Yusuf Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Opel direksiyon kutusu arızaları dediğimiz o lanet durum, aslında yolda giderken insanın ömründen ömür çalan, o pürüzsüz sürüş keyfini bir anda kabusa çeviren melun bir mekanik sıkıntıdan başka bir şey değil; yani direksiyon simidi bir sabah uyanırsın ve sana "ben artık dönmek istemiyorum" der gibi taş kesilir, o hidrolik ya da elektronik destek bir anda buhar olup uçmuştur.
Hidrolik direksiyon pompası ile mekanik dişlilerin o muazzam uyumu zamanla bozulur, yağ kaçakları o körüklerin altından sinsi sinsi sızmaya başlar ve sen kaputu açtığında o ağır, yanık hidrolik kokusunu duyduğunda aslında işin çoktan işten geçtiğini anlarsın... Direksiyon kutusu boşluk yapmaya görsün, otoyolda hız sabitleyiciyle giderken bile araba sağa sola gezinir, sürücü koltuğunda oturan adamın ensesinden soğuk terler boşanmasına sebep olur.
Elektronik destekli EPS sistemine sahip yeni nesil Opel modellerinde ise işin rengi tamamen değişir, arıza lambası yanar yanmaz o akıllı sistem kendini korumaya alır ve seni kol kası yapmaya mahkum eder; sensör arızaları veya tork sensörünün sinyal kesmesi bazen öyle bir an gelir ki, park ederken bile iki kişi direksiyonu çevirmek zorunda kalırsın.
O direksiyon dişli kutusunun içindeki mil zamanla aşınır, pinyon dişlisi yalama olur ve sen her kasisten geçtiğinde o alttan gelen "tak tak" sesleri kulaklarını tırmalamaya başlar; usta parmağıyla şöyle bir yoklar, "değişecek abi, bu tamirle falan kurtarmaz" der ve o an cebinden çıkacak rakamın hayali bile insanın gözünü yaşartır.
Çıkma parça peşinde koşmak bu devirde büyük kumar, revizyon gördü denilen o kutular altı ay sonra yine aynı yerden yağ kusmaya başlar; o yüzden orijinal parça ya da gerçekten bu işin pirim olmuş güvenilir bir rektifiye ustasından başkasına anahtar teslim edilmez bu hassas sisteme... Direksiyon dediğin şey şakaya gelmez, otobanda o kutu kitlenirse ne ABS kurtarır seni ne de ESP, o yüzden ilk boşlukta veya ağırlaşmada sanayinin yolunu tutacaksın, ertesi güne bırakmaya gelmez bu iş.
Hidrolik direksiyon pompası ile mekanik dişlilerin o muazzam uyumu zamanla bozulur, yağ kaçakları o körüklerin altından sinsi sinsi sızmaya başlar ve sen kaputu açtığında o ağır, yanık hidrolik kokusunu duyduğunda aslında işin çoktan işten geçtiğini anlarsın... Direksiyon kutusu boşluk yapmaya görsün, otoyolda hız sabitleyiciyle giderken bile araba sağa sola gezinir, sürücü koltuğunda oturan adamın ensesinden soğuk terler boşanmasına sebep olur.
Elektronik destekli EPS sistemine sahip yeni nesil Opel modellerinde ise işin rengi tamamen değişir, arıza lambası yanar yanmaz o akıllı sistem kendini korumaya alır ve seni kol kası yapmaya mahkum eder; sensör arızaları veya tork sensörünün sinyal kesmesi bazen öyle bir an gelir ki, park ederken bile iki kişi direksiyonu çevirmek zorunda kalırsın.
O direksiyon dişli kutusunun içindeki mil zamanla aşınır, pinyon dişlisi yalama olur ve sen her kasisten geçtiğinde o alttan gelen "tak tak" sesleri kulaklarını tırmalamaya başlar; usta parmağıyla şöyle bir yoklar, "değişecek abi, bu tamirle falan kurtarmaz" der ve o an cebinden çıkacak rakamın hayali bile insanın gözünü yaşartır.
Çıkma parça peşinde koşmak bu devirde büyük kumar, revizyon gördü denilen o kutular altı ay sonra yine aynı yerden yağ kusmaya başlar; o yüzden orijinal parça ya da gerçekten bu işin pirim olmuş güvenilir bir rektifiye ustasından başkasına anahtar teslim edilmez bu hassas sisteme... Direksiyon dediğin şey şakaya gelmez, otobanda o kutu kitlenirse ne ABS kurtarır seni ne de ESP, o yüzden ilk boşlukta veya ağırlaşmada sanayinin yolunu tutacaksın, ertesi güne bırakmaya gelmez bu iş.