Murat Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Asfaltı ağlatan o İngiliz asilzadeleri, alt takımından gelen tek bir tıkırtıyla insanı hayattan soğutur.
Milyonluk devasa bir arazi aracının ön takımından gelen o metalik iniltiyi görmezden gelmek, körü körüne uçuruma yürümekten farksızdır.
Rotil denilen o minicik parça var ya, işte o parça bütün tonlarca ağırlığı omuzlarında taşır.
Yolda akıp giderken direksiyon birden sağa sola oynamaya başladıysa, geçmiş olsun, rota şaştı demektir.
Peki bu çelik mafsallar neden bu kadar çabuk pes eder?
Derin çukurlara balıklama atlamanın, mermer kaldırımlara vahşice tırmanmanın elbette bir bedeli olacak.
Yağmurlu bir günde o körükler yırtılır, içeri giren kum taneleri orayı adeta bir zımpara gibi kemirir...
İşte o an, direksiyondaki hakimiyetiniz sadece bir illüzyondan ibaret kalır.
Boşluk yapan rotil yolda aniden yerinden çıkarsa, o devasa makine bir anda kontrolden çıkarak sizi neye uğradığınıza şaşırtır.
Can güvenliği dediğimiz şey üç kuruşluk ucuz yan sanayi parçaya kurban edilemeyecek kadar kıymetlidir, bunu asla unutmayın.
Orijinal parça taktıralım derken servetteki serveti kaptırmamak lazım ama dandik çeliklerin de bu ağırlığı taşıyamayacağı aşikar.
Usta koltuğuna oturduğunuzda "Abi bu parça çelik gibi" dese bile siz yine de işin aslını kendi gözünüzle görün.
Aslında her şey sürücünün direksiyon başında o yola nasıl bastığıyla doğrudan alakalıdır.
Çukura yavaş girmenin, tümseğe merhamet etmenin arabanın ömrüne ömür kattığını kaç kişi biliyor ki?
Bir sabah garajdan çıkarken gelen o gıcırtı sesine kulak tıkarsanız, akşamına yolda kalma ihtimaliniz yüzde yüz.
Rotil arızası öyle kafaya takılmayacak küçük bir detay değil, aracın hayatta kalma refleksidir.
Kendinize bir iyilik yapın ve o ön takımı düzenli olarak gösterin, yoksa o sizi ilk sert virajda gösterir.
Milyonluk devasa bir arazi aracının ön takımından gelen o metalik iniltiyi görmezden gelmek, körü körüne uçuruma yürümekten farksızdır.
Rotil denilen o minicik parça var ya, işte o parça bütün tonlarca ağırlığı omuzlarında taşır.
Yolda akıp giderken direksiyon birden sağa sola oynamaya başladıysa, geçmiş olsun, rota şaştı demektir.
Peki bu çelik mafsallar neden bu kadar çabuk pes eder?
Derin çukurlara balıklama atlamanın, mermer kaldırımlara vahşice tırmanmanın elbette bir bedeli olacak.
Yağmurlu bir günde o körükler yırtılır, içeri giren kum taneleri orayı adeta bir zımpara gibi kemirir...
İşte o an, direksiyondaki hakimiyetiniz sadece bir illüzyondan ibaret kalır.
Boşluk yapan rotil yolda aniden yerinden çıkarsa, o devasa makine bir anda kontrolden çıkarak sizi neye uğradığınıza şaşırtır.
Can güvenliği dediğimiz şey üç kuruşluk ucuz yan sanayi parçaya kurban edilemeyecek kadar kıymetlidir, bunu asla unutmayın.
Orijinal parça taktıralım derken servetteki serveti kaptırmamak lazım ama dandik çeliklerin de bu ağırlığı taşıyamayacağı aşikar.
Usta koltuğuna oturduğunuzda "Abi bu parça çelik gibi" dese bile siz yine de işin aslını kendi gözünüzle görün.
Aslında her şey sürücünün direksiyon başında o yola nasıl bastığıyla doğrudan alakalıdır.
Çukura yavaş girmenin, tümseğe merhamet etmenin arabanın ömrüne ömür kattığını kaç kişi biliyor ki?
Bir sabah garajdan çıkarken gelen o gıcırtı sesine kulak tıkarsanız, akşamına yolda kalma ihtimaliniz yüzde yüz.
Rotil arızası öyle kafaya takılmayacak küçük bir detay değil, aracın hayatta kalma refleksidir.
Kendinize bir iyilik yapın ve o ön takımı düzenli olarak gösterin, yoksa o sizi ilk sert virajda gösterir.