Hamza Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Direksiyonun başına geçip kontağı çevirdiğiniz o an, kadrandaki o sarı motor ışığının size göz kırpması kadar can sıkan çok az şey vardır. Gösterge panelinde aniden beliren P0041 kodu, tam olarak bu keyif kaçıran anların başrol oyuncusudur. Egzoz sistemindeki sensörlerin birbiriyle kavga ettiğini, daha doğrusu birbirlerinin kablolarını karıştırdığını söyler size bu kod... Aracınızın beyni, yani ECU, egzozdaki oksijen sensörlerinin ısıtıcı devrelerinin ters bağlandığını fark etmiştir. Sinyaller karışmış, düzen bozulmuştur bir kere.
Tamirciye gidip "Arabam teklemiyor, çekişi de yerinde, bu ışık niye yanıyor?" diye sormak çok insani bir refleks. Haklısınız da, araba yürümeye devam eder ama içten içe yanlış bir karıştırma oranıyla yakıt yakar. Birkaç gün önce yapılan basit bir egzoz tamiri ya da sensör değişimi... İşte bütün mesele o an yapılan küçücük bir dikkatsizlikte gizlidir çoğu zaman. Sinyal kabloları Bank 1 ile Bank 2 arasında çapraz bağlanmıştır ve arabanın kafası iyice karışmıştır.
Peki ya bu kafa karışıklığı çözülmezse ne olur? Cüzdanınızdaki paranın egzozdan duman olup uçtuğunu fark edersiniz bir süre sonra. Motor ne kadar hava alıp ne kadar yakıt püskürteceğini tam kestiremez, zengin veya fakir karışımla debelenip durur. Sonra gelsin yüksek yakıt tüketimi, gitsin çevre muayenesinden kalan emisyon değerleri...
Ustaya gidip "Sensör bozulmuş, yenisini takalım" diyenlere hemen cüzdanınızı kaptırmayın derim ben. Çoğu zaman sensörün kendisi sapasağlamdır, sadece soketleri veya kablo tesisatı yanlış yerlere takılmıştır. Bir multimetre alıp kablo yollarını takip etmek, soketlerin doğru sensörle eşleşip eşleşmediğine bakmak sizi binlerce liralık lüzumsuz masraftan kurtarır. İnanın, kablo renklerini kontrol etmek yeni bir sensör almaktan hem daha ucuz hem de daha mantıklıdır.
Bazen de o soketlerin içine giren nem, gres ya da korozyon bütün iletişimi felç eder. Bağlantıları söküp güzel bir kontak spreyiyle temizlemek, tırnakların tam oturduğundan emin olmak mucizeler yaratabilir... Denemekten ne çıkar ki? İşaretleri doğru okursanız, o gıcık sarı ışıktan kurtulmak sandığınızdan çok daha zahmetsiz olacaktır.
Tamirciye gidip "Arabam teklemiyor, çekişi de yerinde, bu ışık niye yanıyor?" diye sormak çok insani bir refleks. Haklısınız da, araba yürümeye devam eder ama içten içe yanlış bir karıştırma oranıyla yakıt yakar. Birkaç gün önce yapılan basit bir egzoz tamiri ya da sensör değişimi... İşte bütün mesele o an yapılan küçücük bir dikkatsizlikte gizlidir çoğu zaman. Sinyal kabloları Bank 1 ile Bank 2 arasında çapraz bağlanmıştır ve arabanın kafası iyice karışmıştır.
Peki ya bu kafa karışıklığı çözülmezse ne olur? Cüzdanınızdaki paranın egzozdan duman olup uçtuğunu fark edersiniz bir süre sonra. Motor ne kadar hava alıp ne kadar yakıt püskürteceğini tam kestiremez, zengin veya fakir karışımla debelenip durur. Sonra gelsin yüksek yakıt tüketimi, gitsin çevre muayenesinden kalan emisyon değerleri...
Ustaya gidip "Sensör bozulmuş, yenisini takalım" diyenlere hemen cüzdanınızı kaptırmayın derim ben. Çoğu zaman sensörün kendisi sapasağlamdır, sadece soketleri veya kablo tesisatı yanlış yerlere takılmıştır. Bir multimetre alıp kablo yollarını takip etmek, soketlerin doğru sensörle eşleşip eşleşmediğine bakmak sizi binlerce liralık lüzumsuz masraftan kurtarır. İnanın, kablo renklerini kontrol etmek yeni bir sensör almaktan hem daha ucuz hem de daha mantıklıdır.
Bazen de o soketlerin içine giren nem, gres ya da korozyon bütün iletişimi felç eder. Bağlantıları söküp güzel bir kontak spreyiyle temizlemek, tırnakların tam oturduğundan emin olmak mucizeler yaratabilir... Denemekten ne çıkar ki? İşaretleri doğru okursanız, o gıcık sarı ışıktan kurtulmak sandığınızdan çok daha zahmetsiz olacaktır.