Emre Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Otobana çıkıp devir saatini uzun süre yüksekte tutunca motor bloğundaki termal yük hızla artıyor, haliyle karterdeki 5W-30 yağın viskozitesi düşüyor ve buharlaşma kayıpları baş gösteriyor. Şehir içi trafiğinde milim oynamayan yağ çubuğu seviyesi otobanda bir anda düşebilir. Yüksek sıcaklık altında moleküler yapısı zorlanan sentetik yağlar viskozite endeksini koruyamadığı için tüketim kaçınılmaz hale gelir. Piston segmanlarının silindir etrafında bıraktığı o çok ince yağ filmi, sürekli yüksek devirde yanma odasına emilip yakıtla birlikte yok olur. Hararet yükseldikçe yağın akışkanlığı artar, akışkanlık arttıkça yanma odasına sızma kolaylaşır...
Supap gayd lastiklerinde zamanla oluşan sertleşme, yüksek süratlerdeki sürekli vakum etkisiyle birleştiğinde yağı doğrudan emme manifolduna yönlendirir. Karter havalandırma sistemi, yani PCV valfi tıkandığında motor iç basıncı tahliye edilemez. Yükselen iç basınç yağı bulduğu en zayıf noktadan, keçelerden dışarı zorlar ya da silindirlerin içine iter. Şehirler arası yolculukta eksilmenin ana sebeplerinden biri işte bu biriken iç basınçtır. Havalandırma kanallarının açık olup olmadığını kontrol ettirmekte fayda var sanırım...
ACEA C3 standartlarına uygun düşük kül oranlı yağ yerine teknik gereksinimleri karşılamayan bir yağ kullanıldıysa, yüksek sıcaklık kesme direnci (HTHS) yetersiz kalacaktır. Yanma odasına sızan yağ motorun kompresyon dengesini bozar, silindir içi sızdırmazlık zayıflar. Segman tolerancesinde milimetrenin binde biri kadar bir aşınma dahi olsa, dakikada 3500 devir çevrilen bir sürüşte yağ tüketimi katlanarak artacaktır. Segmanlar aşındıysa yağı silindir duvarından düzgün sıyıramaz. Aynı miktar yağı şehir içinde bin kilometrede harcamayan araç, otobanda üç yüz kilometrede tüketebilir.
Turbo şarj ünitesine sahip motorlarda mil yataklarının yağlanması yüksek basınçlı hat üzerinden sağlanır; uzun süreli yüksek yüklü sürüşlerde mil boşluklarından emme salyangozuna yağ sızması oldukça yaygındır. Egzozdan mavi duman çıkmıyor oluşu yağın yanmadığı anlamına gelmez, nitekim katalitik konvertör bu dumanı filtreler. Kullanılan sıvının parlama noktası düşükse uzun yoldaki ısıl streste buharlaşma hızı artacaktır. Üretici onaylı ve daha yüksek HTHS değerine sahip bir yağ tercih etmek sorunu hafifletebilir belki de...
Supap gayd lastiklerinde zamanla oluşan sertleşme, yüksek süratlerdeki sürekli vakum etkisiyle birleştiğinde yağı doğrudan emme manifolduna yönlendirir. Karter havalandırma sistemi, yani PCV valfi tıkandığında motor iç basıncı tahliye edilemez. Yükselen iç basınç yağı bulduğu en zayıf noktadan, keçelerden dışarı zorlar ya da silindirlerin içine iter. Şehirler arası yolculukta eksilmenin ana sebeplerinden biri işte bu biriken iç basınçtır. Havalandırma kanallarının açık olup olmadığını kontrol ettirmekte fayda var sanırım...
ACEA C3 standartlarına uygun düşük kül oranlı yağ yerine teknik gereksinimleri karşılamayan bir yağ kullanıldıysa, yüksek sıcaklık kesme direnci (HTHS) yetersiz kalacaktır. Yanma odasına sızan yağ motorun kompresyon dengesini bozar, silindir içi sızdırmazlık zayıflar. Segman tolerancesinde milimetrenin binde biri kadar bir aşınma dahi olsa, dakikada 3500 devir çevrilen bir sürüşte yağ tüketimi katlanarak artacaktır. Segmanlar aşındıysa yağı silindir duvarından düzgün sıyıramaz. Aynı miktar yağı şehir içinde bin kilometrede harcamayan araç, otobanda üç yüz kilometrede tüketebilir.
Turbo şarj ünitesine sahip motorlarda mil yataklarının yağlanması yüksek basınçlı hat üzerinden sağlanır; uzun süreli yüksek yüklü sürüşlerde mil boşluklarından emme salyangozuna yağ sızması oldukça yaygındır. Egzozdan mavi duman çıkmıyor oluşu yağın yanmadığı anlamına gelmez, nitekim katalitik konvertör bu dumanı filtreler. Kullanılan sıvının parlama noktası düşükse uzun yoldaki ısıl streste buharlaşma hızı artacaktır. Üretici onaylı ve daha yüksek HTHS değerine sahip bir yağ tercih etmek sorunu hafifletebilir belki de...