Kemal Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sabah kontak çevrilir, vites "D" konumuna itilir ama araraç o beton kütlesinden farksızmış gibi yerinden kıpırdamaz ya da gösterge panelinde o sinir bozucu arıza ışığı yanıp söner; işte o an, yılların gazetecilik refleksleriyle kaputu açıp ya da direksiyon başında kalakalmış bir sürücü gibi düşünürüm hep, çünkü bu işin kurdu olmuş ustalar bile o hidrolik valf gövdesindeki en ufak bir çapak yüzünden neler çekildiğini iyi bilir.
Aslında hidrolik kontrol ünitesi dediğimiz o karmaşık alüminyum blok, içerisindeki minicik kanallar ve elektromanyetik selonoid valfler sayesinde şanzımanın beynidir resmen; yağ basıncını, sıcaklığı ve devri anlık olarak hesaplayıp hangi dişlinin ne zaman kavrayacağına karar verir ama işte o hassas kanallardan biri kurum bağladığında veya basınç kaçağı başladığında...
Sürücü koltuğundayken hissettiğiniz o sert vuruntu veya vitesin boşta kalmış gibi devir yükseltmesi, aslında beynin içindeki o minik pistonların artık sıkışıp kalmasından başka bir şey değildir; ustaya gidip de "şanzıman komple değişecek" masalını dinlemeden önce, sorunun sadece o elektronik karttaki lehim çatlağından veya basınç sensöründen kaynaklanabileceğini unutmamak lazım.
Yıllar önce otoyolun ortasında vites küçültmediği için balataları sıyırıp dumanlar içinde kaldığım o günü hatırlıyorum da, insan o an sadece bir parça metalin nasıl bütün psikolojisini altüst edebileceğini düşünüyor; o yüzden şanzıman yağı değişimini çaya şeker atar gibi ihmal etmeyin, çünkü kirli yağ o hassas kanalları tıkadığında iş işten çoktan geçmiş oluyor.
Bugün servis salonlarında ya da sanayi kuytularında hâlâ aynı hikayeyi dinliyoruz; kimisi yazılım güncellenince düzelir diyor kimisi beyin tamiriyle işin içinden çıkıyor ama gerçeği arıyorsanız, o hidrolik beyin bir kez su aldı mı ya da aşırı ısıdan deforme olduysa, geçici çözümler sadece sizi bir sonraki yolda kalma macerasına taşır...
Aslında hidrolik kontrol ünitesi dediğimiz o karmaşık alüminyum blok, içerisindeki minicik kanallar ve elektromanyetik selonoid valfler sayesinde şanzımanın beynidir resmen; yağ basıncını, sıcaklığı ve devri anlık olarak hesaplayıp hangi dişlinin ne zaman kavrayacağına karar verir ama işte o hassas kanallardan biri kurum bağladığında veya basınç kaçağı başladığında...
Sürücü koltuğundayken hissettiğiniz o sert vuruntu veya vitesin boşta kalmış gibi devir yükseltmesi, aslında beynin içindeki o minik pistonların artık sıkışıp kalmasından başka bir şey değildir; ustaya gidip de "şanzıman komple değişecek" masalını dinlemeden önce, sorunun sadece o elektronik karttaki lehim çatlağından veya basınç sensöründen kaynaklanabileceğini unutmamak lazım.
Yıllar önce otoyolun ortasında vites küçültmediği için balataları sıyırıp dumanlar içinde kaldığım o günü hatırlıyorum da, insan o an sadece bir parça metalin nasıl bütün psikolojisini altüst edebileceğini düşünüyor; o yüzden şanzıman yağı değişimini çaya şeker atar gibi ihmal etmeyin, çünkü kirli yağ o hassas kanalları tıkadığında iş işten çoktan geçmiş oluyor.
Bugün servis salonlarında ya da sanayi kuytularında hâlâ aynı hikayeyi dinliyoruz; kimisi yazılım güncellenince düzelir diyor kimisi beyin tamiriyle işin içinden çıkıyor ama gerçeği arıyorsanız, o hidrolik beyin bir kez su aldı mı ya da aşırı ısıdan deforme olduysa, geçici çözümler sadece sizi bir sonraki yolda kalma macerasına taşır...