Erem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sabah garajdan çıkarken kontağı çevirdin ve o kahverengi ya da sarı fren simgesiyle birlikte ABS harfleri gözüne battı, sonra motor biraz ısınınca ortadan kayboldu... Tam bu noktada kafan karıştı değil mi, halbuki her şey normal görünüyordu, frenler tutuyor, lastikler kaymıyor ama o lamba seni bir anlığına şoke etmeyi başardı, içten içe "acaba yolda mı kalacağım" sorusu kemirdi beynini. Aslında modern otomobillerin elektronik beyinleri, özellikle dış hava sıcaklığının düştüğü o ilk marş anında aküden çekilen akımın ani dalgalanmasından ötürü fazlasıyla hassaslaşır ve sensörlere giden voltaj düşer düşmez sisteme hatalı bir arıza kodu düşürür, yani sensör aslında bozuk değildir yalnızca o anki voltaj düşüşünü kriz olarak yorumlar. Akünün ömrü yavaş yavaş bitiyorsa ya da marş basarken marş motoru fazlasıyla akım çekiyorsa ABS hidrolik ünitesinin elektronik kartı yeterli beslemeyi alamaz ve unuttuğu bir voltaj eşiğinden ötürü sana bu uyarıyı çakar, birkaç kilometre gidip motor suyu ve motor bloğu biraz ısı alcanzar, alternatör aküyü tam kapasiteyle doldurunca lamba söner gider.
Fren hidrolik sıvısının zamanla nem kapması ve özellikle donma noktasına yakın soğuklarda yoğunlaşması, hidrolik merkezinin içindeki valflerin ilk hareket anında temassızlık yapmasına sebep olur, bunu fark edemezsin çünkü hidrolik haznesi kapalıdır ama içerideki kimyasal yapı soğukla birlikte kısa süreliğine vizkozite değiştirir. Kış sabahları fren pedalına bastığında hissettiğin o garip sertlik veya hafif yumuşama hissi, hidrolik sıvısının henüz ideal çalışma sıcaklığına erişemediğinin en net kanıtıdır, beyin bu basınç dengesizliğini algıladığı saniyede sürücüyü uyarmak adına hemen o lambayı yakar, oysa sistem birazdan akışkanlık kazanınca mesele kökünden çözülmüş olur. Tabii bu durumu her seferinde normal karşılayıp geçmemek lazım çünkü tekerlek hız sensörlerinin kabloları zamanla sertleşir, soğuk havada büzüşen plastik kılıflar en ufak bir nemde içerideki bakır teli şaseye temas ettirir ve ABS beyni anlık bir sinyal kopması yaşar...
Tekerlek bilyalarının içinde yer alan manyetik okuyucuların üzeri balata tozlarıyla ve kışın yollara dökülen tuzlu çamurla kaplandığında, soğuk havanın büzüştürücü etkisiyle bu kalıntılar demir tozuna dönüşür ve sensör ile okuyucu dişli arasında manyetik bir direnç yaratır, motor ısınınca bu tabaka hafifçe genleşerek sensörün okuma yapmasını kolaylaştırır ve lamba söner. Servise gitsen ve usta "cihazda arıza kaydı yok, devam et" dese bile içindeki o şüphe bitmez, çünkü o lamba orada nedensiz yere yanmaz; ya akünün marş esnasındaki voltaj düşüşü sınırdadır ya da sensör soketlerinden biri oksitlenmiştir. Arabanın altını şöyle bir kriko ile kaldırıp tekerlek arkalarındaki o kabloları kendin kontrol etsen, belki de yılların getirdiği o yeşilimsi oksit tabakasını göreceksin, biraz balata spreyi ve ince bir zımpara ile o soketleri temizlemek bütün bu sabah stresini tek kalemde silip süpürebilir...
Aslında bu küçük uyarılar otomobilin sana sabahın erken saatlerinde fısıldadığı dostça tavsiyelerdir, "beni biraz önemse, aküm yaşlanıyor ya da bağlantılarımda nem var" demek ister ama biz hep en kötüsünü düşünüp masraflı senaryolar kurarız kafamızda. Eğer bu lamba sadece sabahları ilk çalışmada yanıp birkaç dakika içinde tamamen kayboluyorsa ve gün içerisinde bir daha asla kendini göstermiyorsa, acil servis kuyruklarında vakit kaybetmek yerine akünün marş basma testini yaptırmak en mantıklı hamle olacaktır. Tabii bu durum aylarca böyle devam ederse ve bir gün motor sıcakken de yanmaya başlarsa, o zaman ABS modülünün içindeki lehim çatlakları veya hidrolik pompa motorunun kömürleri bitiyor demektir ki bu da işin rengini tamamen değiştiren başka bir masraf kapısıdır...
Fren hidrolik sıvısının zamanla nem kapması ve özellikle donma noktasına yakın soğuklarda yoğunlaşması, hidrolik merkezinin içindeki valflerin ilk hareket anında temassızlık yapmasına sebep olur, bunu fark edemezsin çünkü hidrolik haznesi kapalıdır ama içerideki kimyasal yapı soğukla birlikte kısa süreliğine vizkozite değiştirir. Kış sabahları fren pedalına bastığında hissettiğin o garip sertlik veya hafif yumuşama hissi, hidrolik sıvısının henüz ideal çalışma sıcaklığına erişemediğinin en net kanıtıdır, beyin bu basınç dengesizliğini algıladığı saniyede sürücüyü uyarmak adına hemen o lambayı yakar, oysa sistem birazdan akışkanlık kazanınca mesele kökünden çözülmüş olur. Tabii bu durumu her seferinde normal karşılayıp geçmemek lazım çünkü tekerlek hız sensörlerinin kabloları zamanla sertleşir, soğuk havada büzüşen plastik kılıflar en ufak bir nemde içerideki bakır teli şaseye temas ettirir ve ABS beyni anlık bir sinyal kopması yaşar...
Tekerlek bilyalarının içinde yer alan manyetik okuyucuların üzeri balata tozlarıyla ve kışın yollara dökülen tuzlu çamurla kaplandığında, soğuk havanın büzüştürücü etkisiyle bu kalıntılar demir tozuna dönüşür ve sensör ile okuyucu dişli arasında manyetik bir direnç yaratır, motor ısınınca bu tabaka hafifçe genleşerek sensörün okuma yapmasını kolaylaştırır ve lamba söner. Servise gitsen ve usta "cihazda arıza kaydı yok, devam et" dese bile içindeki o şüphe bitmez, çünkü o lamba orada nedensiz yere yanmaz; ya akünün marş esnasındaki voltaj düşüşü sınırdadır ya da sensör soketlerinden biri oksitlenmiştir. Arabanın altını şöyle bir kriko ile kaldırıp tekerlek arkalarındaki o kabloları kendin kontrol etsen, belki de yılların getirdiği o yeşilimsi oksit tabakasını göreceksin, biraz balata spreyi ve ince bir zımpara ile o soketleri temizlemek bütün bu sabah stresini tek kalemde silip süpürebilir...
Aslında bu küçük uyarılar otomobilin sana sabahın erken saatlerinde fısıldadığı dostça tavsiyelerdir, "beni biraz önemse, aküm yaşlanıyor ya da bağlantılarımda nem var" demek ister ama biz hep en kötüsünü düşünüp masraflı senaryolar kurarız kafamızda. Eğer bu lamba sadece sabahları ilk çalışmada yanıp birkaç dakika içinde tamamen kayboluyorsa ve gün içerisinde bir daha asla kendini göstermiyorsa, acil servis kuyruklarında vakit kaybetmek yerine akünün marş basma testini yaptırmak en mantıklı hamle olacaktır. Tabii bu durum aylarca böyle devam ederse ve bir gün motor sıcakken de yanmaya başlarsa, o zaman ABS modülünün içindeki lehim çatlakları veya hidrolik pompa motorunun kömürleri bitiyor demektir ki bu da işin rengini tamamen değiştiren başka bir masraf kapısıdır...