Ayhan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
ABS sensörü denilen o küçük parça, tekerleğin kilitlenmesini önleyerek hayati bir rol üstlenir ve aslında her fren yaptığımızda sessizce bizim yerimize düşünür. Yıllar önce bir trafik kazasından son anda kurtulduğumda, ustanın "sensör gitmiş be abi" deyişi kulaklarımdan hiç gitmez; o gün bugündür tekerlek hız sensörlerinin ne kadar kritik olduğunu çok iyi bilirim. Kilometrelerce yol yaparsınız, araba saat gibi çalışır ama o lamba bir yanar, bütün dünya başınıza yıkılır sanki. Fren pedalının o garip titremesi var ya, işte o ABS'nin can çekiştiğinin ya da görevini yapmaya çalıştığının en net göstergesidir. Asfaltta kaygan bir zeminle karşılaştığınızda o sensör milisaniyeler içinde beyne sinyal çakar... Çakar çakmasına da, parça ömrünü tamamladıysa ne olacak?
Sürekli su sıçraması, çamur, balata tozları ve tabii ki kışın yollara dökülen o tuzlu solüsyonlar sensörün kablolarını adeta kemirir, bitirir. Fren diskini değiştirirken usta "abi burası pas içinde kalmış, sensör de ömrünü tüketmiş" dediğinde aslında değişimin zamanının geldiğini çoktan anlamış olmanız gerekir. Gösterge panelindeki o sarı ABS lambası bir gün durup dururken yanıp sönmeye başlarsa, sakın üç beş güne geçer diye umut bağlamayın. Çünkü o lamba size kibarca "ben artık yoruldum, tekerleğin hızını okuyamıyorum" demektedir. Fren mesafesinin uzadığını hissettiğiniz o an var ya, işte o an hayat memat meselesidir; insan kendi elleriyle tehlikeye davetiye çıkarır mı hiç?
Değişim zamanı geldiğinde orijinal parça mı yoksa yan sanayi mi taktıracağız sorusu insanın kafasını kurcalar durur ama fren gibi hayati bir konuda asla ucuza kaçmamak gerekir. Usta tezgahın başına geçer, eski ve kapkara olmuş, üzeri demir tozlarıyla dolmuş sensörü söker çıkarır; o an parçanın haline bakıp "iyi ki zamanında gelmişiz" diye iç geçirirsiniz. Yeni sensör yerine takılır, kabloları titizlikle izole edilir ve arıza lambası söndürüldüğünde araba adeta yeniden nefes alır. Aslında her sürücü kendi arabasının doktoru olmalıdır, sesleri dinlemeli, o hafif titremeleri sezmelidir... Değiştirilmezse ne olur? Islak yolda ani fren yaptığınızda araba kızak gibi kayar gider, kontrol tamamen kaybolur.
Kilometre saatinizin aniden çalışmayı durdurması veya hız ibresinin saçma sapan hareketler yapması bile bazen bu sensörün arızalandığının habercisidir; bunu kimse size doğrudan söylemez ama tecrübe edinince anlarsınız. Fren hidroliği değişimi sırasında veya balata bakımlarında usta mutlaka o sensörün uçlarını temizlemeli, kopukluk var mı diye kontrol etmelidir. Güvenlik dediğimiz şey öyle şansa bırakılacak bir lüks değil, tam aksine her sabah kontağı çevirdiğimizde bizi hayata bağlayan en ince detaydır. Parçanın ömrü ortalama yüz bin kilometredir derler ama Türkiye şartlarındaki o çukurlu, bozuk yollarda bu süre çok daha erken biter. Değişim vakti geldiğinde ertelemek sadece cebinize değil, canınıza da mal olur; o yüzden vakit kaybetmeden o parça yenilenmelidir.
Sürekli su sıçraması, çamur, balata tozları ve tabii ki kışın yollara dökülen o tuzlu solüsyonlar sensörün kablolarını adeta kemirir, bitirir. Fren diskini değiştirirken usta "abi burası pas içinde kalmış, sensör de ömrünü tüketmiş" dediğinde aslında değişimin zamanının geldiğini çoktan anlamış olmanız gerekir. Gösterge panelindeki o sarı ABS lambası bir gün durup dururken yanıp sönmeye başlarsa, sakın üç beş güne geçer diye umut bağlamayın. Çünkü o lamba size kibarca "ben artık yoruldum, tekerleğin hızını okuyamıyorum" demektedir. Fren mesafesinin uzadığını hissettiğiniz o an var ya, işte o an hayat memat meselesidir; insan kendi elleriyle tehlikeye davetiye çıkarır mı hiç?
Değişim zamanı geldiğinde orijinal parça mı yoksa yan sanayi mi taktıracağız sorusu insanın kafasını kurcalar durur ama fren gibi hayati bir konuda asla ucuza kaçmamak gerekir. Usta tezgahın başına geçer, eski ve kapkara olmuş, üzeri demir tozlarıyla dolmuş sensörü söker çıkarır; o an parçanın haline bakıp "iyi ki zamanında gelmişiz" diye iç geçirirsiniz. Yeni sensör yerine takılır, kabloları titizlikle izole edilir ve arıza lambası söndürüldüğünde araba adeta yeniden nefes alır. Aslında her sürücü kendi arabasının doktoru olmalıdır, sesleri dinlemeli, o hafif titremeleri sezmelidir... Değiştirilmezse ne olur? Islak yolda ani fren yaptığınızda araba kızak gibi kayar gider, kontrol tamamen kaybolur.
Kilometre saatinizin aniden çalışmayı durdurması veya hız ibresinin saçma sapan hareketler yapması bile bazen bu sensörün arızalandığının habercisidir; bunu kimse size doğrudan söylemez ama tecrübe edinince anlarsınız. Fren hidroliği değişimi sırasında veya balata bakımlarında usta mutlaka o sensörün uçlarını temizlemeli, kopukluk var mı diye kontrol etmelidir. Güvenlik dediğimiz şey öyle şansa bırakılacak bir lüks değil, tam aksine her sabah kontağı çevirdiğimizde bizi hayata bağlayan en ince detaydır. Parçanın ömrü ortalama yüz bin kilometredir derler ama Türkiye şartlarındaki o çukurlu, bozuk yollarda bu süre çok daha erken biter. Değişim vakti geldiğinde ertelemek sadece cebinize değil, canınıza da mal olur; o yüzden vakit kaybetmeden o parça yenilenmelidir.