Emre Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Rot ayarı bozuksa o araba yolda adamı mezara sokar, nokta. Direksiyonu bıraktığın gibi sağa sola kaçan bir ön takımla gezmek cesaret değil koca bir akılsızlıktır. O lastikler her çukura girdiğinde sadece rot mili eğilmez; dişli kutusu, mafsallar, bütün o hassas mekanizma içten içe dağılır...
Direksiyon kutusu dediğin şey öyle taştan demirden ibaret sağlam bir parça sanılıyor, yanılıyorsunuz. İçindeki mil ve dişliler sürekli bir gerilim altında çalışır; sen bozuk rotu düzeltmeyip o titremeyi görmezden geldikçe o kutunun dişlileri birbirini yer, usta tezgâhında ağlatır adamı.
Tamirciye girersin, "abi ufak bir sağa çekme var" dersen adam güler sana. O ufak çekme var ya, o ön takımın oynamaktan artık pestilinin çıktığının, o kutunun içindeki yağın boşaldığının resmidir... Değiştirsene o rot başlarını, ne bekliyorsun parçanın tamamen kilitlenmesini mi?
Hani diyorlar ya "idare eder be, ne olacak alt tarafı rot işte" diye... İşte o idare eder dediğin her kilometre, direksiyon kutusunun ömründen çalınan ömürdür. Sonra yolda giderken kutu bir kilitlenirse, o direksiyon taş gibi donup kaldığında anlarsın masrafın bin katını...
O direksiyonu çevirdiğinde eline gelen o boşluk, o hafif vuruş hissi var ya, hepsi o kutunun "ben artık bittim" çığlığıdır. Kulak tıka bakalım daha ne kadar tıkayabileceksin... Bir sabah arabayı çalıştırıp direksiyonu sağa kırmaya çalıştığında o kütürtüyü duyduğun an, iş işten çoktan geçmiş olacak.
Direksiyon kutusu dediğin şey öyle taştan demirden ibaret sağlam bir parça sanılıyor, yanılıyorsunuz. İçindeki mil ve dişliler sürekli bir gerilim altında çalışır; sen bozuk rotu düzeltmeyip o titremeyi görmezden geldikçe o kutunun dişlileri birbirini yer, usta tezgâhında ağlatır adamı.
Tamirciye girersin, "abi ufak bir sağa çekme var" dersen adam güler sana. O ufak çekme var ya, o ön takımın oynamaktan artık pestilinin çıktığının, o kutunun içindeki yağın boşaldığının resmidir... Değiştirsene o rot başlarını, ne bekliyorsun parçanın tamamen kilitlenmesini mi?
Hani diyorlar ya "idare eder be, ne olacak alt tarafı rot işte" diye... İşte o idare eder dediğin her kilometre, direksiyon kutusunun ömründen çalınan ömürdür. Sonra yolda giderken kutu bir kilitlenirse, o direksiyon taş gibi donup kaldığında anlarsın masrafın bin katını...
O direksiyonu çevirdiğinde eline gelen o boşluk, o hafif vuruş hissi var ya, hepsi o kutunun "ben artık bittim" çığlığıdır. Kulak tıka bakalım daha ne kadar tıkayabileceksin... Bir sabah arabayı çalıştırıp direksiyonu sağa kırmaya çalıştığında o kütürtüyü duyduğun an, iş işten çoktan geçmiş olacak.