Kemal Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Torpidonun arkasındaki o daracık kutuda unuttuğumuz elyaf parçası, sandığımızdan çok daha fazla mühendislik barındırıyor aslında. Fan motoru havayı çekerken, mikron mertebesindeki gözeneklerden geçmeye zorlanan hava molekülleri sürtünmeyle yavaşlar. Karbon katmanlı lifler zamanla dolduğunda, klimanın evaporatör peteklerine ulaşan hava debisi (CFM cinsinden) hissedilir derecede düşer. Isı transferi katsayısı azalan sistem, kabin içindeki sıcaklığı absorbe edemez hale gelir. Yani evet, o incecik kağıt filtre tıkandığında üfleme zayıflar, kompresör boşuna yükte çalışır...
Klimayı açtığınızda o eski, rutubetli kokunun gelmesi sadece hijyen sorunu değil, teknik bir alarmdır. Nemlenen partiküller filtrenin gözeneklerini tıkayıp statik basıncı artırdığında, fan motoru havayı itemez. Kanallardaki hava akış hızı (velocity) düştüğü için evaporatör yüzeyinde donma meydana gelebilir. Çoğu sürücü gazın bittiğini düşünür oysa sorun tamamen hava sirkülasyonunun kesintiye uğramasıdır. Havanın soğuması için önce o filtreden rahatça geçebilmesi gerekir; akış yoksa soğutma da yoktur.
Bazen sanayide usta eli değmeden önce kendimiz açıp bakmalıyız o küçük bölmeye. Aktif karbonlu filtrelerin yüzey alanı, gaz fazındaki kirleticileri tutabilmek için mikroskobik gözeneklerle genişletilmiştir. Bu gözenekler dolduğunda sistemin statik direnci yükselir ve üfleç (blower) motoru amperi yükselterek daha fazla akım çekmeye başlar. Soğutma performansındaki o gizemli düşüşün, aslında tamamen akışkanlar mekaniğiyle ilgili basit bir tıkanıklık olması şaşırtıcı. Değiştirmediğimiz her gün, kompresörün ömründen çalıyoruz...
Peki, yeni bir filtre aldıktan sonra klimanın buz gibi üflemesi tesadüf mü? Hava akışının önündeki direnç (pascal cinsinden basınç kaybı) sıfıra yaklaştığında, evaporatör üzerindeki ısı alışverişi maksimum verimliliğe ulaşır. Soğutucu akışkan gaz (R134a veya R1234yf), kabinden gelen sıcak havayı optimum sürede çekip kendi bünyesine alır. Temiz filtre, sistemin termodinamik döngüsünü rahatlatarak soğutma çevrimini kusursuzlaştırır. Bir bakın derim, belki de klimanız sadece biraz temiz hava almak istiyordur.
Klimayı açtığınızda o eski, rutubetli kokunun gelmesi sadece hijyen sorunu değil, teknik bir alarmdır. Nemlenen partiküller filtrenin gözeneklerini tıkayıp statik basıncı artırdığında, fan motoru havayı itemez. Kanallardaki hava akış hızı (velocity) düştüğü için evaporatör yüzeyinde donma meydana gelebilir. Çoğu sürücü gazın bittiğini düşünür oysa sorun tamamen hava sirkülasyonunun kesintiye uğramasıdır. Havanın soğuması için önce o filtreden rahatça geçebilmesi gerekir; akış yoksa soğutma da yoktur.
Bazen sanayide usta eli değmeden önce kendimiz açıp bakmalıyız o küçük bölmeye. Aktif karbonlu filtrelerin yüzey alanı, gaz fazındaki kirleticileri tutabilmek için mikroskobik gözeneklerle genişletilmiştir. Bu gözenekler dolduğunda sistemin statik direnci yükselir ve üfleç (blower) motoru amperi yükselterek daha fazla akım çekmeye başlar. Soğutma performansındaki o gizemli düşüşün, aslında tamamen akışkanlar mekaniğiyle ilgili basit bir tıkanıklık olması şaşırtıcı. Değiştirmediğimiz her gün, kompresörün ömründen çalıyoruz...
Peki, yeni bir filtre aldıktan sonra klimanın buz gibi üflemesi tesadüf mü? Hava akışının önündeki direnç (pascal cinsinden basınç kaybı) sıfıra yaklaştığında, evaporatör üzerindeki ısı alışverişi maksimum verimliliğe ulaşır. Soğutucu akışkan gaz (R134a veya R1234yf), kabinden gelen sıcak havayı optimum sürede çekip kendi bünyesine alır. Temiz filtre, sistemin termodinamik döngüsünü rahatlatarak soğutma çevrimini kusursuzlaştırır. Bir bakın derim, belki de klimanız sadece biraz temiz hava almak istiyordur.