Hakan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sürüş keyfinin tam ortasında, o kapkaranlık kadranla baş başa kaldığınız anı biliyor musunuz? Ben çok iyi biliyorum; geçen hafta başıma geldiğinde önce ekranın ışığı biraz yalpaladı, sonra pat diye gitti her şey. Devir göstergesi bir yerde çakılı kaldı, hız ibresi sanki zaman durmuş gibi sıfıra çakıldı. Şehirlerarası yoldasınız ve ne hızınızı biliyorsunuz ne de depoda ne kadar benzin kaldığını... Tek bir küçük plastik parçanın, birkaç yüz bin liralık arabayı nasıl bir meçhule çevirdiğini görmek insanı gerçekten sarsıyor.
Direksiyonun altındaki o küçücük sigorta kutusu, aslında aracın gizli beyin noktasıdır. Hani "Basit bir tel parçası işte, ne olacak ki?" deyip geçtiğimiz şey var ya, hah işte o yandığı an arabanın bütün iletişim kanalları bir anda kopuyor. Kadranlar uyur, ikaz lambaları susar, yol bilgisayarı derin bir sessizliğe gömülür. Bazen tek bir yüksek voltaj dalgalanması yetiyor o minicik teli eritip bitirmeye...
Kendi kendime "Neden şimdi, neden bu yolda?" diye sorarken buldum kendimi kenara çekerken. Bazen sorun sadece sigortanın ömrünü tamamlamasıdır, bazen de arkada sinsice bekleyen kısa devreli bir kablo tesisatı. Ama o an paniklemek hiçbir şeyi çözmüyor tabii. Kontağı kapatıp bir süre beklemek, o karanlık panelle göz göze gelmek tam bir sabır testi. Bir de o koku yok mu, hafif yanık plastik kokusu burnunuza geldi mi anlayın ki işlem tamam...
Yolda kalmanın o garip çaresizliğini yaşamamak için torpidoda her zaman yedek sigorta bulundurmak şart. Bakıyorsunuz plastik ambalajında duruyor, "Lazım olmaz" diyorsunuz ama gurbet yolunda hayat kurtarıyor. Amper değerine dikkat ederek yenisini takmak sadece iki dakikanızı alır, hayatınızı normale döndürür. Fakat doğru amperi tutturmak hayati; tutup da beş amperlik yere yirmi amperlik olanı takarsanız, mazallah o küçük arızayı koca bir yangına çevirirsiniz...
Eğer yeni taktığınız sigorta da saniyeler içinde cızırdayıp patlıyorsa, orada durup derin bir nefes alacaksınız. Belli ki mesele sadece o küçük plastik parça değil, sistemin derinliklerinde bir yerlerde bir kablo şasiye değiyor. Bazen teyp tesisatıyla oynayan bir ustanın hatasıdır bu, bazen de zamanla aşınan bir kablo demeti. İnat etmeyin, arabayı zorlamayın; hemen iyi bir oto elektrikçinin yolunu tutun.
Sonuçta arabalar metal ve elektronikten ibaret ama bizi yarı yolda bıraktıklarında hissettirdikleri gayet insani. Kadranların yeniden aydınlandığı, ibrelerin neşeyle yukarı fırladığı o anı görmek bir sürücü için küçük bir zafer anıdır. Küçük bir sigorta deyip geçmeyin, aracınızın dilini anlamak bazen o minik plastik parçaların dilini okumaktan geçiyor...
Direksiyonun altındaki o küçücük sigorta kutusu, aslında aracın gizli beyin noktasıdır. Hani "Basit bir tel parçası işte, ne olacak ki?" deyip geçtiğimiz şey var ya, hah işte o yandığı an arabanın bütün iletişim kanalları bir anda kopuyor. Kadranlar uyur, ikaz lambaları susar, yol bilgisayarı derin bir sessizliğe gömülür. Bazen tek bir yüksek voltaj dalgalanması yetiyor o minicik teli eritip bitirmeye...
Kendi kendime "Neden şimdi, neden bu yolda?" diye sorarken buldum kendimi kenara çekerken. Bazen sorun sadece sigortanın ömrünü tamamlamasıdır, bazen de arkada sinsice bekleyen kısa devreli bir kablo tesisatı. Ama o an paniklemek hiçbir şeyi çözmüyor tabii. Kontağı kapatıp bir süre beklemek, o karanlık panelle göz göze gelmek tam bir sabır testi. Bir de o koku yok mu, hafif yanık plastik kokusu burnunuza geldi mi anlayın ki işlem tamam...
Yolda kalmanın o garip çaresizliğini yaşamamak için torpidoda her zaman yedek sigorta bulundurmak şart. Bakıyorsunuz plastik ambalajında duruyor, "Lazım olmaz" diyorsunuz ama gurbet yolunda hayat kurtarıyor. Amper değerine dikkat ederek yenisini takmak sadece iki dakikanızı alır, hayatınızı normale döndürür. Fakat doğru amperi tutturmak hayati; tutup da beş amperlik yere yirmi amperlik olanı takarsanız, mazallah o küçük arızayı koca bir yangına çevirirsiniz...
Eğer yeni taktığınız sigorta da saniyeler içinde cızırdayıp patlıyorsa, orada durup derin bir nefes alacaksınız. Belli ki mesele sadece o küçük plastik parça değil, sistemin derinliklerinde bir yerlerde bir kablo şasiye değiyor. Bazen teyp tesisatıyla oynayan bir ustanın hatasıdır bu, bazen de zamanla aşınan bir kablo demeti. İnat etmeyin, arabayı zorlamayın; hemen iyi bir oto elektrikçinin yolunu tutun.
Sonuçta arabalar metal ve elektronikten ibaret ama bizi yarı yolda bıraktıklarında hissettirdikleri gayet insani. Kadranların yeniden aydınlandığı, ibrelerin neşeyle yukarı fırladığı o anı görmek bir sürücü için küçük bir zafer anıdır. Küçük bir sigorta deyip geçmeyin, aracınızın dilini anlamak bazen o minik plastik parçaların dilini okumaktan geçiyor...