Hamza Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yokuş yukarı çıkarken birden o canım çekişin düşmesi var ya, işte insanı o an deli ediyor. Gaza yükleniyorsun ama araba sanki arkasından çekiyorlarmış gibi nazlanıyor. Neden oluyor bu sence? Motorun o demir yığını kalbinde minik bir soluk borusu tıkandı da ondan...
Wastegate denilen o şeytan şey var ya, işte tam kapandığı ya da açık kaldığı an bütün dengeler alt üst oluyor. Basınç regülatörü bazen görevini unutup kafasına göre takılıyor. Kimseye haber vermeden havayı salıveriyor dışarı, yazık değil mi o kadar güce?
Hortumlarda ufak bir çatlak arıyorsun aslında gözünle ama nerdeeee... İğne deliği kadar bir yırtık bütün havayı kaçırmaya yetiyor da artıyor bile. Sinyal veren o sensörler de bazen balataları sıyırıp yanlış bilgi yolluyor beyne. Sonra al başına belayı, hop arıza lambası yanar söner karşında...
Intercooler dediğimiz o radyatör benzeri parça zamanla yağ ve kurumla dolup tıkanıyor zavallı. Hava geçecek yer bulamayınca içeride sıkışıp kalıyor, basınç tavan yapıyor haliyle. Motor "yeter artık" diye bağırmaya başlıyor adeta, duyabiliyor musun o sessiz çığlığı?
Turbo milinin o yüksek devirlerde yağsız kalması var ya, en korkuncu da o işte... Yağ pompasının zayıflaması ya da filtrenin tıkanması o hassas dişlileri anında yer bitirir. Bir bakmışsın ki dumanlar yükseliyor kaputtan, giden sadece para değil tabii ki...
Sürücü koltuğunda otururken motorun çıkardığı o hafif ıslık sesine kulak ver bir keresinde. Normalde tatlı bir rüzgar gibidir ama o ses tizleşip çığlığa dönüştüyse tehlike çanları çalıyor demektir. Kulak vermezsen sonu melankoli...
Bazen sadece küçük bir solenoid valf arızası bütün bu kabusun başrol oyuncusu olabiliyor. Parça ucuz ama işçilik zahmetli diye erteliyorsun ya hani, işte o ertelenen her kilometre sana daha büyük masraf olarak geri dönüyor. Değer mi sence?
Wastegate denilen o şeytan şey var ya, işte tam kapandığı ya da açık kaldığı an bütün dengeler alt üst oluyor. Basınç regülatörü bazen görevini unutup kafasına göre takılıyor. Kimseye haber vermeden havayı salıveriyor dışarı, yazık değil mi o kadar güce?
Hortumlarda ufak bir çatlak arıyorsun aslında gözünle ama nerdeeee... İğne deliği kadar bir yırtık bütün havayı kaçırmaya yetiyor da artıyor bile. Sinyal veren o sensörler de bazen balataları sıyırıp yanlış bilgi yolluyor beyne. Sonra al başına belayı, hop arıza lambası yanar söner karşında...
Intercooler dediğimiz o radyatör benzeri parça zamanla yağ ve kurumla dolup tıkanıyor zavallı. Hava geçecek yer bulamayınca içeride sıkışıp kalıyor, basınç tavan yapıyor haliyle. Motor "yeter artık" diye bağırmaya başlıyor adeta, duyabiliyor musun o sessiz çığlığı?
Turbo milinin o yüksek devirlerde yağsız kalması var ya, en korkuncu da o işte... Yağ pompasının zayıflaması ya da filtrenin tıkanması o hassas dişlileri anında yer bitirir. Bir bakmışsın ki dumanlar yükseliyor kaputtan, giden sadece para değil tabii ki...
Sürücü koltuğunda otururken motorun çıkardığı o hafif ıslık sesine kulak ver bir keresinde. Normalde tatlı bir rüzgar gibidir ama o ses tizleşip çığlığa dönüştüyse tehlike çanları çalıyor demektir. Kulak vermezsen sonu melankoli...
Bazen sadece küçük bir solenoid valf arızası bütün bu kabusun başrol oyuncusu olabiliyor. Parça ucuz ama işçilik zahmetli diye erteliyorsun ya hani, işte o ertelenen her kilometre sana daha büyük masraf olarak geri dönüyor. Değer mi sence?