Mehmet Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Trafik ışığında durdunuz, motor sessizce kendini kapattı ve yeşil yanınca o anki ufak sarsıntıyla tekrar hayata dönmesi gerekiyordu ama dönmedi; gösterge panelinde beliren o can sıkıcı lamba size aslında mekaniğin de bir sabrı olduğunu hatırlatır. Şehir içi trafiğinde yakıt tasarrufu sağlasın diye hayatımıza giren bu akıllı sistemler, zamanla bizzat yolda kalma sebebimiz haline gelebiliyor çünkü her dur-kalk anında marş motoru normal bir aracın ömrüne bedel bir yükle baş etmek zorunda kalıyor. Aküden gelen anlık yüksek akım, dişlilerin sürekli kavrama yapması ve elektronik beynin bu döngüyü kusursuz yönetme çabası bir gün mutlaka bir yerde sekteye uğruyor. Zaten marş motoru arızaları dediğimiz şey de tam olarak bu kronik yorgunluğun bir sabah "ben artık dönmüyorum" demesinden başka bir şey değil.
Kömürlerin aşınması, marş dişlisinin (bendix) flywheel dediğimiz volan dişlisine bir an sürtünüp boşa çıkması ya da o minik elektrik motorunun sargılarının yanması usta ellerde hemen anlaşılır ama sürücü koltuğunda oturan bizler için bu durum sadece "araba çalışmıyor" paniğinden ibarettir. Hâlbuki start-stop teknolojisi standart marş motorlarından çok daha farklı, güçlendirilmiş bileşenlerle üretilir; yani sanayideki usta "alt tarafı marş işte" deyip geçemez çünkü bu sistemin sensörleri, röleleri ve özel dişli yapıları kafasına göre çalışmaz. Kontak anahtarını her çevirdiğimizde ya da start tuşuna bastığımızda duyduğumuz o metalik tıkırtı sesi, aslında içerideki kömürlerin yatağa veda ettiğinin veya volan dişlilerinin sıyırıldığının en net fısıltısıdır. Neden bu kadar çabuk eskiyor diye sorduğunuzu duyar gibiyim; çünkü her gün yüzlerce kez duran ve tekrar çalıştırılan bir motordan bahsediyoruz, kim bu tempoya sonsuza kadar dayanabilir ki?
Peki marş motoru sinyal vermeye başladığında ne yapacağız, yolda kalmayı beklemek en mantıklı seçenek mi yoksa daha ilk titreşimde sanayinin yolunu tutmak mı lazım... Aslında işin aslı, bu arızaların çoğunun o an ortaya çıkmadığı, aylardır zayıflayan akü yüzünden marş motorunun fazladan akım çekerek yavaş yavaş kavrulduğu gerçeğinde saklıdır. Start-stop aküleri denilen o maliyetli AGM veya EFB aküler ömrünü tamamlamaya başladığında, sistem otomatik olarak motoru durdurma özelliğini devre dışı bırakır ki bu bizim için en büyük erken uyarı sistemidir; ama biz ne yaparız, "bugün de böyle idare edelim" deyip o uyarıyı görmezden geliriz. Sonra bir otopark çıkışında veya market önünde motor stop eder ve bir daha asla çalışmaz; işte o an çekici beklerken geçirilen zaman, zamanında değiştirilmeyen o üç kuruşluk akünün veya kömürün acısını fazlasıyla çıkarır.
Elektronik kontrol ünitesinin bu süreçteki rolü ise adeta trajikomik bir hikaye gibidir çünkü araba motoru korumak için stop eder ama tekrar çalıştırmak istediğinizde marş motoru bu emre icabet edemezse sistem kendini tamamen kilitleyip arıza koduna düşer. Ustaların bilgisayara bağlayıp "marş arızası" yazısını görmesi beş saniye sürer ama o arızanın arkasındaki asıl suçlunun marş kömürü mü yoksa marş rublesi mi olduğunu bulmak tecrübe ister. Bazı sabahlar marş basar gibi yapıp gık dememesi, bazen de uzun süre marş çevirip motoru zorla çalıştırması hep aynı kapıya çıkar; içerideki bakır sargılar ısınıyor ve artık eski verimle dönemiyor demektir. Değişim vakti geldiğinde yan sanayi ucuz parçalardan kaçınmak gerekir çünkü bu sistem standart marşlara benzemez, orijinal veya birinci sınıf kalitede parça kullanılmazsa altı ay sonra aynı yolda yine kalırsınız.
Kömürlerin aşınması, marş dişlisinin (bendix) flywheel dediğimiz volan dişlisine bir an sürtünüp boşa çıkması ya da o minik elektrik motorunun sargılarının yanması usta ellerde hemen anlaşılır ama sürücü koltuğunda oturan bizler için bu durum sadece "araba çalışmıyor" paniğinden ibarettir. Hâlbuki start-stop teknolojisi standart marş motorlarından çok daha farklı, güçlendirilmiş bileşenlerle üretilir; yani sanayideki usta "alt tarafı marş işte" deyip geçemez çünkü bu sistemin sensörleri, röleleri ve özel dişli yapıları kafasına göre çalışmaz. Kontak anahtarını her çevirdiğimizde ya da start tuşuna bastığımızda duyduğumuz o metalik tıkırtı sesi, aslında içerideki kömürlerin yatağa veda ettiğinin veya volan dişlilerinin sıyırıldığının en net fısıltısıdır. Neden bu kadar çabuk eskiyor diye sorduğunuzu duyar gibiyim; çünkü her gün yüzlerce kez duran ve tekrar çalıştırılan bir motordan bahsediyoruz, kim bu tempoya sonsuza kadar dayanabilir ki?
Peki marş motoru sinyal vermeye başladığında ne yapacağız, yolda kalmayı beklemek en mantıklı seçenek mi yoksa daha ilk titreşimde sanayinin yolunu tutmak mı lazım... Aslında işin aslı, bu arızaların çoğunun o an ortaya çıkmadığı, aylardır zayıflayan akü yüzünden marş motorunun fazladan akım çekerek yavaş yavaş kavrulduğu gerçeğinde saklıdır. Start-stop aküleri denilen o maliyetli AGM veya EFB aküler ömrünü tamamlamaya başladığında, sistem otomatik olarak motoru durdurma özelliğini devre dışı bırakır ki bu bizim için en büyük erken uyarı sistemidir; ama biz ne yaparız, "bugün de böyle idare edelim" deyip o uyarıyı görmezden geliriz. Sonra bir otopark çıkışında veya market önünde motor stop eder ve bir daha asla çalışmaz; işte o an çekici beklerken geçirilen zaman, zamanında değiştirilmeyen o üç kuruşluk akünün veya kömürün acısını fazlasıyla çıkarır.
Elektronik kontrol ünitesinin bu süreçteki rolü ise adeta trajikomik bir hikaye gibidir çünkü araba motoru korumak için stop eder ama tekrar çalıştırmak istediğinizde marş motoru bu emre icabet edemezse sistem kendini tamamen kilitleyip arıza koduna düşer. Ustaların bilgisayara bağlayıp "marş arızası" yazısını görmesi beş saniye sürer ama o arızanın arkasındaki asıl suçlunun marş kömürü mü yoksa marş rublesi mi olduğunu bulmak tecrübe ister. Bazı sabahlar marş basar gibi yapıp gık dememesi, bazen de uzun süre marş çevirip motoru zorla çalıştırması hep aynı kapıya çıkar; içerideki bakır sargılar ısınıyor ve artık eski verimle dönemiyor demektir. Değişim vakti geldiğinde yan sanayi ucuz parçalardan kaçınmak gerekir çünkü bu sistem standart marşlara benzemez, orijinal veya birinci sınıf kalitede parça kullanılmazsa altı ay sonra aynı yolda yine kalırsınız.