Aydın Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sürekli dur-kalk yapılan bir şehir trafiğinde, motorun çalışma saatine karşılık katettiği mesafe dramatik biçimde düşer. İdeal yakıt-hava karışımının sağlanamadığı rölanti sürelerinde, piston segmanlarından sızan yanmamış benzin veya motorin motor yağına karışır. Viskoziteyi hızla düşüren bu yakıt seyreltmesi (fuel dilution), yağın yüksek sıcaklıklardaki taşıma kapasitesini zayıflatır. Yani km saatiniz sadece 5.000 kilometre gösterse bile, karterdeki yağ aslında 15.000 kilometrelik bir ısıl ve kimyasal yıpranmaya maruz kalmıştır... Üreticilerin kataloglara yazdığı o uzun km aralıkları mı? Tamamen ideal laboratuvar şartları için geçerli hayali rakamlar.
Aracınızı çalıştıkça ısınan, durdukça soğuyan bir termal döngü makinesi gibi düşünün. Şehir içi kısa mesafe sürüşlerde motor yağı optimum çalışma sıcaklığı olan 90-100 santigrat dereceye ulaşamaz. Sıcaklık düşük kaldığında, yanma odasından kartere sızan su buharı buharlaşamaz ve yağın içindeki deterjan katkılarıyla birleşerek çamurlaşmaya (sludge) sebep olur. Yağ filtresinin bypass valfi tıkanma riskiyle karşı karşıya kaldığında ne olur peki? Kirli yağ temizlenmeden direkt yataklara pompalanır ki bu da aşınmanın ana sebebidir.
Kullanılan sentetik yağların baz stok kalitesi (Grup III vs. Grup IV PAO) şehir içi yıpranmanın hızını doğrudan belirler. Tam sentetik yağlardaki polimerik viskozite geliştiriciler, sürekli değişen krank mili devirlerinde mekanik kaymaya (shear stability loss) uğrar. Bu da yağın filmi oluşturma gücünü kırar, metal metala temas etmeye başlar. Sadece yağ değişimi de yetmez; emme manifoldunu, kurumla dolan EGR valfini ve katalitik konvertörü korumak için değişim periyodunu yarı yarıya çekmek şart. Bazen en mantıklı hareket, kilometreyi değil çalışma saatini baz almaktır.
Otomatik şanzımanlar şehir içi trafiğin gizli kurbanlarıdır. Sürekli 1. ve 2. vitesler arasında gerçekleşen tork konvertör kilitlenmeleri, şanzıman sıvısını (ATF) aşırı ısınmaya zorlar. Isınan sıvı oksidasyona uğrar, sürtünme plakalarının tutunma katsayısı düşer ve vites geçişlerinde vuruntu başlar. Üreticinin "ömür boyu değişim gerektirmez" dediği o sıvı var ya... Tam anlamıyla bir şehir içi kullanım felaketi.
Kuru ve nemli şehir tozları, dur-kalk esnasında önünüzdeki aracın egzozundan çıkan kurum partikülleriyle birleşip hava filtresine yapışır. Mikron mertebesindeki bu partiküller filtre gözeneklerini tıkadığında, turbo şarj manifolda yeterli havayı çekebilmek için daha fazla vakum üretir. Yeterli hava alamayan silindirde zengin karışım oluşur, yanma kalitesi düşer, karbon birikimi katlanarak artar. Basit bir hava filtresini erken değiştirmek, aslında turbonun ve enjektörlerin ömrünü doğrudan uzatmaktır... Bazen en ucuz parça, en pahalı arızayı engeller.
Aracınızı çalıştıkça ısınan, durdukça soğuyan bir termal döngü makinesi gibi düşünün. Şehir içi kısa mesafe sürüşlerde motor yağı optimum çalışma sıcaklığı olan 90-100 santigrat dereceye ulaşamaz. Sıcaklık düşük kaldığında, yanma odasından kartere sızan su buharı buharlaşamaz ve yağın içindeki deterjan katkılarıyla birleşerek çamurlaşmaya (sludge) sebep olur. Yağ filtresinin bypass valfi tıkanma riskiyle karşı karşıya kaldığında ne olur peki? Kirli yağ temizlenmeden direkt yataklara pompalanır ki bu da aşınmanın ana sebebidir.
Kullanılan sentetik yağların baz stok kalitesi (Grup III vs. Grup IV PAO) şehir içi yıpranmanın hızını doğrudan belirler. Tam sentetik yağlardaki polimerik viskozite geliştiriciler, sürekli değişen krank mili devirlerinde mekanik kaymaya (shear stability loss) uğrar. Bu da yağın filmi oluşturma gücünü kırar, metal metala temas etmeye başlar. Sadece yağ değişimi de yetmez; emme manifoldunu, kurumla dolan EGR valfini ve katalitik konvertörü korumak için değişim periyodunu yarı yarıya çekmek şart. Bazen en mantıklı hareket, kilometreyi değil çalışma saatini baz almaktır.
Otomatik şanzımanlar şehir içi trafiğin gizli kurbanlarıdır. Sürekli 1. ve 2. vitesler arasında gerçekleşen tork konvertör kilitlenmeleri, şanzıman sıvısını (ATF) aşırı ısınmaya zorlar. Isınan sıvı oksidasyona uğrar, sürtünme plakalarının tutunma katsayısı düşer ve vites geçişlerinde vuruntu başlar. Üreticinin "ömür boyu değişim gerektirmez" dediği o sıvı var ya... Tam anlamıyla bir şehir içi kullanım felaketi.
Kuru ve nemli şehir tozları, dur-kalk esnasında önünüzdeki aracın egzozundan çıkan kurum partikülleriyle birleşip hava filtresine yapışır. Mikron mertebesindeki bu partiküller filtre gözeneklerini tıkadığında, turbo şarj manifolda yeterli havayı çekebilmek için daha fazla vakum üretir. Yeterli hava alamayan silindirde zengin karışım oluşur, yanma kalitesi düşer, karbon birikimi katlanarak artar. Basit bir hava filtresini erken değiştirmek, aslında turbonun ve enjektörlerin ömrünü doğrudan uzatmaktır... Bazen en ucuz parça, en pahalı arızayı engeller.