Burak Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Kış ortasında göğüse üfleyen o buz gibi havayla karşılaşınca ilk akla gelen genelde termostat arızası ya da devirdaim pompası olur; oysa gözden kaçan o küçücük parça, yani polen filtresi, havalandırma radyatörüne giden hava debisini doğrudan kestiği için kabin içinin ısınmasını tamamen engelleyebilir. Yıllarca Sanayi Sitesi'ndeki ustaların "bu sadece tozu tutar, ısıtmayla ne alakası var" dediğine şahit oldum ama işin mekaniği öyle demiyor işte. Filtrenin üzerindeki mikro gözenekler yaprak, nem ve kurum yüzünden dolduğunda, fan motoru ne kadar yüksek devirde dönerse dönsün, kalorifer peteğinin (matrix) üzerinden geçip içeri süzülecek hava miktarı (CFM değeri) dibe vurur. Isı transferi gerçekleşmez, radyatörde hapsolan sıcaklık içeriye aktarılamaz...
Sistemdeki hava akış direnci artınca ne oluyor sanıyorsunuz? Havalandırma fanının önündeki statik basınç yükseliyor ve ısıtma radyatörünün kılcal kanallarından geçip kabine ulaşması gereken hava kütlesi adeta bir duvara çarpıyor. Hava petekle temas edemeyince, motordan gelen 90 derecelik soğutma sıvısı kalorifer radyatörünü kor gibi yaksa bile siz içeride montla oturmak zorunda kalırsınız. Sıcaklık var ama taşıyıcı rüzgar yok; dolayısıyla kaloriferiniz aslında ısıtıyor ama o ısıyı size ulaştıracak sirkülasyon felç olmuş durumda.
Eski bir araçta başıma gelmişti, peteği söktürmek için göğsü komple indirmeyi teklif eden ustalara inat sadece 150 liralık bir filtre değişimiyle sorunu çözmüştüm. Karbonlu ya da standart kağıt bazlı filtrelerin belirli bir kullanım ömrü var; nemle birleşen toz tabakası filtrenin yüzeyinde adeta betonlaşmış bir katman oluşturuyor. Blower motoru çırpınır, sigorta kutusu ısınır, hatta fan direnci (rezistans) aşırı yükten yanar ama içeriye sadece zayıf ve ılık bir üfleme ulaşır. Bazen çözüm en karmaşık parçada değil, tam torpido gözünün arkasındaki o basit havalandırma elemanında gizlidir.
Göstergedeki motor sıcaklık ibreniz tam ortadaysa, radyatör hortumları alev gibi yanıyorsa ve siz hala araç içinde parmaklarınızı hissedemiyorsanız... Havalandırma kanallarından gelen sesin tonuna dikkat edin; fan yüksek devirde derin bir "uğultu" yapıyor ama ızgaralardan rüzgar çıkmıyorsa teşhisi koydunuz demektir. Tıkanmış filtre, havalandırma kanalındaki Bernoulli prensibini bile bozar; havanın ivmelenmesini engeller, basıncı düşürür. Hava geçmeyince transfer edilecek termal enerji de bağajda unutulmuş bir bavul gibi atıl kalır.
Filtreyi söküp güneşe doğru tuttuğunuzda arkasını göremiyorsanız o parça artık işlevini yitirmiştir, derhal çöpe atın. Aktif karbon kaplı ürünlerin hava geçirgenliği standart kağıt filtrelere göre biraz daha düşük olsa da, dolmuş bir standart filtrenin yanında adeta otoban sayılır. Polenin, yaprak kırıntılarının ve şehir kurumunun oluşturduğu o katranımsı tabaka değişmediği sürece kalorifer peteğini temizletmek veya antifrizi tazelemek size sadece vakit kaybettirir. Küçük bir ihmal, kış gününde kabin konforunu tamamen sıfırlamaya yeter.
Sistemdeki hava akış direnci artınca ne oluyor sanıyorsunuz? Havalandırma fanının önündeki statik basınç yükseliyor ve ısıtma radyatörünün kılcal kanallarından geçip kabine ulaşması gereken hava kütlesi adeta bir duvara çarpıyor. Hava petekle temas edemeyince, motordan gelen 90 derecelik soğutma sıvısı kalorifer radyatörünü kor gibi yaksa bile siz içeride montla oturmak zorunda kalırsınız. Sıcaklık var ama taşıyıcı rüzgar yok; dolayısıyla kaloriferiniz aslında ısıtıyor ama o ısıyı size ulaştıracak sirkülasyon felç olmuş durumda.
Eski bir araçta başıma gelmişti, peteği söktürmek için göğsü komple indirmeyi teklif eden ustalara inat sadece 150 liralık bir filtre değişimiyle sorunu çözmüştüm. Karbonlu ya da standart kağıt bazlı filtrelerin belirli bir kullanım ömrü var; nemle birleşen toz tabakası filtrenin yüzeyinde adeta betonlaşmış bir katman oluşturuyor. Blower motoru çırpınır, sigorta kutusu ısınır, hatta fan direnci (rezistans) aşırı yükten yanar ama içeriye sadece zayıf ve ılık bir üfleme ulaşır. Bazen çözüm en karmaşık parçada değil, tam torpido gözünün arkasındaki o basit havalandırma elemanında gizlidir.
Göstergedeki motor sıcaklık ibreniz tam ortadaysa, radyatör hortumları alev gibi yanıyorsa ve siz hala araç içinde parmaklarınızı hissedemiyorsanız... Havalandırma kanallarından gelen sesin tonuna dikkat edin; fan yüksek devirde derin bir "uğultu" yapıyor ama ızgaralardan rüzgar çıkmıyorsa teşhisi koydunuz demektir. Tıkanmış filtre, havalandırma kanalındaki Bernoulli prensibini bile bozar; havanın ivmelenmesini engeller, basıncı düşürür. Hava geçmeyince transfer edilecek termal enerji de bağajda unutulmuş bir bavul gibi atıl kalır.
Filtreyi söküp güneşe doğru tuttuğunuzda arkasını göremiyorsanız o parça artık işlevini yitirmiştir, derhal çöpe atın. Aktif karbon kaplı ürünlerin hava geçirgenliği standart kağıt filtrelere göre biraz daha düşük olsa da, dolmuş bir standart filtrenin yanında adeta otoban sayılır. Polenin, yaprak kırıntılarının ve şehir kurumunun oluşturduğu o katranımsı tabaka değişmediği sürece kalorifer peteğini temizletmek veya antifrizi tazelemek size sadece vakit kaybettirir. Küçük bir ihmal, kış gününde kabin konforunu tamamen sıfırlamaya yeter.