör, akü tamamen bitik olsa bile motor çalıştığı sürece tüm aracın elektrik ihtiyacını tek başına sırtlar; bujileri ateşler, yakıt pompasını besler. Kabloyu çıkardığın an motor stop ediyorsa, araba o esnada sadece aküdeki son kırıntıları tüketmiştir ve şarj dinamosu artık tamamen devre dışıdır. Bir multimetre alıp akü kutup başlarını motor çalışırken ölçmek en temizidir; eğer ekranda 12 volt ve altını görüyorsan, o dinamocunun yolu görünmüş demektir...
Farların gece yolda giderken bir sönükleşip bir canlanması, tamamen voltaj regülatörünün kontrolü kaybetmesiyle alakalı bir durumdur. Konjektör dediğimiz bu parça, alternatörün ürettiği elektriği 13.8 ile 14.4 volt arasında sabit tutmakla görevlidir; devir yükseldikçe voltajı tıraşlar. Eğer bu regülatör bozulduysa, gaza bastığında farlar pavyon ışığı gibi parlar, ayağını gazdan çektiğinde ise mum ışığına döner. Akım dalgalanıyor demektir. Hatta bazen o kadar yüksek voltaj gönderir ki, hassas ampullerin pat diye patlayıverir...
Direksiyonu çevirirken bir ağırlık hissettin mi son zamanlarda, ya da klimanın fanı kendi kendine yavaşladı mı? Yeni nesil araçlarda akıllı şarj sistemleri vardır ve beyin (ECU), alternatörün gücünün tükendiğini anladığı an konfor donanımlarını sırayla kapatmaya başlar. Önce koltuk ısıtma gider, sonra radyo sapıtır, en son da elektrik destekli direksiyon sertleşir. Arabadaki o onlarca sensör ve mikroişlemci, stabil bir akıma ihtiyaç duyar. Akım düzensizleştiğinde sistem resmen felç olur...
Kaputu açıp motoru dinlediğinde gelen o garip uğultu veya ıslık sesi var ya, işte o hiç hayra alamet değil. Şarj dinamosunun mili, dakikada binlerce kez dönen bilyalar (rulmanlar) üzerinde hareket eder ve zamanla bu bilyaların gresi kurur, metal metale sürtmeye başlar. V kayışının kasnağına binen yük arttıkça o ses, bildiğin bir inlemeye dönüşür. Hatta bazen aşırı yükten dolayı statör sargılarındaki vernik erir ve burnuna buram buram yanık plastik kokusu gelir. Yanık kokusunu aldığın an zaten artık çok geçtir, dinamo resmen can çekişiyordur.
Ertesi gün arabayı takviyeyle çalıştırdın diyelim, takviye kablolarını söktüğün an motor stop ediyorsa arıza yüzde yüz bu mekanizmadadır. Çünkü sağlam bir alternatör, akü tamamen bitik olsa bile motor çalıştığı sürece tüm aracın elektrik ihtiyacını tek başına sırtlar; bujileri ateşler, yakıt pompasını besler. Kabloyu çıkardığın an motor stop ediyorsa, araba o esnada sadece aküdeki son kırıntıları tüketmiştir ve şarj dinamosu artık tamamen devre dışıdır. Bir multimetre alıp akü kutup başlarını motor çalışırken ölçmek en temizidir; eğer ekranda 12 volt ve altını görüyorsan, o dinamocunun yolu görünmüş demektir...