Kerim Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Egzozda o can sıkıcı lamba yandığında insanın aklına hemen tek bir soru gelir; acaba sensör mü yandı yoksa pompa mı pes etti... Araç sahibini en çok yoran da tam olarak bu belirsizliktir zaten.
NOx sensörü dediğimiz parça aslında egzoz gazının içindeki azot oksit miktarını ölçmekle görevli küçük ama kritik bir elektronik göz gibidir, yani motorun beynine sürekli veri pompalar. Eğer bu sensörün ısıtıcı devresinde bir kopukluk olursa veya uç kısımları kurum bağlayıp körleşirse, beyin egzozdaki zehirli gaz oranını yanlış okur ve hemen arıza lambasını yakar... Aslında motor saat gibi çalışıyordur ama sensör kör olduğu için ortalığı ayağa kaldırır.
AdBlue pompası ise işin hamallığını yapan mekanik kalptir; o sıvıyı depodan alıp egzoz hattındaki enjektöre tam altı ila dokuz bar basınçla fırlatmak zorundadır. Pompa içerisindeki fırçalı motor aşındığında ya da basınç regülatörü tıkanıp yeterli püskürtmeyi yapamadığında sistem basınç düşüklüğü hatası verir. Basınç yoksa arıtma da yok demektir, sonuçta ECU yani motor beyni torku düşürür ve aracı koruma moduna alır.
İşin aslına bakarsanız ikisinin arıza belirtileri uzaktan neredeyse tıpkısının aynısıdır; ikisi de motor gücünü sınırlar ve sizi servise kadar yürütür. Dedim ya, aracı bilgisayara bağlamadan "kesin budur" demek büyük iddiadır... Canlı veri ekranında NOx ppm değerleri sabit kalıyor ve değişmiyorsa sensör başını alıp gitmiştir; ama enjektör memesinden sıvı damlamıyor ve basınç barı yerlerde sürünüyorsa o pompa kesinlikle değişecektir.
Kristalleşme denen o beyaz belalı tortu her iki parçanın da baş düşmanıdır, özellikle kalitesiz üre sıvısı kullanıldığında pompa vanalarını tıkadığı gibi sensör uçlarını da dakikalar içinde pert eder. Kısacası parayı sebil gibi harcamadan önce usta bozuntularına değil, gerçeği gösteren osiloskop cihazlarına güvenin... Yoksa parayı sensöre verip pompayla baş başa kalmak işten bile değildir.
NOx sensörü dediğimiz parça aslında egzoz gazının içindeki azot oksit miktarını ölçmekle görevli küçük ama kritik bir elektronik göz gibidir, yani motorun beynine sürekli veri pompalar. Eğer bu sensörün ısıtıcı devresinde bir kopukluk olursa veya uç kısımları kurum bağlayıp körleşirse, beyin egzozdaki zehirli gaz oranını yanlış okur ve hemen arıza lambasını yakar... Aslında motor saat gibi çalışıyordur ama sensör kör olduğu için ortalığı ayağa kaldırır.
AdBlue pompası ise işin hamallığını yapan mekanik kalptir; o sıvıyı depodan alıp egzoz hattındaki enjektöre tam altı ila dokuz bar basınçla fırlatmak zorundadır. Pompa içerisindeki fırçalı motor aşındığında ya da basınç regülatörü tıkanıp yeterli püskürtmeyi yapamadığında sistem basınç düşüklüğü hatası verir. Basınç yoksa arıtma da yok demektir, sonuçta ECU yani motor beyni torku düşürür ve aracı koruma moduna alır.
İşin aslına bakarsanız ikisinin arıza belirtileri uzaktan neredeyse tıpkısının aynısıdır; ikisi de motor gücünü sınırlar ve sizi servise kadar yürütür. Dedim ya, aracı bilgisayara bağlamadan "kesin budur" demek büyük iddiadır... Canlı veri ekranında NOx ppm değerleri sabit kalıyor ve değişmiyorsa sensör başını alıp gitmiştir; ama enjektör memesinden sıvı damlamıyor ve basınç barı yerlerde sürünüyorsa o pompa kesinlikle değişecektir.
Kristalleşme denen o beyaz belalı tortu her iki parçanın da baş düşmanıdır, özellikle kalitesiz üre sıvısı kullanıldığında pompa vanalarını tıkadığı gibi sensör uçlarını da dakikalar içinde pert eder. Kısacası parayı sebil gibi harcamadan önce usta bozuntularına değil, gerçeği gösteren osiloskop cihazlarına güvenin... Yoksa parayı sensöre verip pompayla baş başa kalmak işten bile değildir.