Eren Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Gösterge panelindeki o küçük kırmızı veya sarı adam figürü bir anda yanmaya başladıysa, araç size sessizce bir şey anlatmaya çalışıyordur. Çoğu sürücü bunu basit bir elektronik aksaklık sanıp geçiştiriyor. Oysa hava yastığı sisteminin kalbi sayılan darbe sensörleri, tam da bu ışıkla varlığını hatırlatır. Sensör pes ettiğinde, sistem de kendini korumaya alıp tamamen kapatır...
Arabanın ön tamponunun hemen arkasında ya da kapı içlerinde saklanan bu minik parçalar, aslında sürekli bir tetikte bekleme halindedir. Milisaniyeler içinde gerçekleşen ani bir yavaşlamayı veya şiddetli bir basınç değişimini ölçmek onların tek görevi. Sokaktaki ufak bir kaldırım taşından bahsetmiyorum tabii. Gerçek bir çarpışma anında "Açıl!" emrini veren mekanizma tam olarak burada başlıyor işte.
Bazen durduk yere, hiç beklenmedik bir anda yanar o uyarı lambası. Bazen de çukura sertçe girdiğinizde veya arabayı yıkattıktan hemen sonra... Islaklık, nem, korozyon ya da zamanla gevşeyen bir kablo soketi. Nedenini bulmak için bazen günlerce uğraşmak gerekir, çünkü sensörün içi açılıp tamir edilen bir şey değil. Bozulduysa bitmiştir.
Arabanın beyni, yani SRS modülü, darbe sensöründen mantıklı bir veri alamadığı an sistemi kilitler. Bu durum sürücü için ne anlama geliyor peki? Olası bir kaza anında hava yastıklarının hiç açılmaması riskine işaret ediyor. Yani araba size açıkça "Şu an güvende değilsin, haberin olsun" diyor aslında. Kendinizi güvende hissetmek istiyorsanız bu uyarıyı asla hafife almamalısınız.
Geçenlerde bir tamirhanede denk gelmiştim; adam "Işık yanıyor ama araba tıkır tıkır çalışıyor" diyip duruyordu. Çalışır elbette, motorla ya da yürüyen aksamla doğrudan bir bağı yok ki bu sensörlerin. Ama o ışık yanarken trafikte gezmek, fırtınalı günde şemsiyesiz dışarı çıkmaya benzer. Yağmur yağmazsa şanslısınızdır, ya yağarsa?
Eski araçlarda bu sensörlerin dış plastiği zamanla çatlayabiliyor. Çatlak aradan giren su ve çamur, içerideki hassas devreyi kısa sürede çürütüyor. Hatta bazen basit bir kapı çarpması bile kapı içindeki basınç sensörünü küstürmeye yeter. Ustaya götürdüğünüzde bilgisayara bağlayıp hatayı okurlar hemen. "Ön sol darbe sensörü iletişim kopukluğu" gibi bir şey yazar ekranda.
Tampon değiştiyse veya önden ufak bir tıklama yaşandıysa, ustanın o sensörü yerine tam oturtup oturtmadığını kontrol etmekte fayda var. Yanlış açıyla takılmış ya da vidası gevşek kalmış bir sensör, doğru anda doğru basıncı hissedemez. Bazen parçanın kendisi sağlamdır da, sadece bağlantı noktası oksitlenmiştir... Oksit temizlenir, ışık söner, hayat normale döner.
Piyasada bu işi bantla, dirençle kandırmaya çalışan bir kitle var ki, uzak durmak şart. Sarı ışık sönüyor diye sistemin çalıştığını sanıyorsunuz ama arkada koskoca bir boşluk kalıyor. Darbe sensörü arızalandıysa tek mantıklı çözümü vardır; orijinaliyle değiştirmek. Canınızı teslim ettiğiniz bir parçada üç kuruşun hesabını yapmak ne kadar doğru, tartışılır.
Kendi kendinize sormanız gereken soru çok basit aslında. Yolda giderken o küçük lambaya bakıp riski satın almaya değer mi? Yetkili bir servise veya güvendiğiniz bir oto elektrikçisine uğramak en fazla bir saatinizi alır. Sonuçta hava yastığı hayatınızda bir kere lazım olacak bir şey, o anda da kusursuz çalışması gerekir.
Arabanın ön tamponunun hemen arkasında ya da kapı içlerinde saklanan bu minik parçalar, aslında sürekli bir tetikte bekleme halindedir. Milisaniyeler içinde gerçekleşen ani bir yavaşlamayı veya şiddetli bir basınç değişimini ölçmek onların tek görevi. Sokaktaki ufak bir kaldırım taşından bahsetmiyorum tabii. Gerçek bir çarpışma anında "Açıl!" emrini veren mekanizma tam olarak burada başlıyor işte.
Bazen durduk yere, hiç beklenmedik bir anda yanar o uyarı lambası. Bazen de çukura sertçe girdiğinizde veya arabayı yıkattıktan hemen sonra... Islaklık, nem, korozyon ya da zamanla gevşeyen bir kablo soketi. Nedenini bulmak için bazen günlerce uğraşmak gerekir, çünkü sensörün içi açılıp tamir edilen bir şey değil. Bozulduysa bitmiştir.
Arabanın beyni, yani SRS modülü, darbe sensöründen mantıklı bir veri alamadığı an sistemi kilitler. Bu durum sürücü için ne anlama geliyor peki? Olası bir kaza anında hava yastıklarının hiç açılmaması riskine işaret ediyor. Yani araba size açıkça "Şu an güvende değilsin, haberin olsun" diyor aslında. Kendinizi güvende hissetmek istiyorsanız bu uyarıyı asla hafife almamalısınız.
Geçenlerde bir tamirhanede denk gelmiştim; adam "Işık yanıyor ama araba tıkır tıkır çalışıyor" diyip duruyordu. Çalışır elbette, motorla ya da yürüyen aksamla doğrudan bir bağı yok ki bu sensörlerin. Ama o ışık yanarken trafikte gezmek, fırtınalı günde şemsiyesiz dışarı çıkmaya benzer. Yağmur yağmazsa şanslısınızdır, ya yağarsa?
Eski araçlarda bu sensörlerin dış plastiği zamanla çatlayabiliyor. Çatlak aradan giren su ve çamur, içerideki hassas devreyi kısa sürede çürütüyor. Hatta bazen basit bir kapı çarpması bile kapı içindeki basınç sensörünü küstürmeye yeter. Ustaya götürdüğünüzde bilgisayara bağlayıp hatayı okurlar hemen. "Ön sol darbe sensörü iletişim kopukluğu" gibi bir şey yazar ekranda.
Tampon değiştiyse veya önden ufak bir tıklama yaşandıysa, ustanın o sensörü yerine tam oturtup oturtmadığını kontrol etmekte fayda var. Yanlış açıyla takılmış ya da vidası gevşek kalmış bir sensör, doğru anda doğru basıncı hissedemez. Bazen parçanın kendisi sağlamdır da, sadece bağlantı noktası oksitlenmiştir... Oksit temizlenir, ışık söner, hayat normale döner.
Piyasada bu işi bantla, dirençle kandırmaya çalışan bir kitle var ki, uzak durmak şart. Sarı ışık sönüyor diye sistemin çalıştığını sanıyorsunuz ama arkada koskoca bir boşluk kalıyor. Darbe sensörü arızalandıysa tek mantıklı çözümü vardır; orijinaliyle değiştirmek. Canınızı teslim ettiğiniz bir parçada üç kuruşun hesabını yapmak ne kadar doğru, tartışılır.
Kendi kendinize sormanız gereken soru çok basit aslında. Yolda giderken o küçük lambaya bakıp riski satın almaya değer mi? Yetkili bir servise veya güvendiğiniz bir oto elektrikçisine uğramak en fazla bir saatinizi alır. Sonuçta hava yastığı hayatınızda bir kere lazım olacak bir şey, o anda da kusursuz çalışması gerekir.