Kerim Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Aynanın karşısına geçip şöyle bir bakınca insanın aklına binbir türlü şey takılıyor, hele ki mevzu bedenimizle barışmak olunca... Son yıllarda en çok kapısı çalınan uzmanlar estetik cerrahlar desek yeridir sanırım, özellikle de bu ameliyat konusunda. Kimisi yıllardır hayal ettiği o görüntünün peşinde, kimisi de doğum sonrası değişen bedenini eski ritmine sokmak istiyor. Tabii karar verme süreci öyle iki günde olmuyor, kulaktan dolma bilgiler de cabası. Vallahi insanın kafasını karıştırmaktan başka bir işe yaramıyor o internet forumları.
Görüşmeye gelen hemen her kadının dilinde aynı soru var galiba: "Çok canım yanacak mı abi?" Ağrı eşiği dediğimiz şey kişiden kişiye o kadar değişiyor ki aslında, tek bir cevabı yok bunun. İlk birkaç gün hafif bir baskı hissi, biraz dolgunluk ağrısı derken... Yani öyle dayanılmaz, yataktan kaldırmayan acılardan bahsetmiyoruz kesinlikle. Zaten modern tıp ve kullanılan ağrı kesiciler sayesinde o süreç eskisi gibi sancılı geçmiyor hiç.
Protez mi koydurmalı, doku dikleştirme mi yapılmalı, yoksa ikisi bir arada mı? Doktorun önünüze koyacağı o harita tamamen sizin mevcut dokunuza ve ne istediğinize bağlı. Bazen sadece küçük bir dokunuş yetecekken, bazen de silikon implant kullanımı kaçınılmaz oluyor. Büyüklük meselesi ise ayrı bir alem... Çok büyük olsun deyip sonra pişman olan da var, doğallıktan şaşmayıp "Tüh biraz daha mı büyük olsaydı" diyen de. Burada önemli olan vücut oranınız, omurganızın taşıyabileceği yük... Yani anlayacağınız, komşuda güzel duran sizde aynı durmayabilir.
İyileşme dönemi denince insanların gözü korkuyor birden, sanki aylarca hayattan kopacakmış gibi bir hava esiyor. Yok öyle bir şey aslında. İki üç gün sonra ev içinde ufak yürüyüşler yapabiliyorsunuz, bir hafta sonra da masa başı işinize dönmek mümkün. Spor salonuna koşmak ya da ağır kaldırmak için biraz sabretmek gerekiyor tabii... Sporcu sütyeni dediğimiz o medikal korseleri bir ay boyunca takmak şart mesela. İhmale gelmez bu kısım, protezin yerine iyice oturması lazım.
İz kalır mı peki? Kalır. Açık ve net söylemek lazım bunu, hiçbir cerrahi müdahale iz bırakmadan tamamlanmaz. Fakat o izler zamanla öyle bir soluyor ki, ten renginize uyum sağlayıp neredeyse görünmez hale geliyor. Meme başı çevresinden mi girilecek yoksa alt kıvrımdan mı... Bunların hepsi ameliyat öncesi o detaylı planlamada netleşiyor zaten. İzin nerede gizleneceği biraz da cerrahın el işçiliğine ve sizin cilt yapınıza kalmış.
Gelelim en çok kulaktan kulağa yayılan o efsaneye: "Silikon patlar mı abi, uçağa binince ne olur?" Yıllar öncesinin teknolojisini düşünüp hâlâ bu endişeyi taşıyanlar var vallahi billahi. Şimdiki koheziv jel implantlar öyle kolay kolay deforme olan, sızdıran yapılar değil. Üzerinden araba geçse şeklini koruyan testlerden geçiyor bu malzemeler. O yüzden yok uçakta basınçtan patladı, yok sıcak suda eridi gibi şehir efsanelerine pek kulak asmamak gerek.
His kaybı yaşanır mı sorusu da haklı bir kaygı olarak duruyor kenarda. Ameliyat sonrası ilk haftalarda geçici bir hissizlik ya da aşırı hassasiyet olması gayet doğal bir durum. Sinir uçlarının o bölgede kendini toparlaması zaman alıyor neticede. Kalıcı his kaybı oranı ise deneyimli ellerde oldukça düşük... Zaten zamanla o dokular iyileştikçe, his de yavaş yavaş eski haline dönüyor.
Sonuçta bu tamamen sizin kendinizle ilgili aldığınız kişisel bir karar. Başkası ne der diye değil, kendi aynadaki yansımanızla mutlu olmak için adım atmalısınız. İyi bir uzmanla yola çıkıp, aklınızdaki tüm o soru işaretlerini tek tek masaya yatırdığınızda... Süreç gözünüzde büyüttüğünüz kadar karmaşık gelmeyecektir zaten.
Görüşmeye gelen hemen her kadının dilinde aynı soru var galiba: "Çok canım yanacak mı abi?" Ağrı eşiği dediğimiz şey kişiden kişiye o kadar değişiyor ki aslında, tek bir cevabı yok bunun. İlk birkaç gün hafif bir baskı hissi, biraz dolgunluk ağrısı derken... Yani öyle dayanılmaz, yataktan kaldırmayan acılardan bahsetmiyoruz kesinlikle. Zaten modern tıp ve kullanılan ağrı kesiciler sayesinde o süreç eskisi gibi sancılı geçmiyor hiç.
Protez mi koydurmalı, doku dikleştirme mi yapılmalı, yoksa ikisi bir arada mı? Doktorun önünüze koyacağı o harita tamamen sizin mevcut dokunuza ve ne istediğinize bağlı. Bazen sadece küçük bir dokunuş yetecekken, bazen de silikon implant kullanımı kaçınılmaz oluyor. Büyüklük meselesi ise ayrı bir alem... Çok büyük olsun deyip sonra pişman olan da var, doğallıktan şaşmayıp "Tüh biraz daha mı büyük olsaydı" diyen de. Burada önemli olan vücut oranınız, omurganızın taşıyabileceği yük... Yani anlayacağınız, komşuda güzel duran sizde aynı durmayabilir.
İyileşme dönemi denince insanların gözü korkuyor birden, sanki aylarca hayattan kopacakmış gibi bir hava esiyor. Yok öyle bir şey aslında. İki üç gün sonra ev içinde ufak yürüyüşler yapabiliyorsunuz, bir hafta sonra da masa başı işinize dönmek mümkün. Spor salonuna koşmak ya da ağır kaldırmak için biraz sabretmek gerekiyor tabii... Sporcu sütyeni dediğimiz o medikal korseleri bir ay boyunca takmak şart mesela. İhmale gelmez bu kısım, protezin yerine iyice oturması lazım.
İz kalır mı peki? Kalır. Açık ve net söylemek lazım bunu, hiçbir cerrahi müdahale iz bırakmadan tamamlanmaz. Fakat o izler zamanla öyle bir soluyor ki, ten renginize uyum sağlayıp neredeyse görünmez hale geliyor. Meme başı çevresinden mi girilecek yoksa alt kıvrımdan mı... Bunların hepsi ameliyat öncesi o detaylı planlamada netleşiyor zaten. İzin nerede gizleneceği biraz da cerrahın el işçiliğine ve sizin cilt yapınıza kalmış.
Gelelim en çok kulaktan kulağa yayılan o efsaneye: "Silikon patlar mı abi, uçağa binince ne olur?" Yıllar öncesinin teknolojisini düşünüp hâlâ bu endişeyi taşıyanlar var vallahi billahi. Şimdiki koheziv jel implantlar öyle kolay kolay deforme olan, sızdıran yapılar değil. Üzerinden araba geçse şeklini koruyan testlerden geçiyor bu malzemeler. O yüzden yok uçakta basınçtan patladı, yok sıcak suda eridi gibi şehir efsanelerine pek kulak asmamak gerek.
His kaybı yaşanır mı sorusu da haklı bir kaygı olarak duruyor kenarda. Ameliyat sonrası ilk haftalarda geçici bir hissizlik ya da aşırı hassasiyet olması gayet doğal bir durum. Sinir uçlarının o bölgede kendini toparlaması zaman alıyor neticede. Kalıcı his kaybı oranı ise deneyimli ellerde oldukça düşük... Zaten zamanla o dokular iyileştikçe, his de yavaş yavaş eski haline dönüyor.
Sonuçta bu tamamen sizin kendinizle ilgili aldığınız kişisel bir karar. Başkası ne der diye değil, kendi aynadaki yansımanızla mutlu olmak için adım atmalısınız. İyi bir uzmanla yola çıkıp, aklınızdaki tüm o soru işaretlerini tek tek masaya yatırdığınızda... Süreç gözünüzde büyüttüğünüz kadar karmaşık gelmeyecektir zaten.