Kerim Usta
Kayıtlı Kullanıcı
AdBlue arızası göstergede aniden o sarı ikaz lambasıyla belirdiğinde aslında çoğumuzun içine aynı cız etme hissi oturuyor, değil mi? Dizel araçlarımızın euro 6 normlarına uyum sağlaması adına hayatımıza giren bu Selective Catalytic Reduction yani SCR sistemi, egzoz gazındaki zehirli azot oksitleri sıvı üre çözeltisiyle zararsız azot ve su buharına dönüştüren oldukça karmaşık bir kimyasal laboratuvar gibi çalışıyor. Sanayide veya serviste kapısını çaldığımız ilk ustanın direkt "bu komple değişecek abi, tamiri olmaz" demesi ise tamamen kolaya kaçma refleksi... Aslında pompa basınç valfinden tutun da ısıtıcı rezistanslara, tank içi seviye şamandırasından dozaj enjektörüne kadar bu mekanizmanın hemen her parçası doğru teşhis ve işinin ehli bir ustalıkla gayet güzel tamir edilebiliyor.
Deponun içindeki sıvının donmasını engellemek için yerleştirilen o kritik ısıtıcı elemanlar bozulduğunda tüm sistemi kilitleyen elektronik kart arızalarıyla yüzleşmek zorunda kalıyoruz. %32,5 yüksek saflıkta üre ve %67,5 deiyonize sudan oluşan bu hassas sıvı, sıcaklık değişimlerine ve hava temasına maruz kaldığında çok hızlı kristallenebilen bir yapıya sahip. Kristallenen üre parçacıkları zamanla pompanın süzgecini tıkıyor, basınç sensörlerini yanıltıyor ve enjektörün püskürtme memesinde taşlaşarak akışı tamamen kesiyor... İşte tam bu noktada kireçleşmiş veya tıkanmış bir enjektörü ultrasonik yıkama banyosunda temizlemek ya da arızalı bir selenoid valfi yenisiyle değiştirmek varken binlerce liralık sıfır parça satın almak ne kadar mantıklı, doğrusu iyice düşünmek lazım.
Egzoz hattının hemen girişine monte edilen NOx sensörlerinin kurumlanması veya ısı dalgalanmaları yüzünden oksitlenmesi, kontrol ünitesine yanlış veri gönderilmesine ve aracın motor gücünü sınırlandırmasına yol açıyor. Ççoğu zaman sensörün kendisi değil, sadece ucundaki prob elemanı ya da soket bağlantıları deforme olduğu için sistem hata veriyor. Hatalı okunan bir oksijen ve azot dengesi yüzünden beyin aracı korumaya alıp "500 km sonra motor çalışmayacak" uyarısı bastığında paniğe kapılmamak elde değil... Soket kablosundaki basit bir temassızlığı çözmek veya oksitlenen probu hassas spreylerle temizleyip yeniden kalibre etmek dururken komple kablo tesisatını ve sensörü çöpe atmak paranızı kelimenin tam anlamıyla sokağa saçmak demek.
Piyasada ucuz diye satılan, standart dışı ve ne idüğü belirsiz merdiven altı AdBlue sıvılarını depoya doldurmak, o hassas üre pompasının pistonlarını ve sızdırmazlık contalarını adeta aşındırarak yok ediyor. Sıvının yoğunluğu bozulduğunda ve kimyasal yapısı değiştiğinde sistem içi basınç istenen bar seviyesine ulaşamıyor, pompa sürekli yüksek devirde çalışıp kendini yakıyor. Kaliteli sıvı kullanmak, depoları dibine kadar bitirmeden düzenli tazelemek ve belirli aralıklarla kristalleşme önleyici katkı maddelerinden faydalanmak arıza riskini yarı yarıya düşürüyor... Yani aslında her şey biraz da bizim kullanım alışkanlıklarımızda ve depoya ne koyduğumuzda bitiyor.
Sistemi yazılımla iptal ettirmek ilk etapta cebi kurtaran pratik ve cazip bir kaçış yolu gibi görünse de, muayeneden geçememe riski ve çevresel vicdan azabı işin cabası oluyor. Tamiri kesinlikle mümkün olan bir pompa motorunu sarmak, arızalı bir kart üzerindeki entegreyi havyayla değiştirmek veya tıkanmış kanalları kimyasal çözücülerle açmak varken aracı orijinal yapısından uzaklaştırmak ne derece doğru? Sanayide elektronik kart tamiri yapan, SCR sistemlerinin dilinden anlayan uzman bir revizyon merkezine denk geldiğinizde o "tamir edilmez" denilen koca ünitenin nasıl tıkır tıkır çalışır hale getirildiğini kendi gözlerinizle görebilirsiniz... Yeter ki doğru teşhis konulsun ve parça değişiminden önce onarım seçeneği ciddiyetle zorlansın.
Deponun içindeki sıvının donmasını engellemek için yerleştirilen o kritik ısıtıcı elemanlar bozulduğunda tüm sistemi kilitleyen elektronik kart arızalarıyla yüzleşmek zorunda kalıyoruz. %32,5 yüksek saflıkta üre ve %67,5 deiyonize sudan oluşan bu hassas sıvı, sıcaklık değişimlerine ve hava temasına maruz kaldığında çok hızlı kristallenebilen bir yapıya sahip. Kristallenen üre parçacıkları zamanla pompanın süzgecini tıkıyor, basınç sensörlerini yanıltıyor ve enjektörün püskürtme memesinde taşlaşarak akışı tamamen kesiyor... İşte tam bu noktada kireçleşmiş veya tıkanmış bir enjektörü ultrasonik yıkama banyosunda temizlemek ya da arızalı bir selenoid valfi yenisiyle değiştirmek varken binlerce liralık sıfır parça satın almak ne kadar mantıklı, doğrusu iyice düşünmek lazım.
Egzoz hattının hemen girişine monte edilen NOx sensörlerinin kurumlanması veya ısı dalgalanmaları yüzünden oksitlenmesi, kontrol ünitesine yanlış veri gönderilmesine ve aracın motor gücünü sınırlandırmasına yol açıyor. Ççoğu zaman sensörün kendisi değil, sadece ucundaki prob elemanı ya da soket bağlantıları deforme olduğu için sistem hata veriyor. Hatalı okunan bir oksijen ve azot dengesi yüzünden beyin aracı korumaya alıp "500 km sonra motor çalışmayacak" uyarısı bastığında paniğe kapılmamak elde değil... Soket kablosundaki basit bir temassızlığı çözmek veya oksitlenen probu hassas spreylerle temizleyip yeniden kalibre etmek dururken komple kablo tesisatını ve sensörü çöpe atmak paranızı kelimenin tam anlamıyla sokağa saçmak demek.
Piyasada ucuz diye satılan, standart dışı ve ne idüğü belirsiz merdiven altı AdBlue sıvılarını depoya doldurmak, o hassas üre pompasının pistonlarını ve sızdırmazlık contalarını adeta aşındırarak yok ediyor. Sıvının yoğunluğu bozulduğunda ve kimyasal yapısı değiştiğinde sistem içi basınç istenen bar seviyesine ulaşamıyor, pompa sürekli yüksek devirde çalışıp kendini yakıyor. Kaliteli sıvı kullanmak, depoları dibine kadar bitirmeden düzenli tazelemek ve belirli aralıklarla kristalleşme önleyici katkı maddelerinden faydalanmak arıza riskini yarı yarıya düşürüyor... Yani aslında her şey biraz da bizim kullanım alışkanlıklarımızda ve depoya ne koyduğumuzda bitiyor.
Sistemi yazılımla iptal ettirmek ilk etapta cebi kurtaran pratik ve cazip bir kaçış yolu gibi görünse de, muayeneden geçememe riski ve çevresel vicdan azabı işin cabası oluyor. Tamiri kesinlikle mümkün olan bir pompa motorunu sarmak, arızalı bir kart üzerindeki entegreyi havyayla değiştirmek veya tıkanmış kanalları kimyasal çözücülerle açmak varken aracı orijinal yapısından uzaklaştırmak ne derece doğru? Sanayide elektronik kart tamiri yapan, SCR sistemlerinin dilinden anlayan uzman bir revizyon merkezine denk geldiğinizde o "tamir edilmez" denilen koca ünitenin nasıl tıkır tıkır çalışır hale getirildiğini kendi gözlerinizle görebilirsiniz... Yeter ki doğru teşhis konulsun ve parça değişiminden önce onarım seçeneği ciddiyetle zorlansın.