Mustafa Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sabah arabanın kapısını açtın, anahtarı çevirdin ve o tanıdık Renault kadranında turuncu bir ışık göz kırptı sana. Motor sembolü belirdi bir anda. İnsanın canı sıkılıyor, biliyorum. Hemen en kötüsünü düşünüyor musun sen de? Dur, panik yapma hemen, her zaman büyük bir felaket anlamına gelmez o ışık. Bazen sadece küçük bir sensörün sana "Hey, burada bir baksana" deme şeklidir bu...
Yakıt kapağını en son ne zaman tam sıktın, bir hatırlamaya çalış bakalım. Evet, şaka yapmıyorum, gevşek kalmış bir depo kapağı bile sistemdeki basıncı değiştirip o meşhur lambayı yakabiliyor. Renault modelleri bu tarz hava sızdırmalarına karşı biraz hassastır. Kenara çekip kapağı çıt sesini duyana kadar güzelce bir kapatmayı dene. Belki de sorun sadece bu kadardır ve birkaç kilometre sonra kendiliğinden sönüverir.
Aldığın yakıtın kalitesinden emin misin peki? Tanımadığın, yol üstü bir istasyondan depo doldurduysan eğer, motor o kalitesiz yakıtı sindirmekte zorlanabilir. Vuruntu yapar, yanma odasında işler istendiği gibi gitmez. Araba resmen öksürmeye başlar. Böyle durumlarda depodaki o kötü yakıt bitene kadar sakin sürmek, sonra da güvendiğin bir yerden kaliteli yakıt almak en mantıklısı.
Egzoz sisteminin gizli kahramanı oksijen sensörü var bir de, o ne alemde acaba? Motorun ne kadar hava ve yakıt yakacağını fısıldar bilgisayara. Zamanla üzeri kurum bağlar, eskir ve doğru ölçüm yapamaz hale gelir. Sen gaza basarsın, o yanlış anlar. Arabanın çekişten düştüğünü, eskisinden çok yaktığını hissediyorsan şüpheleri bu sensöre yöneltebilirsin. Değişmesi gerekir muhtemelen...
Bujiler... Ateşleme sisteminin o ufacık ama hayati parçaları. Eğer uzun zamandır periyodik bakımı aksattıysan, bujilerin ömrü bitmiş olabilir. Motor tekleme yapar, sarsıntılı çalışır. Hele sabahları soğukken araba ilk marşta zorlanıyorsa, o turuncu ışık muhtemelen bujiler yüzünden yanıyordur. Küçük bir masrafla, sadece yeni bir set bujiyle bu dertten tamamen kurtulman mümkün.
Bazen de dizel bir Renault kullanıyorsan, partikül filtresi dolmuş demektir. Şehir içi trafiğinde, dur kalklarda araba o filtreyi temizleyecek sıcaklığa bir türlü ulaşamaz. Egzoz gazı içeride sıkışıp kalır. Şöyle hafta sonu arabayı açık bir yola çıkarıp, yüksek devirde biraz bağırtarak sürmek... İnan bana, o filtrenin nefes almasını sağlar ve lambayı söndürür.
Yine de ışık inatla yanmaya devam ediyorsa, kendini ve arabayı daha fazla yorma derim. Sanayide ya da serviste bilgisayara bağlatmak en doğrusu. Bilgisayar ekranında çıkacak tek bir hata kodu, nokta atışı söyler sorunun ne olduğunu. Belki sadece basit bir kablo temassızlığı, belki de daha detaylı bakılması gereken bir durum... Görmezden gelme, ama uykularını kaçıracak kadar da büyütme gözünde.
Yakıt kapağını en son ne zaman tam sıktın, bir hatırlamaya çalış bakalım. Evet, şaka yapmıyorum, gevşek kalmış bir depo kapağı bile sistemdeki basıncı değiştirip o meşhur lambayı yakabiliyor. Renault modelleri bu tarz hava sızdırmalarına karşı biraz hassastır. Kenara çekip kapağı çıt sesini duyana kadar güzelce bir kapatmayı dene. Belki de sorun sadece bu kadardır ve birkaç kilometre sonra kendiliğinden sönüverir.
Aldığın yakıtın kalitesinden emin misin peki? Tanımadığın, yol üstü bir istasyondan depo doldurduysan eğer, motor o kalitesiz yakıtı sindirmekte zorlanabilir. Vuruntu yapar, yanma odasında işler istendiği gibi gitmez. Araba resmen öksürmeye başlar. Böyle durumlarda depodaki o kötü yakıt bitene kadar sakin sürmek, sonra da güvendiğin bir yerden kaliteli yakıt almak en mantıklısı.
Egzoz sisteminin gizli kahramanı oksijen sensörü var bir de, o ne alemde acaba? Motorun ne kadar hava ve yakıt yakacağını fısıldar bilgisayara. Zamanla üzeri kurum bağlar, eskir ve doğru ölçüm yapamaz hale gelir. Sen gaza basarsın, o yanlış anlar. Arabanın çekişten düştüğünü, eskisinden çok yaktığını hissediyorsan şüpheleri bu sensöre yöneltebilirsin. Değişmesi gerekir muhtemelen...
Bujiler... Ateşleme sisteminin o ufacık ama hayati parçaları. Eğer uzun zamandır periyodik bakımı aksattıysan, bujilerin ömrü bitmiş olabilir. Motor tekleme yapar, sarsıntılı çalışır. Hele sabahları soğukken araba ilk marşta zorlanıyorsa, o turuncu ışık muhtemelen bujiler yüzünden yanıyordur. Küçük bir masrafla, sadece yeni bir set bujiyle bu dertten tamamen kurtulman mümkün.
Bazen de dizel bir Renault kullanıyorsan, partikül filtresi dolmuş demektir. Şehir içi trafiğinde, dur kalklarda araba o filtreyi temizleyecek sıcaklığa bir türlü ulaşamaz. Egzoz gazı içeride sıkışıp kalır. Şöyle hafta sonu arabayı açık bir yola çıkarıp, yüksek devirde biraz bağırtarak sürmek... İnan bana, o filtrenin nefes almasını sağlar ve lambayı söndürür.
Yine de ışık inatla yanmaya devam ediyorsa, kendini ve arabayı daha fazla yorma derim. Sanayide ya da serviste bilgisayara bağlatmak en doğrusu. Bilgisayar ekranında çıkacak tek bir hata kodu, nokta atışı söyler sorunun ne olduğunu. Belki sadece basit bir kablo temassızlığı, belki de daha detaylı bakılması gereken bir durum... Görmezden gelme, ama uykularını kaçıracak kadar da büyütme gözünde.